TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, kamuoyunda "12. Yargı Paketi" olarak adlandırılan kanun teklifine ihdas edilen ve banka hesap bilgilerini haksız kazanç sağlama amacıyla başkalarıyla paylaşan kişileri kapsayan ceza indirimi düzenlemesi hakkında konuştu.
Yüksel, teknolojik imkanlar ile dijital bankacılık sistemlerinin sağladığı kolaylıkların suç örgütleri tarafından yeni dolandırıcılık yöntemlerine dönüştürüldüğüne dikkati çekti. Yüksel bunların arasında IBAN mağduriyetine ilişkin gündemi değerlendirdi.

"En fazla etkilenen kesimlerin başında gençlerimiz geliyor"
Sosyal medya ve dijital platformlarda yürütülen algı faaliyetlerine değinen Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Yüksel, suiistimal edilen kitlelere ve ailelerin yaşadığı mağduriyet süreçlerine dair şu ifadeleri kullandı:
"Teknolojik gelişmeler ve dijital bankacılık sistemleri hayatımızı kolaylaştırırken suç örgütleri de bu imkanları kullanarak yeni dolandırıcılık yöntemleri geliştirmektedir. Özellikle sosyal medya ve dijital platformlarda 'hesabını kirala, IBAN’ını paylaş, komisyon kazan' gibi vaatlerle vatandaşlarımızın banka hesapları suç gelirlerinin aktarılmasında kullanılabilmektedir. Bu yöntemlerden en fazla etkilenen kesimlerin başında gençlerimiz gelmektedir. Kolay kazanç vaadi veya hukuki sonuçların yeterince öngörülememesi nedeniyle bazı gençlerimiz banka hesaplarını suç örgütlerinin kullanımına açabilmekte, bunun sonucunda eğitim ve meslek hayatlarını etkileyebilen ağır hukuki sonuçlarla karşılaşabilmektedir. Birçok aile, çocuklarının böyle bir organizasyonun parçası haline geldiğini ancak soruşturma başladığında öğrenmektedir."
Suç örgütünü kuran, yöneten kişiler ile hesabını kullandıran kişilerin dünyanın birçok ülkesinde aynı kategoride değerlendirilmediğini belirten Yüksel, "Kusur ve orantılılık ilkesi gereği herkes suça yaptığı katkı ve kastı ölçüsünde sorumlu tutulmaktadır. Düzenlemenin temel amacı da bu anlayışı hayata geçirmektir" değerlendirmesinde bulundu.
"Elbette kimse ‘Ben bilmiyordum’ diyerek sorumluluktan kurtulamaz"
Kanunu bilmemenin mazeret sayılmayacağı ilkesinin baki olduğunu anımsatan Yüksel, ceza hukukunun dengeli işletilmesi gerektiğini savunarak sözlerini şöyle sürdürdü:
"Elbette hiç kimsenin ‘Ben bilmiyordum’ diyerek sorumluluktan tamamen kurtulması söz konusu değildir. Kanunu bilmemek mazeret sayılmaz; ancak hukuk devleti aynı zamanda kişinin kastını, kusurunu ve suça sağladığı katkının niteliğini de gözetmek zorundadır. Düzenleme, yalnızca suça katkısı, banka hesabını veya hesabın kullanılmasına imkan sağlayan bilgi ve araçları vermekle sınırlı kalan kişiler bakımından daha ölçülü bir değerlendirme yapılmasını amaçlamaktadır. Çünkü ceza hukukunun temel ilkelerinden biri, herkesin işlediği fiil ve kusuru oranında sorumlu tutulmasıdır. Mevcut uygulamada özellikle asıl faillere ulaşılamayan bazı dosyalarda hesabını kullandıran kişiler de asli fail olarak sorumlu tutulabilmekte ve mağdur sayısına bağlı olarak oldukça yüksek hapis cezalarıyla karşılaşabilmektedir. Yapılması planlanan düzenleme ile dolandırıcılık suçuna katkısı, yalnızca banka hesabını veya hesap kullanılmasını sağlayan bilgi ve araçları vermekle sınırlı kalan kişiler yönünden verilecek cezanın yarı oranında indirilmesi öngörülmektedir. Bu düzenleme, yeni bir suç ihdas etmemekte herhangi bir fiili suç olmaktan çıkarmamakta ve dolandırıcılık suçunun faillerine cezasızlık getirmemektedir. Aksine, suça sağlanan katkının niteliğini esas alan daha dengeli bir ceza politikası ortaya koymaktadır."
"Mağdurun zararının karşılanmasını teşvik eden mekanizmalar genişletilecek"
Cüneyt Yüksel, yeni ihdas edilen maddenin ceza adaleti üzerindeki etkileri ile dolandırıcılık suçunun gerçek mağdurlarının korunması hususuna değinerek açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
"Suçun planlanmasında, yönetilmesinde, mağdurların aldatılmasında veya suç gelirlerinin paylaşılmasında rol alan kişiler bakımından mevcut hükümler aynen uygulanmaya devam edecektir. Düzenlemenin bir diğer önemli sonucu da gerçek mağdurların zararlarının giderilmesine katkı sağlayacak olmasıdır. Böylece mağdurun zararının karşılanmasını teşvik eden mekanizmaların daha da genişletilmesi mümkün olacaktır. Hem mağdurun zararı daha kolay giderilecek hem de ceza adaletinin amaçlarına daha uygun sonuçlara ulaşılacaktır. Birkez daha ifade etmek isterim ki hazırlanan düzenleme, suç örgütleriyle mücadeleden taviz veren bir yaklaşımın değil, hukuk devletinin temel ilkelerini esas alan dengeli bir ceza politikasının ürünüdür."




