ABD Başkanı Donald Trump, ikinci başkanlık döneminin ilk gününde imzaladığı bir kararnameyle doğumla vatandaşlık hakkını sınırlandırmayı hedeflemişti. Kararnameye karşı, aralarında eyaletler, sivil toplum kuruluşları ve hamile bir kadının da bulunduğu davacılar mahkemeye başvurdu. ABD Yüksek Mahkemesi, 30 Haziran 2026'da karara bağladığı Trump v. Barbara davasında, ABD'de hukuka aykırı veya geçici statüyle bulunan ebeveynlerden doğan çocukların da Anayasa'nın 14. Değişikliği kapsamında doğumla vatandaşlık hakkına sahip olduğuna hükmetti.

Başkan Trump, 6 Ağustos'ta bu kez Doğum Turizmine Son Verme Kararnamesi ve Amerikan Vatandaşlığının Anlamını ve Değerini Korumaya Devam Etme Kararnamesi adıyla iki kararname daha imzaladı. Birinci kararname doğum turizmini hedef alırken, ikincisi doğumla vatandaşlık hakkının tanınmayacağı durumların kapsamını genişletiyor. Türk vatandaşlarını doğrudan ilgilendiren ilk kararname ise göçmen olmayan vizeyle ABD'ye doğum amacıyla giden ya da gitmeyi planlayanları hedef alıyor.
750'den fazla vize iptal edildi
Özellikle doğum turizmini hedef alan kararnameye ilişkin sorularımızı yanıtlayan ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, doğum turizmiyle mücadelenin Trump yönetiminin öncelikleri arasında olduğunu belirterek, "Başkan Trump, ABD vatandaşlığının ülkenin göç yasalarının planlı biçimde istismar edilmesi yoluyla elde edilebilecek bir meta olmadığını açıkça ortaya koydu. Bakan Rubio'nun liderliğinde Dışişleri Bakanlığı, ABD vatandaşlığının bütünlüğünü korumak, göçmen olmayan vizelerin yalnızca yasal ve amacına uygun şekilde kullanılmasını sağlamak ve göç yasalarımızın doğum turizmi amacıyla istismar edilmesini önlemek için elindeki tüm araçları kullanıyor" açıklamasında bulundu. Yetkili, "ABD vizesi bir hak değil, bir ayrıcalıktır" diyerek, Görev Gücü'nün bugüne kadar dünya genelinde 750'den fazla vizeyi iptal ettiğini belirtti.
Doğum turizmi organize bir sektöre dönüştü
ABD Dışişleri Bakanlığı, 12 Ağustos'ta kamuoyuyla paylaştığı ayrı bir yazılı açıklamada doğum turizminin kâr amacı güden organize bir sektöre dönüştüğünü bildirdi. Bakanlığa göre bu alandaki aracılar, kendilerini zaman zaman doula (doğum sürecinde tıbbi olmayan destek sunan refakatçi), ebe veya sağlık danışmanı olarak tanıtarak "ABD'de doğum" hizmetlerinin yanı sıra vize danışmanlığı ve hastane organizasyonu da sunuyor. Açıklamada, "Bazı durumlarda sahte sağlık belgeleri düzenleniyor; müşterilere seyahat amaçlarını gizlemeleri ve hastane faturalarını ödemekten kaçınmaları yönünde tavsiyeler veriliyor. Çevrim içi reklamlarda ise 'otomatik vatandaşlık' ve 'sınırsız bir gelecek' vadediliyor" ifadelerine yer verildi.
Yanlış beyanda bulunanlara kalıcı vize yasağı uygulanabilir
Bakanlık, seyahat amaçlarını gizledikleri gerekçesiyle bir çifti örnek gösterdi. Açıklamaya göre çift, iki ayrı vize başvurusunda seyahat amaçlarını sırasıyla bir konferansa katılmak ve alışveriş yapmak olarak beyan etti; ancak her iki seyahat sırasında da ABD'de çocukları dünyaya geldi. Bakanlık, bu başvurular kapsamında alınan vizelerin iptal edildiğini açıkladı. Kararnameye göre, daha önce doğum turizmi amacıyla ABD'ye gitmiş ya da bu amaçla gitmeyi planlayan bir yabancının ülkeye girişi reddedilebiliyor; kişi hâlâ ABD'deyse sınır dışı da edilebiliyor.
Bakanlık, açıklamasının sonunda "Vize sistemini istismar eden yabancı uyruklular ile onlara yardımcı olanlar vizelerini, ABD'ye giriş imkânlarını ve bu ülkedeki geleceklerini kaybedebilir. Bu daha başlangıç" ifadelerini kullandı.
New York'ta 100'den fazla Türk çocuğu doğumla ABD vatandaşlığı kazandı
ABD Adalet Bakanlığı kayıtları, Türk vatandaşlarının da bu yolla ABD'de çocuk sahibi olduğunu gösteriyor. Bakanlık kayıtlarına göre, 2020'de New York eyaletinde açılan bir davada, yasa dışı bir şebekenin 2017-2020 arasında hamile Türk kadınlarını turist ve iş vizeleriyle ABD'ye getirdiği, doğum evlerinde barındırdığı ve hileli başvurularla Medicaid sağlık programından yararlanmalarını sağladığı ortaya çıktı. Şebeke aracılığıyla ABD'de doğan 100'den fazla Türk çocuğu doğumla ABD vatandaşlığı kazandı; ancak bu sayı yalnızca söz konusu şebeke kapsamında tespit edilen çocuklara ilişkin.
Frost: Asıl risk ebeveynin vize geçmişinde
Virginia Üniversitesi'nde göç ve anayasa hukuku profesörü olan Amanda Frost, 2020 yılına kadar doğum amacıyla turist vizesi kullanarak ABD'ye gitmenin herhangi bir vize kuralını ihlal etmediğini belirtti. Başkan Trump, 2020'de asıl seyahat amacı doğum yapmak olan kişilerin B-1/B-2 tipi turizm ve iş amaçlı ziyaretçi vizesi kullanımını kısıtlayan bir düzenlemeyi yürürlüğe koymuştu.
Frost, 2020'den sonra aynı amaçla ülkeye giren kişilerin vize dolandırıcılığına ilişkin sorularla karşılaşabileceğini, ancak ABD'de doğan çocuklarının vatandaşlığını koruyacağını ifade etti. Kararnamenin Anayasa'ya uygunluğuna ilişkin sorumuzu yanıtlayan Frost, "Kararname, doğum turizmi yapanlara ve diğer birçok gruba uygulandığı ölçüde açıkça Anayasa'ya aykırı; ABD Anayasası'nın 14. Değişikliği'ni ve Trump v. Barbara kararını ihlal ediyor" dedi. Bu değerlendirmeye göre, geçmişte bu amaçla ABD'ye giderek çocuk sahibi olanlar için temel risk, çocukların vatandaşlığından çok ebeveynlerin vize ve seyahat geçmişleriyle ilgili.
İkinci kararname vatandaşlık istisnalarını genişletiyor
Amerikan Vatandaşlığının Anlamını ve Değerini Korumaya Devam Etme Kararnamesi, doğumla vatandaşlık hakkının tanınmayacağı üç durum tanımlıyor: ABD'nin terör örgütü ilan ettiği yapılara üye olanlar dahil "düşman yabancılar", büyükelçilik ve konsolosluk çalışanları dahil yabancı hükümet çalışanları ve taşıyıcı annelik gibi ticari yollarla çocuklarına doğumla vatandaşlık kazandırmaya çalışan ebeveynler. Frost, bu kararnamenin de geçmişe uygulanıp uygulanmayacağının belirsiz olduğunu, ilgili bakanlıkların uygulama rehberlerini 5 Eylül'e kadar yayımlamalarının beklendiğini belirtti.
ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, ABD'de doğan çocukların vatandaşlık statüsüne ilişkin sorularımızı Adalet Bakanlığına yönlendirdi. Adalet Bakanlığı ise bu konudaki sorularımıza henüz yanıt vermedi.








