19 Mart operasyonları sonrasında tutuklananların yakınları tarafından oluşturulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), 37’nci buluşmasını Silivri Duruşma Salonu’nun yanında yer alan otopark alanında gerçekleştirdi. Etkinliğe CHP İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş, Almanya’nın İstanbul Başkonsolosu Dr. Regine Grienberger ve beraberindeki heyet ile CHP’li milletvekilleri, gazeteciler, sanatçılar ve çok sayıda vatandaş katılım sağladı.

Silivri’de düzenlenen Aile Dayanışma Ağı’nın 37’nci buluşması, duruşma salonunun bitişiğindeki otopark bölümünde yapıldı. Toplantıya CHP İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş’ın yanı sıra Almanya İstanbul Başkonsolosu Dr. Regine Grienberger ve heyeti, CHP’nin seçilmiş milletvekilleri, basın mensupları, sanatçılar ve yurttaşlar destek verdi.

Apple ürünlerine küresel zam: iPhone, MacBook ve iPad fiyatları yükseldi
Apple ürünlerine küresel zam: iPhone, MacBook ve iPad fiyatları yükseldi
İçeriği Görüntüle

"Yarın yine birçok anne-baba çocuklarının yanında olmayacak"

Dilek İmamoğlu, yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Aile Dayanışma Ağı buluşmamızda burada olduğunuz; hak, hukuk ve adalet arayışımıza destek verdiğiniz için yürekten teşekkür ediyorum. Sizlerin varlığı büyük mağduriyetler yaşayan sevdiklerimiz ve biz aileler için gerçekten çok anlamlı. İyi ki varsınız. Geçtiğimiz hafta Pazar günü Babalar Günü’ydü. Birçok baba evladından ayrı, birçok çocuk baba özlemiyle geçirdi bugünü. Özel günlerde hissettiğimiz hüzün ve ayrılık acısı çok daha yoğun oluyor. Haksızlık ve hukuksuzluğun yükü çok daha ağırlaşıyor. Bir yılı aşkın süredir, en mutlu olmamız gereken özel günlerimizi bir yanımız eksik yaşıyoruz. Evlatlarından ayrı bırakılan tüm tutsak babaların, hiçbir suçu olmayan evlatlarının yolunu gözleyen dirayetli babaların, baba özlemini en derinde yaşayan tüm çocukların geçmiş Babalar Günü’nü kutluyorum.

Yarın ise karne günü. Yine birçok anne-baba çocuklarının yanında olamayacak. Yine karne alan çocukların gözleri anne-babalarını arayacak. Karne sevincini anne-babasıyla paylaşamayacak minik kalplerin ağırlığıyla buradayız. Çocukların karne sevincini bile eksik bırakan bir zihniyetle mücadele içindeyiz. Bir çocuğun en mutlu günlerini hüzün ve özlem içinde geçirmesi, bir annenin-bir babanın evlatlarının en özel anlarında yanlarında olamaması üzerine herkesin düşünmesi gerekiyor. Biz burada siyasallaşmış hukuk düzeniyle ailelerin hayatlarının nasıl paramparça edilişini konuşuyoruz. Siyaset, toplumun temel taşı olan ailelere bunları yaşatıyorsa; bir yerlerde büyük yanlışlar yapılıyor. Çünkü; siyaset tam tersine insanların hayatına iyilikler, güzellikler katmak için yapılır. Siyasetin en temel motivasyonu adaleti sağlamak, haksızlıklara son vermek olmalıdır. Biliyorsunuz yaklaşık 15 aydır aileler çok ağır bir yük taşıyor.

"Yüzlerce insanın hayatına yayılan bir dram var"

Her görüş gününü bekleyen, her telefon sesine umut bağlayan aileler var. Yaşlı ve hasta anne babalar var. Maaşları kesilen, bakıma muhtaç çocukları olan, geçim sıkıntısı yaşayan, hayatlarını yeniden kurmaya çalışan aileler var. Sevdiklerine destek olabilmek için kilometrelerce yol gelip giden insanlar var. Hangi mağduriyeti anlatsak bir diğeri eksik kalıyor. Çünkü burada yüzlerce insanın hayatına yayılan bir dram var.

Bu hafta içerisinde alınan kararla emekli maaşları üzerindeki tedbir kararının kaldırılması sevindirici bir gelişmedir. Bunun yanı sıra devam eden mağduriyetlerin hızla sona erdirilmesini de bekliyoruz. Hala iddianamesi yazılmamış, hangi suçla yargılandığını bilmeden cezaevinde tutulan insanlar var; Şile Belediyesi 11 aydır, Bayrampaşa Belediyesi 9 aydır, Ataşehir Belediyesi ise yaklaşık 2 aydır iddianame bekliyor. Gaziosmanpaşa Belediyesi için bir yıl beklenen iddianame yalnızca 23 sayfa olarak hazırlandı. Öte yandan operasyonlar sürdürülerek yeni mağduriyetler yaratılıyor.

"Hangi ülke, hangi değerler için mücadele ediyorsunuz?"

Son olarak operasyon düzenlenen Silivri ve Adalar belediyelerindeki kişiler hakkında iddianamelerin ne zaman hazırlanacağı belirsiz. İBB Davası’nda aylarca iddianameyi bekledik. İddianame sonrasında yargılamanın başlamasını bekledik. Yakın zamanda ilk celse bitmiş olacak. 1,5 yıldır delil karartma ve kaçma şüphesi bulunmayan bu insanlar neden tutuklu? Tutuksuz yargılama esastır, tutukluluk istisna olmalıdır. Tüm tutukluların tahliye edilmesi hukuk ilkelerinin gereğidir. Tüm tutukluların tahliyesini talep istiyoruz. İddianamede nereye dokunsak elimizde kalıyor. İfadelerden anlıyoruz ki sorumluluk alanında olmayan işlerden suçlananlar var. Suçlandığı işi yapmıyor, ama tutuklu.

Hiç tanımadığı, görmediği, konuşmadığı itirafçıların yüzünden bir yılı aşkın süredir hapis yatanlar var. İtirafçı ismini yanlış söylemiş, isimle fotoğrafını eşleştirememiş, cinsiyetini bile yanlış söylüyor ama buna rağmen ifade doğru kabul ediliyor ve insanlar 1,5 yıldır tutuklu yargılanıyor. Bu ifadeler Silivri duvarlarında yankılanırken, iddianameyi okumadan, mahkemede bir gün, bir saat bile bulunmadan ahkam kesen siyasilere sesleniyorum. Hangi ülke, hangi değerler için mücadele ediyorsunuz? İddianame her geçen gün çöküyor. Siz buna rağmen insanları nasıl böyle rahat suçluyorsunuz? Yaşananları görmeden, ailelerin yaşadıklarını dinlemeden değerlendirme yapmayı vicdanınıza nasıl kabul ettiriyorsunuz? Şunu bilin ki siz vicdanınıza sığdırsanız da toplumun vicdanı bu yaşananları almıyor. Ve bu toplum, kendi vicdani değerlerini taşımayan hiçbir siyasetçiyi bağrına basmadı, basmayacak. Bundan hiç şüpheniz olmasın."

Kaynak: ANKA