Seyir Derneği tarafından düzenlenen ve Ayvalık yerel dinamikleriyle dayanışma içinde büyüyen festival, Ege Bölgesi'nin ötesine geçerek Samsun’dan Antakya’ya, İstanbul’dan İzmir’e kadar Türkiye’nin dört bir yanından sinemaseveri ilçede bir araya getirmeyi sürdürüyor.
"Sinemacılar ve izleyiciler sokakta karşılaşıyor, filmleri tartışıyor"
Festivalin kısa sürede yakaladığı ivmeyi değerlendiren Direktör Azize Tan Anka Haber Ajansı'ndan Hilal Solmaz'a yaptığı açıklamada, kentin sokaklarıyla bütünleşen bir atmosfer yarattıklarını vurguladı:
"Ayvalık Film Festivali güzel bir hikâye oldu. Beş yıl içerisinde bizim bile beklemediğimiz bir noktaya geldi. Kendi seyircisiyle büyüdü; seyircisini hem yarattı hem de onunla birlikte serpildi. Ayvalıklılar, belediye, esnaf ve sinemaseverler festivali sahiplendi. Zaman içerisinde ilçe sınırlarını da aştı. Artık İzmir ve İstanbul’un yanı sıra Samsun’dan, Antakya’dan sırf festival için gelen insanlarla karşılaşıyoruz. Ayvalık çok sinefil bir festival kimliği kazandı. Gerçekten sinema tutkunu bir izleyicimiz var; bu nedenle zorlayıcı filmleri bile gönül rahatlığıyla programa dahil edebiliyoruz. Sinemacılar ve izleyiciler sokakta karşılaşıyor, filmleri tartışıyor. Ayvalık artık gerçek bir destinasyon festivalidir."
Dünya festivallerinden Ayvalık'a: Almodóvar, Jude ve Kadir İnanır anması
Festival takviminin ilk sıralarında yer almanın getirdiği avantajla pek çok yerli ve yabancı yapımın ilk gösterimlerine ev sahipliği yaptıklarını belirten Tan, bu yılki seçkide Pedro Almodóvar ve Radu Jude’nin son yapımları Türkiye prömiyerleri arasında yer aldığını Bruno Dumont’nun Cannes Film Festivali'nde ses getiren filmi "Kızgın Kayalar" izleyiciyle buluşacağını animasyon sinemasına ayrılan tematik bir kuşak sunulacağını ifade etti.
Festivalde usta oyuncu Kadir İnanır anısına, çekimleri Ayvalık’la özdeşleşen kült yapım "Kırık Bir Aşk Hikâyesi" özel gösterimle yeniden beyazperdeye taşınıyor.
"Salonlar boşalırken festivaller doluyor çünkü insan sosyal bir varlık"
Geleneksel sinema salonlarının seyirci kaybettiği bir dönemde festival salonlarının dolup taşmasını değerlendiren Azize Tan, tekelleşen dağıtım politikalarını eleştirdi:
"Onat Kutlar’ın deyişiyle festivaller bir şenliktir. İnsanlar film izliyor, seans aralarında sohbet ediyor, dostluklar kuruyor; festival güçlü bir topluluk ve birliktelik hissi üretiyor. Dijitalleşme ve pandemi etkili oldu ancak sinema ölmeyecek. Değişmesi gereken şey salon politikalarıdır. Büyük bütçeli tek bir film geldiğinde bütün salonlar ona ayrılıyor, seyirciye alternatif bırakılmıyor. Filmlere vizyonda biraz daha süre tanımak, repertuvar sineması gibi modellerle çeşitlilik sunmak gerekiyor. 'Buna kimse gitmez' denilen alternatif filmlere ve belgesellere şans verdiğinizde her filmin bir alıcısı olduğunu görürsünüz. Ayvalık’ta kısa film seanslarının biletleri hızla tükeniyor. Bu yıl Akbank Sanat iş birliğiyle yabancı kısa filmlerin de yer aldığı özel gösterimler hazırladık."
Genç sinemacılar için uluslararası değişim hedefi
Genç üreticilere alan açmanın Seyir Derneği'nin ana misyonu olduğunu kaydeden Tan, ilk veya ikinci filmini çeken yönetmenlere verilen "Geleceğin Sinemacıları" ödülünün yanı sıra Genç Sinema Programı'na dikkat çekti:
"Genç Sinema Programı kapsamında Türkiye genelinden 30 sinema öğrencisini Ayvalık’ta konuk ediyoruz. Atölyelere katılıyor, sektör temsilcileriyle doğrudan temas kuruyor ve festival organizasyonunda bizimle omuz omuza çalışıyorlar. Bu gençlerin bir kısmı zamanla profesyonel ekibimize dahil oldu, bir kısmı sektöre başarılı adımlar attı. Gelecek beş yıl içindeki en büyük hedefimiz, bu yapıyı uluslararası bir öğrenci değişim programına dönüştürmek; farklı ülkelerden sinema öğrencilerini Ayvalık’a getirirken buradaki gençleri de yurt dışındaki festivallere gönderebilmek."


