Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) 38. Olağan Kurultay’ın hukuken iptal edilmesi ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlık makamına iade edilmesiyle başlayan süreç, haftalık olağan Meclis Grup Toplantısı'na ilişkin tartışmayla devam etti.
Hem genel merkez yönetimi hem de meclis grubu üzerindeki meşruiyet ve hitap yetkisi tartışmaları sürerken, parlamento yerleşkesi ve parti genel merkezi eş zamanlı olarak hareketli saatler yaşandı.
TBMM Başkanlığı'ndan ziyaretçi girişi yasaklandı
Grup toplantısında hangi ismin kürsüye çıkacağı ve salonun kullanım hakkının kimde olduğu yönündeki idari belirsizlikler üzerine TBMM Başkanlığı resmi bir tedbir kararı aldı. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş imzasıyla taraflara gönderilen yazıda, oluşabilecek "ciddi güvenlik riski" gerekçe gösterilerek, bugünkü CHP grup toplantısına meclis dışından hiçbir misafir ve ziyaretçinin kabul edilmeyeceği bildirildi.
Ziyaretçi yasağı kararının uygulanmaya başlanmasıyla birlikte meclisin Dikmen Kapısı önünde toplanan partili gruplar arasında kısa süreli gerginlikler yaşandı. Emniyet güçlerinin müdahalesiyle kapı önündeki kalabalık kontrol altına alınırken, güvenlik önlemleri artırıldı.
Özgür Özel grup salonuna giriş yaptı
Grup toplantısını saat 13.30'da gerçekleştireceğini daha önceden ilan eden Özgür Özel, meclis binasındaki hareketliliğin ardından beraberindeki milletvekilleriyle birlikte CHP Grup Toplantı Salonu'na geldi. Sadece milletvekilleri ve basın mensuplarının yer aldığı salona giriş yapan Özel, hitap gerçekleştirmek üzere kürsüye yöneldi.
Kılıçdaroğlu’ndan Genel Merkez’de buluşma çağrısı
Yargı kararıyla hukuken genel başkanlık makamında bulunan Kemal Kılıçdaroğlu ise TBMM'deki grup toplantısına katılmama kararı aldı.
Sosyal medya hesabı üzerinden partililere ve destekçilerine seslenen Kılıçdaroğlu, meclisteki randevu yerine saat 14.00’te Söğütözü’ndeki CHP Genel Merkez binası önünde düzenlenecek buluşmaya işaret etti. Kılıçdaroğlu yayımladığı mesajda, "Şimdi kavga değil, omuz omuza durma vaktidir" ifadesini kullanarak partilileri genel merkez bahçesinde bir araya gelmeye davet etti.
Konuşmasının başında Ferdi Zeyrek'i andı
Grup toplantı salonundaki konuşma kürsüsünün hemen yanına yerleştirilen Ferdi Zeyrek’in fotoğrafını işaret ederek sözlerine başlayan Özgür Özel, Manisa’da uzun yıllar sonra kazanılan tarihi yerel seçim başarısını ve Zeyrek’in duruşunu hatırlattı. Özel konuşmasının başında sabah saatlerinden itibaren yaşanan gerilimi anımsatarak, "Burada konuşmayı zafer olarak görmüyorum" dedi.
"Biz demokrasi fikrinin insanlarıyız"
İşte Özel'in konuşmasından satır başları:
"Bu konuşmayı bir zafer olarak görmüyorum ancak bu kürsüde seçilmiş genel başkanının konuşma yapmasının sağlanması, Dikmen Kapı önündeki binlerin Türkiye'deki milyonların yüreklerindeki demokrasi, ülke ve parti sevgisindendir. Sizleri kutluyorum. Biz demokrasi fikrinin insanlarıyız, sandığa inanırız. Seçene ve seçilene saygılıyız.
Onun için bugün buradaki duruş çok anlamlıdır. Bir zafer değil, bir bütünün diğerleri kadar kıymetli bir parçasıdır. Teslim olmamaktır. Direnmektir. Bütün ülkenin geleceğini düşünenlerin birlikteliğinin zaferidir.
"Bu kumpası çözmezsen, 'CHP'nin iç işi' dersin"
Kim gelecek onlarla, partinin kapısına kim geldiyse onlar gelecekti. Son 4 kurultayın seçilmiş genel başkanı, yöneticileri olmayacak. Kimin geleceğini, nasıl planladıklarını gördük. Millet bir karar verir o karar burada tecelli edilir. Herkese danıştım, en son Ferdi'nin sesiyle kararı verdim. Hep Manisa'ya gitmem gerekir, burada da bir şey çıkar. 'Sen orada lazımsın' derdi. Ben bugün burada lazımdım, burada kaldım.
Bu kumpası çözmezsen, 'CHP'nin iç işi' dersin. Kim karışır CHP'nin kurultayına? YSK denetiminde bütün süreçler bitmiş. Dönüp son 4 kurultayı yok say. YSK'ye göre yok değil. Hiçbir yer göre yok değil ama AK Parti yargı kollarının görevlendirdiği bir mahkeme olmayacak bir karar alsın ve artık Türkiye'de hiçbir seçilmişin koltuğunun kesinleşemeyeceği bir sisteme döndürdüler işi.
'Sandıkla geldik, sandıkla gidemeyiz.' Bütün mesele bu, bunun üzerine oturuyor sistem. Bu işi kim yapar? Bu işi bu çocuk yapar. Vaktiyle bütün kararları kim aldıysa, talimatla yapan birisine yargı kollarını kurdurdular.
"Tek kelime söyleyemiyor"
Bugün için neredeyiz? Defalarca buradan Murat Kurum'a söylediğim. Kurum tek tek biliyor bütün tapuyu. Tek kelime söyleyemiyor. Sonra çıkıp dedi ki, 'Efendim Muhittin Böcek yakında konuşacak.' Dedim ki bunu ispatlayamazsanız alçaksınız. İspatlayamadılar. 110 gün yoğun bakımda yatmış adamı, kendisi defalarca açıkladığı halde, 'Adaylığım için bir kuruş para verdiysem şerefsizim' deyip açıkladığı halde böyle birisine en son ne ifade verdirdiler biliyor musunuz?
En son gitti, kimse görmezken Ferdi Zeyrek'e verdim deyip ifade verdirdiler. Nasıl olsa ölmüştür inkar edemez diye böyle hesap yaptılar. Bu kadar kötüleşebilen birilerinden bahsediyorum. Ölmüş kardeşime iftira atan, ölmüş başka bir kardeşimizin namusuna dil uzatan birilerinden bahsediyorum. Partiyi bu duruma getirerek partiyi kurumsuzlaştıran, adaysızlaştıran bir çözüm paketinde içeriden dışarıdan her türlü işbirliği ile bu işi çözmeye kalktılar.
İBB Soruşturması
ABD bayrağına el basıp yemin eden birisinin televizyon kanalı. Ekrem İmamoğlu ile ilgili her türlü yalanı atan ama popüler olan cep telefonlarından, paralardan tutun da hiçbiri çıkmadı ya; TGRT, A Haber bu yalanları atarken iddianamede olacak derken şimdi ben yalan attım diyenler Ekrem başkanın evine desteğe koşanlar, önseçimde oy verirken poz verenler Ekrem başkana 'Hırsız' demeye başladılar. Mesele Erdoğan'ı rakipsizleştirme meselesinden başka bir mesele değil. Orada tutuklu insanlar bedenlerini sandıkla iktidarın değiştirilmesi için ortaya koyuyor.
Kapıda da söyledim, size de söylüyorum. Siz bugün Türkiye'yi kuruluş ayarlarına karşı kopmayan halkasınınız. O yüzden hem Ferdi'nin ölüm yıldönümünde bize bunları yapanlara hem de genel merkezde o kara günü yaşatanlara hem de bugün bu Meclis'in altında cürret edilen meseleye kim eğer alet olup el veriyorsa şu kadarcık hakkımı helal etmiyorum.
"Geçmişimize saygımızdan susuyorum"
Partiye geçmize saygımızdan ağzımızı açmıyor, susuyorum. Ama bu partiye yaşatılanları gördükçe ne diyeceğimi şaşırıyorum. O binada kimler var biliyor musunuz? Saymadığım isim üstüne alınmasın.
O gün partinin üyesi olmayan milletvekillerimiz bile, CHP ile ilgili olmayan seçmenlerimiz bile herkes gözümde bambaşka bir yerdedir. O binada bugün Kemal Bey'e Çubuk'ta organize bir linç yaşatılırken ölümü göze alarak onunla birlikte, onu koruyarak yanında duran mesele Murat Emir orada yok.
Kemal Bey saldırıya uğradığında kirpinin içinde onunla birlikte suikasta uğrayan Seyit Torun yok orada. Çünkü Kemal Bey'e orada ateşler açılırken Kemal Bey'in üstüne kapanan Seyit Torun'u iki kolundan tutup da attılar binanın dışarısına.
Belediye başkanlarımız yok o salonda ama 'Bir sonraki operasyon şu CHP'li belediyeye' deyip haysiyet suikastı yapanlar o binada geziyorlar. Aykut Erdoğdu yok o binada ama İBB borsasında olan avukat, Yunanistan'a kaçarken yakalattığım avukat o binada 'Arınma başladı' diye paylaşıyor.
"Bütün muhalefet partileri derhal kurultay yapılsın diyor"
Bu eşik dönülemez bir hale gelmiştir. Umut ediyorum butlan kararından, partiye yapılan saldırıdan sonra bir aklı selim hakim olur ve bu kritik eşik geri dönülmez şekilde aşılmaz. 2 milyon üyemiz var, 2 bin tane kurultay istemeyen seçilmiş yönetsin demeyini bulamazsınız. O bin tane de bayramlaşma yapalım, getirelim grup yapalım; o bin tane gezdirilmişle ne kurultay ne bayramlaşma ne grup toplantısı yapabilirsiniz. O yüzden herkesin nasıl bir eşikte olduğumuzu görmesi lazım. Bütün muhalefet partileri derhal kurultay yapılsın diyor. Kendilerinin de talim olduğu bu sistem ortadan kalkarsa demokrasi ortadan kalkacağı için bunu söylüyorlar."
Kurultay için tarih verdi
Bunun için diyalog olsa hiç uzakta durmadım. Efendim 'tedbir var kurultay yapılmaz.' Türkiye'nin tüm hukukçular aynı metinde birleşiyorlar. Kamu, seçim hukukçuları 'Kurultayın yapılması değil yapılmaması sorun' diyor. Başka bir görev yoktur, görev budur.
'Kurultay yapacağız' söylemlerini duyduk. Madem ki buna ikna oldunuz, o kurultayı yapmalısınız. 'Efendim birkaç ay sonraya söyleyelim, bir yıla yayalım. AK Parti bizi nerede sıkıştırırsa o seçimi o zaman yapalım'. Burada yapılacak iş 26 Temmuz'u geçirmeden kurultay yapılmalıdır. Seçime girilmesi tehlikeye girmektedir. Bu memlekette tüm umudu önümüzdeki seçim olan on milyonlarca kişinin hayallerini yerle bir etmekle kalmaz, onlara kabusu yaşatırsınız. Onları sandıktan koparırsınız, geri dönülemez bir şekilde kaybettirirsiniz."



