Türkiye’de gazetecilik denince akla gelen güçlü isimlerden biri Zeynel Lüle… Yıllardır hem Türkiye’nin hem dünyanın kritik dönemlerini, toplumsal hafızaya yazılan anlarını sahadan aktaran bir muhabir, bir tanık. Ama Lüle’nin dünyası sadece haberin sert, keskin ışığından ibaret değil. Onun bir de kimsenin pek bilmediği, kimi zaman saklı duran ama aslında hayatının en eski, en derin damarlarından biri olan bir yönü var; müzik.

Lüle’nin müzikle kurduğu bağın kökleri çok daha derin. Malatya’nın Arguvan ilçesinden gelen babasının türküleri, Ankara Radyosu Türk Sanat Müziği korosunda bulunan komşusuyla tanışan annesinin müzikle olan yakınlığı derken, Lüle’nin çocukluk yılları adeta melodilerle çevrilmiş bir atmosferde geçiyor. Babasını genç yaşta kaybetmesinin ardından annesinin eve aldığı piyanoyla birlikte duygu dünyası artık tuşlara dökülmeye başlayan Lüle, “Daha 15 yaşındaydım. Şarkı bestelemeye daha o yıllarda başladım. Var olan şarkılar bana yetmedi, kendime ait müzik yaratmalıydım. Yaşadığım yoğun duygular daha o yaşlarda piyanonun tuşlarına yansıdı” diyor.

Lüle, gazeteciliğin dış dünyaya tuttuğu projektörü yıllarca taşıdı; kimi zaman ise sözü, melodilerin iç dünyaya açılan kapısına bıraktı. Kendisiyle tanıklığın iki yüzünü, haberin sert gerçeğini ve müziğin içsel hakikatini konuştuk.

Zeynel Lüle 3

“Dış dünyanın gerçeğini yazıyla, iç dünyanın gerçeğini ise ezgiyle kayda geçiriyorum”

Gazetecilik yılları boyunca pek çok olaya tanıklık eden Lüle’ye müziğin bu tanıklığın neresinde durduğunu sorduğumuzda şunları söylüyor:

“Gazetecilikte tanıklık, olayların dış yüzünü, toplumsal etkisini, tarihsel bağlamını ortaya koyar. Nesnel bir gözle bakmayı, kelimeleri keskin bir bıçak gibi kullanmayı gerektirir.

Müzikte tanıklık ise, olayların içimizde bıraktığı yankıyı, kişisel duyguları ve öznel titreşimleri dile getirir. Nesnellikten çok, içsel hakikati ve ruhun tanıklığını öne çıkarır.

Benim için müzik, gazeteciliğin bıraktığı izleri dönüştüren bir alan gibi görünüyor. Yıllarca dış dünyaya tanıklık ettim, şimdi ise iç dünyaya, özlemime, sevgime tanıklık ediyorum. Gazetecilikte kalemim toplum için konuştu, müzikte ise kalemim, ya da melodim, ailem, sevdiğim dostlarım ve hem benim hem de yakın çevremin yaşadıklarının tanıkları, onların etkisiyle konuşuyor.

Bence müzik, benim tanıklığımın ikinci katmanı: dış dünyanın gerçeğini yazıyla, iç dünyanın gerçeğini ise ezgiyle kayda geçiriyorum. İkisi birleşince hem tarihe hem aşka tanıklık eden bir bütünlük oluşuyor.”

Zeynel Lüle

“Şarkı yazmak, duygunun haberini yapmak gibidir”

Gazetecilik ile müzik arasında aslında düşündüğünden çok daha güçlü bağlar olduğunu anlatan Lüle, her iki alanda da “hikâye anlatma” ve “duyguyu görünür kılma” ortaklığının öne çıktığını vurguluyor. Haberin gerçeği görünür kıldığını, müziğin ise duygunun gerçeğini açığa çıkardığını söyleyen deneyimli gazeteci, şarkı yazmayı bir tür “duygusal habercilik” olarak tanımlıyor. Müzik üretirken gazetecilik disiplininin devreye girdiğini, bir şarkının yapısının da tıpkı haber gibi kurgu, ritim ve dil hassasiyeti gerektirdiğini belirtiyor.

Lüle, bu iki alan arasındaki bağı şöyle anlatıyor:

“Haberin özü:, gerçeği görünür kılmak, topluma aktarmak. Nesnel bir gözle olayları kayda geçirmek. Okuyucunun zihninde bir resim yaratmak.

Müziğin özü ise: içsel gerçeği, duygunun titreşimini görünür kılmak. Nesnellikten çok öznel tanıklık: kalbin gördüğünü dile getirmek.

Dinleyenin yüreğinde bir resim yaratmak. Dolayısıyla ikisinde de hikâye anlatma ve his uyandırma ortak damar.

Gazetecilik kimliğim müzik üretirken de devreye giriyor bence. Bir kere kurgusal bir disiplin gerekiyor. Haberde olduğu gibi şarkıda da yapıyı kuruyorsunuz; dörtlükler, nakaratlar, ritm gibi...

Dil hassasiyeti gerekiyor. Gazetecilikte kelime seçimi nasıl kritikse, şarkıda da aynı titizlikle duyguyu taşıyan sözcükleri seçiyorsunuz. Tanıklık bilinci gerekiyor. Haberde topluma tanıklık, şarkıda kendi ruhunuza ve sevdiğinize tanıklık.

Evet, şarkı yazmayı “duygusal habercilik” gibi düşünebiliriz.. Haberde “olayın gerçeğini” aktarıyorsunuz; şarkıda ise “duygunun gerçeğini.” İkisi de bir tür kayıt: biri dış dünyanın, diğeri iç dünyanın.”

“Müzik üretirken gazetecilik kimliğiniz devreye giriyor mu?” diye sorduğumuzda ise Lüle şöyle cevaplıyor:

“Şimdi bu soru bir merakıma da neden oldu. Acaba şarkı yazarken daha çok gazeteciliğin disiplinini mi hissediyorum, yoksa tamamen ondan sıyrılıp özgür bir duygusal akışa mı bırakıyorum kendimi? Bunu düşünmem lazım.”

Zeynel Lüle 4.Jpg

“Şarkılarımda çocukluğum, acılarım ve büyüdüğüm duygular var”

Lüle’nin gençlik yıllarının duygusal yoğunluğundan doğan besteleri bugün hâlâ dinleyicilerle buluşuyor. “İsteme Benden”, “Menekşe Gözler” ve özellikle babasının ardından yazdığı “Özleyiş” bu dönemin en güçlü izlerini taşıyor. Lüle, şöyle anlatıyor:

“Babamızı kaybettiğimizde ben henüz 15 yaşındaydım. "Geçmiyor günlerim senden uzakta" diye başlayan bu şarkıyı bestelediğimde ise herhalde 16 ya da 17 yaşındaydım. Babamın akrabası Hıdır abi çok güzel bir şiir yazmıştı babamın ardından, çok etkilenmiştim. O şarkı böyle çıktı. “Özleyiş”i çaldığımda herkes kendi babasını, kendi kaybını düşünüyor. Bazıları ağlıyor. Bu bağ çok kıymetli.

Bu saydığım şarkıların klibini çektim ve kaydettim. Bunlar biliniyor. Ama daha hiç duyulmayan ve yine o yıllara ait o kadar çok şarkım var ki...

"Yalnız Şarkı" ise 90'lı yıllara ait. Strasbourg'un karlı bir akşamı doğdu müziği. Sözlerini de Murat Hasari yazdı.”

Zeynel Lüle son

“Sanatçının en güçlü eseri içsel çatışmalarından çıkar”

Lüle’nin şarkılarında yalnızlık, özlem ve geçmişle yüzleşme temalarının ağırlıkta olmasının nedeni kişisel dünyasının izleri. Ona göre sanatçının en güçlü eseri, kendi içsel çatışmalarından beslenen eser:

“Şarkılarım iç dünyamın dışa yansıması. Yalnızlık, özlem, geçmişle yüzleşme… Bunlar benim duygusal yakıtım. Sanatçının en güçlü eseri içsel çatışmalarından çıkar. Dinleyenler de kendi yalnızlığıyla, özlemleriyle, kayıplarıyla bir bağ kuruyor.”

“Müzik benim için evde pencereyi aralayıp derin bir nefes almak gibi”

Lüle’nin gazeteciliğin yoğun temposu ile müziğin sakinliği arasında kurduğu denge ise yıllar içinde doğal bir ritme dönüşmüş. Gazeteciliğin enerji ve adrenalin yüküyle, müziğin nefes açan dinginliğinin birbirini tamamladığını söyleyen Lüle, şöyle anlatıyor:

“Gazetecilik stresli bir meslek; müzik daha sakin bir alan. Ama müzik benim için evde pencereyi aralayıp derin bir nefes almak gibi…

Gazeteciliğin enerjisi de gerekli, müziğin sakinleştirici tarafı da. İkisi birbirini dengeliyor.”

Zeynel Lüle 2.Jpg

“Müzik olmasaydı gazeteci olmazdım; müzik beni gazeteciliğe taşıdı”

Lüle’nin gazeteci kimliğiyle sanatçı yönünü birlikte yürütme konusunda hiçbir zaman tereddüt yaşamadığı da dikkat çekici. Hatta müzik onun gazeteciliğe adım atmasının kapısını da aralamış. Fransa’da öğrenciyken Paris’te bir piyano barda çalışması, ardından bunun haber olması ve sonrasında Avrupa Konseyi’ndeki gelişmeleri aktarmaya başlamasıyla gazetecilik serüveni başlamış.

Christopher Nolan’ın "The Odyssey" filmi açılış hafta sonunda 264 milyon dolar hasılat elde etti
Christopher Nolan’ın "The Odyssey" filmi açılış hafta sonunda 264 milyon dolar hasılat elde etti
İçeriği Görüntüle

Zeynel Lüle 5.Jpg

İki yönünün birbirini her zaman için beslediğini vurgulayan Lüle, şunları kaydediyor:

“Fransa’da okurken para kazanmak için Paris’te bir piyano barda çalıştım. Orada ünlülerin uğradığı bir mekânda çaldığım haber oldu; “Ünlülerin mekânında Türk piyanist” diye. Sonra Strasbourg’a döndüğümde benden haber istenmeye başlandı. 80 darbesi olmuştu; Avrupa Konseyi’ndeki toplantılar önem kazanmıştı. Gazeteciliğim böyle başladı.Yani müzik beni gazeteciliğe taşıdı.

Bazı arkadaşlar “çalgıcı-gazeteci” gibi görünmenin kariyeri olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Ben bunu avantaja çevirdim. Meziyet sonuçta; olmayan düşünsün.”

“Albüm değil ama şarkılar bir bir gelecek…”

Bugün artık müziğin hayatında daha görünür bir yer alacağını söyleyen Lüle, arşivindeki onlarca besteyi sırayla dinleyiciyle buluşturmayı planlıyor. Albüm düşünmüyor ama tek tek yayınlanacak bir şarkı serisi ufukta. Kayıtlarını tamamladığı bestelerin kliplerini çekmek de planları arasında:

“Albüm değil ama tek tek çıkacak şarkılar dizisi olacak. Dostlarla bir araya gelip söyleyeceğiz, duygular yoğunlaşacak.Benim için müzik, paylaşmak ve melodilerle insanlara sarılmak.”

Muhabir: Nur Yıldız