Emine Bulut, Tuba Erkol ve daha niceleri

Utku ŞENSOY

Önce Emine Bulut’un Kırıkkale’de eski eşi tarafından kızının gözü önünde vahşice öldürülmesi, ardından, üç çocuk annesi Tuba Erkol’ un Konya’da eşi Bekir Erkol tarafından 20 yerinden bıçaklanarak katledilmesi, kadın cinayetlerine yönelik ülke çapında öfkeye neden oldu, birçok kentte binlerce kadın sokaklara döküldü.
Bu iki kadın cinayeti aslında buzdağının görünen kısmıydı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’na göre sadece Ağustos ayında 28 kadın öldürüldü, 2019’un ilk altı ayında Türkiye’de 214 kadın cinayete kurban gitti.Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu verilerine göre de,geçen yılülkemizde erkekler tarafından 440 kadın öldürüldü, 317 kadına cinsel şiddet uygulandı.
Polis Akademisi Başkanlığı’nca hazırlanan “Dünya ve Türkiye’de Kadın Cinayetleri 2016-2017-2018 Verileri ve Analizler” raporuna göre, Türkiye’de bu 3 yılda 932 kadın cinayete kurban gitti. En çok cinayet İstanbul, Ankara ve İzmir’de işlenirken, faillerin ve maktullerin yüzde 46’sının ilkokul mezunu olduğu belirlendi.
Bir başka resmi veri de Eğitim Sen’den. Eğitimde Cinsiyetçilik Raporu’na göre; 2016 yılında 600 bin kız çocuğu okula gidemedi. Türkiye, ‘cinsiyet eşitliği’ sırasında 144 ülke arasında 130. sırada.
4 YILDA 2 BİN 195 ÖLÜ VE YARALI
Son 4 yıla baktığımızda ise kadın cinayetleriyle ilgili çarpıcı veriler dikkat çekiyor.
2015 yılında 309’u silahlı toplam 414 kadın cinayeti. 414 ölü, 91 yaralı.
2016 yılında 317’si silahlı toplam 397 kadın cinayeti. 367 ölü, 109 yaralı.
2017 yılında 371’i silahlı toplam 472 kadın cinayeti. 387 ölü, 204 yaralı.
2018 yılında 341’i silahlı toplam 477 kadın cinayeti. 391 ölü, 232 yaralı.
Resmi verilere göre, Türkiye’de 15 yaşın üzerindeki her 10 kadından 4’ü şu ana kadar en az bir kere olmak üzere fiziksel, cinsel ve psikolojik tacize uğramış!
Veriler, raporlar ülkemiz açısından hiç de iç açıcı değil. Dahası son derece ürkütücü!
Cinsiyet eşitliği konusunda karnemizin kötü olduğunu biliyoruz. Peki Batı’da durum nasıl? Bu yalnız Türkiye’nin sorunu mu? İleri demokrasilerin yaşandığı İngiltere’de, Almanya’da durum pek de farklı değil. Sayılar bizdekilere göre daha az olmakla birlikte kadınlar orada da tamamen güvende değiller. Oralardaya da diğer Avrupa Birliği ülkelerinde kadınlar, eşler, eski eşler, sevgililer veya partnerleri tarafından katlediliyor…
Birleşmiş Milletler raporuna göre, dünya genelinde her gün 137 kadın, eşi ya da bir yakını tarafından öldürülüyor.
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ
Yeniden ülkemize dönecek olursak, Mor Çatı Vakfı, kadın düşmanı söylem ve politikaların kadınların hayatına mal olduğuna dikkat çekiyor. Oysa Türkiye ile birlikte 13 ülkenin taraf 25 ülkenin imzacı olduğu; Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi (İstanbul Sözleşmesi) Türkiye’de 1 Ağustos 2014’ de yürürlüğe girmişti. Demek ki sadece sözleşmelere imza atmak yeterli olmuyor.İktidarıyla, muhalefetiyle, yargı mensupları, kolluk kuvvetleri, basın, üniversiteleri, eğitimcileri toplumun top yekun bir farkındalık hareketi gerekiyor bu cinayetlere karşısı.Ancak kadın sorunları bununla da bitmiyor!
ÇOCUK GEBELİKLERİ
Çoğu zaman toplumda tabu olan,konuşulmayan bir yaradır çocuk gebelikleri. Şanlıurfa’da bu yılın ilk 6 ayında 21 kız çocuğu hamile kalmış. Şanlıurfa Barosu, adli makamlara yansıyan çocuğun cinsel istismarı vakalarında mağdur çocukların çoğunun 12 yaşından küçük olduğunu açıkladı. Çocuk istismarı ve çocuk gebelikleri bir tek kentimizle sınırlı değil, pek çok yörenin ciddi bir sorunu ve evliliklerle örtbas edilen bir konu.
Ülkemizde bunlar yaşanırken, Almanya’da eşcinsel evliliğin yasallaştığı 2017 yılı Ekim ayından 2018 sonuna kadar 33 bin eşcinsel çift nikahlandı. Bu veriler ışığında ülkedeki her 14 nikahtan biri eşcinsel çiftler arasında yapılıyor. Çoğumuza ters gelen bu tür nikahlar mı yoksa 12 yaşındaki çocukları hamile bırakmak mı sapkınlık? Şapkayı önümüze alıp düşünmemiz lazım.