Antalya, 9-20 Kasım tarihleri arasında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı'na (COP31) ev sahipliği yapacak. Ülkeler, küresel ısınmayı sınırlandırmak, fosil yakıt kullanımını azaltmak ve iklim krizinin etkileriyle mücadele etmek için bir araya gelecek.
Zirvenin açıklanan destekçi listesinde ise Türkiye'nin farklı bölgelerinde yürüttükleri kömür, maden ve inşaat projeleriyle çevre örgütlerinin tepkisini çeken şirketler bulunuyor.

COP31'in resmî internet sitesindeki iklim destekçileri listesinde Limak Holding, IC Holding, Sinpaş ve Rönesans Holding yer alıyor. Sponsorluk listesinde ise Cengiz Holding “sürdürülebilir dönüşüm ortağı”, Koç Holding “küresel iş ortağı”, Sabancı Holding de “elektrifikasyon ortağı” olarak tanıtılıyor.
Şirketlerin çevre davalarına konu olan projeleri ve devam eden fosil yakıt yatırımları, destekçi listesinin açıklanmasıyla yeniden gündeme geldi. Çevre örgütleri, doğa ve yaşam alanları üzerindeki etkileri nedeniyle eleştirdikleri şirketlerin iklim zirvesinde destekçi olarak yer almasına karşı çıkıyor.

Cengiz Holding’in Akseki projesinde yaklaşık 60 bin ağaç kesilebilir
COP31'in açılış günü olan 9 Kasım'da, zirvenin uygulama ortağı Cengiz Holding'e bağlı Eti Alüminyum'un Antalya'daki bir maden projesinin de değerlendirilmesi planlanıyor.
Şirket, Akseki ilçesindeki Gidengelmez Dağları'nda bulunan boksit madeninin kapasitesini artırmak istiyor. Projenin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) dosyasında, çalışma alanındaki ağaç sayısı 59 bin 658 olarak hesaplandı. Madenin genişletilmesi halinde yaklaşık 60 bin ağacın kesilmesi ihtimali gündemde. Kesilecek ağaçların kesin sayısı ise henüz belirlenmedi.
Proje, ormanlara ve su kaynaklarına olası etkileri nedeniyle bölge halkının itirazlarıyla karşılaştı. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şubesi de yaptığı açıklamada, maden faaliyetlerinin yer altı sularına zarar verebileceği uyarısında bulundu. Oda, ÇED raporundaki değerlendirmeleri yetersiz bularak daha ayrıntılı inceleme yapılmasını istedi.
Eti Alüminyum ise ruhsat alanının tamamında kazı yapılmayacağını savunuyor. Şirket, 2025'te yaptığı açıklamada 792 hektarlık ruhsat sahası içinde iki ayrı maden ocağının toplam 87 hektarlık alanı kapsayacağını ve faaliyetlerin ardından iyileştirme çalışmaları yapılacağını belirtti.
Proje için 9 Kasım'da İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu toplantısı yapılması planlanıyor. Toplantıda madenin çevre üzerindeki olası etkileri ele alınacak. Nihai ÇED kararı ise inceleme sürecinin ardından verilecek.
Cengiz Holding'in çevre davalarına konu olan yatırımları Akseki ile sınırlı değil. Holding iştiraki Eti Bakır'ın Artvin Cerattepe'deki bakır madeni için verilen “ÇED olumlu” kararı 2024'te, Rize İkizdere'deki taş ocağına ilişkin “ÇED gerekli değildir” kararı ise Ocak 2026'da mahkemelerce iptal edildi.
Çanakkale'deki Halilağa Bakır Madeni'nin 2024 tarihli işletme izni de Ocak 2026'da yargıdan döndü. Mahkeme, izin verilen alanın ÇED onayı bulunan sahanın dışına taştığını belirledi. Çevre örgütleri, daha sonra düzenlenen yeni izne de itiraz etti. Cengiz Holding ise İkizdere'deki taş ocağının yerinin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından belirlendiğini, şirketin yer seçiminde yetkisi bulunmadığını savunuyor.

Akbelen'de orman kesildi, 679 parsel kamulaştırma kapsamına alındı
COP31'in iklim destekçileri Limak Holding ve IC Holding'in ortak yatırımı da Muğla'nın Milas ilçesindeki Akbelen Ormanı'nda yıllardır süren çevre mücadelesinin merkezinde bulunuyor.
İki holdingin ortak iştiraki YK Enerji, kömürle elektrik üreten Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerini işletiyor. Santrallerin kömür ihtiyacını karşılamak amacıyla maden sahasının genişletilmesi, bölgede yaşayanların tepkisini çekiyor.
Temmuz 2023'te Akbelen Ormanı'nda, Orman Genel Müdürlüğü tarafından ağaç kesimi gerçekleştirildi. Köylüler ve çevre örgütleri, ormanın yanı sıra tarım arazilerinin, zeytinliklerin ve su kaynaklarının da madencilik faaliyetlerinden etkileneceğini belirterek kesimlere karşı çıktı.
YK Enerji ise elektrik üretiminin devamı için yeni kömür sahalarına ihtiyaç duyulduğunu, faaliyetlerin gerekli izinler çerçevesinde yürütüldüğünü ve ağaçlandırma çalışmaları yapılacağını savundu.
Akbelen'deki tartışmalar, Ocak 2026'da alınan acele kamulaştırma kararıyla devam etti. İkizköy ve çevresindeki altı mahallede bulunan, aralarında tarım arazileri ve zeytinliklerin de yer aldığı 679 parsel kamulaştırma kapsamına alındı.
Karara karşı açılan davalarda Danıştay 6. Dairesi önce bazı taşınmazlar yönünden yürütmeyi durdurdu. Ekim ayında ise acele kamulaştırma kararına karşı açılan davalardan birinde iptal istemini reddetti. Köylülerin avukatları kararı temyize taşıyacaklarını açıkladı.
YK Enerji, köy merkezlerinin kamulaştırma kapsamında olmadığını ve sürecin enerji arz güvenliği için gerekli olduğunu belirtiyor. Bölge halkı ise zeytinliklerin ve tarım arazilerinin kömür madenciliğine açılmasının geçim kaynaklarını ve yaşamlarını etkileyeceği gerekçesiyle karara karşı çıkmayı sürdürüyor.

Sinpaş'ın Marmaris projesine yönelik itirazlar sürüyor
COP31'in iklim destekçilerinden Sinpaş da Marmaris'in İçmeler Mahallesi'ndeki Kızılbük Koyu'nda yürütülen otel ve devremülk projesiyle çevre örgütlerinin tepkisini çekiyor.
Sinpaş GYO'ya bağlı Kızılbük Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı tarafından özel mülkiyete ait arazide yürütülen projeye karşı çıkan çevre örgütleri, büyük ölçekli yapılaşmanın koyun doğal yapısına, kıyıya ve deniz yaşamına zarar verebileceğini belirtiyor.
Projenin çevresel etkileri ve yapı ruhsatları yıllardır yargıya taşınıyor. İlk “ÇED gerekli değildir” kararı, 2022 yılında mahkeme tarafından iptal edildi. Bunun ardından hazırlanan yeni rapor için Mart 2023'te “ÇED olumlu” kararı verildi. Bu karara karşı açılan davalarda ise iptal talepleri reddedildi.
Projenin yapı ruhsatları da davalara konu oldu. Bazı ruhsatların iptaline ilişkin kararlar daha sonra üst mahkemelerce kaldırıldı. Şirketin Eylül 2026'da Kamuyu Aydınlatma Platformu'na yaptığı açıklamaya göre, üçüncü etaba ait 25 yapı ruhsatının iptaline ilişkin belediye işleminin kaldırılması kararı da kesinleşti.
Sinpaş, yürürlükteki izinlere ve lehine sonuçlanan mahkeme kararlarına dayanarak projenin hukuka uygun olduğunu savunuyor. Çevre örgütleri ise projenin kıyı ve doğal yaşam üzerindeki etkilerine ilişkin itirazlarını sürdürüyor.

Fosil yakıt yatırımları bulunan şirketler de zirveye ortak oldu
Zirvenin destekçi listesine yönelik eleştiriler yalnızca madencilik ve inşaat projeleriyle sınırlı değil. COP31'de ortaklık üstlenen bazı şirketlerin kömür ve petrol alanındaki yatırımları da devam ediyor.
Zirvenin uygulama ortağı Cengiz Holding, Çanakkale'nin Karabiga beldesinde ithal kömürle çalışan Cenal Termik Santrali'nin Temmuz 2026 itibarıyla tek sahibi oldu. Mevcut kurulu gücü bin 320 megavat olan santrale, bin 50 megavat gücünde yeni bir ünite eklenmesi planlanıyor.
COP31'in iklim destekçilerinden Rönesans Holding ise Adana'nın Ceyhan ilçesinde petrokimya tesisi kuruyor. Cezayirli enerji şirketi Sonatrach ile ortak yürütülen projede, plastik sanayisinde kullanılan polipropilen üretilecek. Yıllık 472 bin 500 ton üretim kapasitesi planlanan tesisin hammaddesi, fosil yakıtlardan elde edilen propan olacak. Rönesans, tesisin elektrik ihtiyacını yenilenebilir kaynaklardan karşılamayı hedeflediğini açıklıyor.
Zirvenin “küresel iş ortağı” Koç Holding ise dört petrol rafinerisi bulunan Tüpraş'ın hâkim ortağı. Climate Home News'in 21 Ekim'de yayımladığı araştırmaya göre, Koç Holding ve Tüpraş, kendi faaliyetlerinden kaynaklanan karbon salımını 2030'a kadar 2017 düzeyine göre yüzde 27 azaltma hedefini 2025'te yüzde 20'ye düşürdü. Tüpraş, hedef değişikliğini piyasa koşulları ve enerji sektöründeki gelişmelerle açıkladı.
COP31'in “elektrifikasyon ortağı” Sabancı Holding'in de kömür yatırımı bulunuyor. Sabancı'nın Alman E.ON şirketiyle ortak olduğu Enerjisa Üretim, Adana'daki 450 megavat kapasiteli Tufanbeyli Linyit Santrali'ni işletiyor. Şirketin rüzgâr ve güneş enerjisi yatırımları da bulunuyor.

Çevre örgütleri şirketlerin destekçi listesinden çıkarılmasını istiyor
COP31'in destekçi listesi, çevre örgütlerinin doğrudan tepkisine neden oldu. Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP), 23 Ekim'de yaptığı açıklamada Limak Holding, IC Holding, Sinpaş, Rönesans Holding ve Cengiz Holding'in zirvedeki rollerine karşı çıktı.
Platform, ormanların, su kaynaklarının ve yaşam alanlarının zarar görmesine neden olduğunu belirttiği projelerle gündeme gelen şirketlerin iklim zirvesinde destekçi olarak yer almasını eleştirdi. EGEÇEP, söz konusu şirketlerin resmî listelerden çıkarılmasını ve destekçi seçiminde şirketlerin fosil yakıt yatırımları, çevresel faaliyetleri ve haklarındaki davaların bağımsız biçimde değerlendirilmesini istedi.
Greenpeace Türkiye de 26 Ekim'de Çanakkale'deki Cenal Termik Santrali yakınlarında eylem düzenleyerek yeni kömür yatırımı planına karşı çıktı. Örgüt, Cengiz Holding'in iklim zirvesindeki ortaklığıyla kömür santralini büyütme planı arasında çelişki bulunduğunu belirtti. Yapılan açıklamada, "İklim krizine karşı küresel liderlik üstlenmeye hazırlanan Türkiye’nin aynı yıl yeni bir kömür santraline onay vermesi büyük bir çelişki" denildi.
Kent Politikaları Derneği ve Halkların İklim Zirvesi Türkiye ise 17 Ekim'de Marmaris'te yaptıkları açıklamada Sinpaş'ın Kızılbük projesini gündeme getirdi. İki oluşum, şirketin COP31'deki “iklim destekçisi” unvanının kaldırılmasını ve destekçilerin hangi ölçütlere göre seçildiğinin açıklanmasını istedi.
Uluslararası Şeffaflık Derneği de yayımladığı COP31 Dürüstlük İlkeleri'nde, zirvenin ortaklık ve destekçilik süreçlerinde şeffaflık, çıkar çatışmalarının önlenmesi ve bağımsız denetimin önemini vurguladı.
Çevre örgütlerinin talepleri arasında şirketlerin fosil yakıt yatırımlarının ve doğa üzerindeki etkilerinin destekçi seçiminde dikkate alınması, seçim ölçütlerinin kamuoyuyla paylaşılması ve çevre mücadelelerine konu olan şirketlerin zirvedeki rollerinin yeniden değerlendirilmesi var.





