Atatürk’ü 27 Aralık 1919 tarihinde Ankara’ya getiren düşünce ‘’cumhuriyetçilerin göz bebeği’’olarak gördüğü kenti başkent yapmaktı. Geçmişte Ankara birçok medeniyete ev sahipliği yaptı.13 Ekim 1923 tarihinden bugüne kurtuluş savaşımızın ruhunu hep yansıttı. Hiç kimse ona zarar veremedi.

Kurtuluş savaşımızı yönetmiş bir şehir olarak kişileştirildi ve kutsandı. Hem de yüzyılı aşan bir süredir .Kurtuluş mücadelemizdeki günlerdeki gibi görkemli ve yaşayan bir kent .“Yaşamın içinde olan " ustalar (Ara Güler'in, Yaşar Kemal'in, Sait Faik'in) izinden gideyim dedim, Sait Faik’in o ünlü sözünü kılavuz alarak tabi...’’Her şey insanı sevmekle başlar’’.Cumhuriyetle yaşıt sokak ve caddeleri de içine alan bir geziye çıktım.Uzun süre amele pazarı aradım başkent sokaklarında...

Whatsapp Image 2026 01 02 At 10.01.48 (2)

Tarihi semtlerin içinden yürüyerek geçtim. Gün yeni doğuyordu. Bu mahallelerin öykülerini hatırlayarak yürüdüm. Dikimevi, Cebeci, Anafartalar ve Ulus’a doğru ilerledim. Başkentte hikâyesi olan bu mahalleler, Cumhuriyet'le yaşıttır. Yakup Kadri'nin Ankara'sıdır.Esnaf loncası 'Ahi Evran'ın' kol kanat saldığı yerlerdir. Sabah dükkânı açmadan önce kuşların da payı veren esnaf öykülerinin çokça aktarıldığı yerlerdir. Bir Alman seyyahtan okumuştum. Tarihi Çıkrıkçılar semtinde bir hırsızlık olayı olur, ahilik geleneği' gereği fail üç saat içinde bulunur. Bir yan Ulus Atatürk heykeli, bir yanı ilk Meclis... Kentin siyasi ve idari merkezinin bulunduğu yerler. Ankara'nın tarihi semtlerinde çınar ağaçlarını hep bir görkemi var. Burada da öyle. Mustafa Kemal Atatürk, bu çınar fidanlarını önceleri konut sahiplerine hediye etmiş. Necatibey Caddesi'nde yollar bir gölgelik haline getiriyor.Ulusta da kimi yerlerde çınarları da tüm heybeti ve görkemiyle duruyor. Hacı Bayram Camisi'nin ön kısmında bir insan kalabalığı var. Merak ettim, sokağa doğru ilerledim. Burası Ulus amele pazarıymış. Sabah saat 06.00 Anadolu'nun her yerinden gelmişler. Kimisi Yozgatlı, kimisi Çorumlu, kimisi de Kırıkkaleli...Burası ufak bir Anadolu gibi. Ekmeğini taştan çıkaran insanımız, taşı sıksa suyunu çıkarır. Önceleri çok azdılar, sayıları sonra arttı. Uzun boylu kıvırcık saçı olan sinirli bir şekilde, Dün sizin yüzünüzden paramı alamadım, işi bitirmeden ayrıldım. O menfez bir günde biter mi? diye söylendi. Ellerinde bir çanta, içinde günlük giysilerinin yanında iş elbiseleri var. İnsanlar öbek öbek ortadaki kaldırım taşları oturmuşlar. Bir müteahhit gelirse etrafını sarıyorlar ya da sade bir yurttaşın... Kalabalık o insanın yanında birikiyor.

Whatsapp Image 2026 01 02 At 10.01.48

Hemen Yaşar Kemal usta geliyor aklıma. Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan röportajlarında okumuştum) Onun gibi, işçilerin arasına dalayım' diyorum. Başlayayım sohbete... Önceleri pek cesaret edemedim. Sonra birisinin yanına oturdum Uzun süre yüzüme baktı. Sen şu merak edenlerden misin? Yanımıza gelirler, gazeteciymişler, yevmiyen ne kadar, nerelisin diye sordum: Nerelisin?" `Çorum- Sungurlu' diye cevap verdi. 15 yıldır buradayım. Çorum' da iş olsa, tarla tapan olsa, ne işim olur. Çoluk çocuk orada ben burada' dedi ve devam etti: "Yevmiye 350-400 liradır. Bizim meslekte yaşlılık zordur. Gençken zor işlerde çalışıyorsun, yaşlanınca her rahatsızlık çıkıyor.' Peki sigorta' dedim, güldü. `Gündelik işin sigortası mı olur Allahasen' dedi ve ekledi: Bir site işi yaptık, o adam baştan söyledi, herkesi sigortalı yaptı, o da 2 yıl...

Whatsapp Image 2026 01 02 At 10.01.48 (1)

Sait Faik Usta olsaydı şimdi o ne hikâyeler çıkarırdı. Kerpiç damlı evlerinden, sevdalarına kadar. Ulus Güvercin Sokak'ta sabah kepenkler yeni açılıyor sesler kulağımda çınlıyor. Güvercinler saçaklardan yere iniyor. Kimse onlara dokunmuyor. Kimi insanlar buğdayla dolu avuçlarını onlara açıyor, özgürler... Ankara Kalesi tüm heybetiyle Başkent’e bakıyor. Burçlarında al bayrağımız dalgalanıyor. Tanpınar aklıma geliyor. Onunla Ankara Kale`sinden Anıtkabir'e uzaklara gidiyorum. Atatürk aklıma geliyor Derin bir nefes alıyorum: iyi ki güzel Ankara var, iyi ki...