Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), küresel iklim krizine ilişkin yayımladığı son Emisyon Açığı Raporu ile dünyanın karşı karşıya olduğu felaketin boyutunu gözler önüne serdi. Rapora göre, dünya genelindeki ülkelerin Birleşmiş Milletler'e sundukları mevcut iklim taahhütlerini eksiksiz yerine getirmeleri durumunda dahi küresel sıcaklıkların yüzyıl sonuna kadar (2100) sanayi öncesi döneme kıyasla 2,6 derece artacağı hesaplandı.
Mevcut politikalarla sıcaklık artışı 2,8 dereceye ulaşabilir
UNEP raporu, küresel sıcaklık artışına yönelik projeksiyonların geçen yıla kıyasla daha da kötüleştiğini ortaya koydu. Tablonun ağırlaşmasında; geçmiş dönem emisyon verilerinin güncellenmesi ve özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) Paris İklim Anlaşması'ndan resmen çekilmesi belirleyici oldu.
Raporda yer alan senaryolara göre, ülkelerin yeni iklim taahhütleri geliştirmeden mevcut ulusal politikalarını aynen sürdürmeleri halinde küresel ısınma 2100 yılına kadar 2,8 dereceye kadar tırmanacak.
Küresel emisyon artışının yüzde 70'i tek başına ABD'den geldi
Küresel iklim hedeflerinin geriye düşmesindeki en büyük etken ABD'nin sera gazı salımlarında kaydettiği sıçrama oldu. 2025 yılı verilerine göre elektrik talebindeki yükseliş ve kömürden elektrik üretiminin yeniden hız kazanması sonucu ABD'nin karbon emisyonları 133 milyon ton karbondioksit eşdeğeri artış gösterdi.
Geçtiğimiz yıl emisyonlarını yükselten 124 ülkenin atmosfere saldığı toplam 189 milyon ton karbondioksit eşdeğerindeki ek emisyonun yaklaşık yüzde 70'ini tek başına ABD oluşturdu. Emisyonlarını azaltmayı başaran 63 ülke ise bu hesaplamanın dışında tutuldu.
"Yangını inkâr edip üzerine benzin döküyorlar"
Raporun başyazarı Anne Olhoff, Washington yönetiminin kömüre ve fosil yakıtlara dönüşü kapsayan politika değişikliğinin, tek başına yüzyıl sonuna kadar küresel sıcaklıklara yaklaşık 0,1 derece daha ekleyeceğini vurguladı.
Climate Analytics Üst Yöneticisi (CEO) Bill Hare ise ABD yönetiminin küresel ölçekteki olumsuz rolünü sert ifadelerle eleştirdi. ABD'nin bir yandan yenilenebilir enerji yatırımlarını engellemeye çalışırken diğer yandan kömürü teşvik ettiğini belirten Hare, bu durumun diğer ülkeleri de iklim taahhütlerinden geri adım atmaya sevk ettiğini kaydetti. Hare, ABD'nin iklim krizine yönelik yaklaşımını şu sözlerle özetledi:
"Yangına bakıp yangın olduğunu inkar ediyor, ardından üzerine daha fazla benzin döküyor."




