Birleşmiş Milletler iklim konferanslarının 31’incisi COP31, 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da toplanacak. Buna ilişkin hazırlıklar sürerken, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), iklim politikalarının arka planına ve karbon piyasalarına ilişkin eleştirilerini gündeme taşıdı. TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Küçük, COP31 sürecine ilişkin birliğin raporunu sunarken, iklim değişimiyle mücadele adı altında yürütülen politikaların emisyonları azaltmakta başarısız olduğunu söyledi. Karbon ticaretinin yeni bir finans piyasasına dönüştüğünü belirten Küçük, iklim politikalarının şirketlerin çıkarları ve piyasa mekanizmaları üzerinden şekillendirilmesini eleştirdi.

Tmmob Rapor Önceki Iklim Çalışmaları

TMMOB’nin genel kurulunda alınan karar doğrultusunda hazırlanan, “Sıfır Emisyon mu, Emisyon Ticareti mi?- Karbon Piyasalarının Gölgesinde COP1” başlıklı rapora ilişkin sunum yapan Küçük, iklim değişiminin yalnızca son 30 yıldır tartışılan bir konu olmadığını, bilimsel çalışmaların 19’uncu yüzyıla kadar uzandığını anlattı. İklim politikalarının tarihsel gelişimini karbon piyasalarının ortaya çıkışıyla birlikte değerlendiren Küçük, bugün tartışılan mekanizmaların uzun bir sürecin ürünü olduğunu ifade etti.

Tmmob Rapor Sunum İsmail Küçük

“İklim değişimi üzerinden karbon ticareti yapılıyor”

Birleşmiş Milletler çatısı altında yürütülen iklim, çölleşmeyle mücadele ve biyolojik çeşitlilik süreçlerinin kamuoyunda aynı ölçüde yer bulmadığına dikkat çeken Küçük, COP31’in Türkiye’de bu kadar yoğun gündem oluşturmasının nedeninin sorgulanması gerektiğini belirtti.

Küçük, çölleşmeyle mücadele ve biyolojik çeşitlilik toplantılarının iklim zirveleri kadar gündeme gelmediğini vurgulayarak şöyle konuştu:

“Peki, neden her yerde ‘COP31 Antalya’? Bu sorunun yanıtı çok açıktır: Çünkü ticari argümanlar, ticari piyasa COP31’e oturdu. Yani iklim değişimi üzerinden karbon ticareti yapılıyor. Diğerlerinde ticaret yok; ticaret olmadığı için haber değeri de olmuyor, ülkelerin de bu konuda bir tutumu olmuyor.”

Financial Times'tan 2027 için 'çifte felaket' uyarısı
Financial Times'tan 2027 için 'çifte felaket' uyarısı
İçeriği Görüntüle

Tmmob Rapor Önceki Zirveler

Küçük, COP toplantılarında ülkeler ve kurumlar resmî taraflar olarak yer alsa da gerçek karar mekanizmalarının arkasında şirketlerin ve geniş bir kapitalist ağın bulunduğunu savundu.

Tmmob Rapor Sıfır Atık

“Net sıfırın asıl amacı emisyon ticareti”

Küçük’ün sunumunda en fazla üzerinde durduğu başlıklardan biri de net sıfır hedefi oldu. Net sıfır yaklaşımının üç temel aşamayla ele alındığını belirten Küçük, bunları sera gazı salımlarının kaynağında azaltılması, yeni karbon yutak alanları oluşturulması ve atmosferdeki karbonu yakalamaya yönelik teknolojilerin kullanılması olarak sıraladı.

Asıl önceliğin emisyonları kaynağında azaltmak olması gerektiğini vurgulayan Küçük, karbon yutak alanları ve karbon yakalama teknolojilerinin çözüm olarak sunulmasını eleştirdi.

Ormanların ve diğer doğal alanların karbon yutak alanı ilan edilerek şirketlere gelir sağlayan mekanizmalara dönüştürüldüğünü savunan Küçük, bu uygulamaların doğal varlıkların şirketlerin faaliyet alanına girmesine yol açtığını da sözlerine ekledi.

Atmosferden karbon yakalamak için kurulan makinelerin de enerji tükettiğine dikkat çeken Küçük, bazı koşullarda yakalanan karbonun karşılığından daha fazla enerji harcanabildiğini belirtti. Küçük bu nedenle söz konusu teknolojilerin ne ölçüde verimli olduğunun sorgulanması gerektiğini ifade etti.

Küçük, net sıfır hedeflerinin şirketlerin girişimleriyle uluslararası gündeme taşındığını ileri sürerek, 2021’de Glasgow’da düzenlenen COP26 öncesinde kurulan net sıfır finans ittifakına işaret etti. Küçük, bu sürecin ardından net sıfır yaklaşımının iklim politikalarının merkezine yerleştiğini belirterek, “Net sıfır bize bir illüzyondur; asıl amacı emisyon ticareti oluşturmaktan başka bir şey değildir” dedi.

Tmmob Rapor Sıfır Atık 2

“Emisyonlar azalmadı, arttı”

Küresel emisyonların seyrine de değinen Küçük, sunumunda 1995’ten günümüze emisyonların yüzde 63 arttığını belirtti. Küçük, emisyonların azaltılması yönünde açıklanan hedeflere karşın artışın sürmesinin, uygulanan politikaların sonuçlarının sorgulanmasını gerektirdiğini söyledi.

Ülkelerin emisyonlara katkılarının birbirinden farklı olduğunu vurgulayan Küçük, kişi başına düşen emisyon miktarlarının da dikkate alınması gerektiğini ifade ederek, ülkelerin aynı kategoride değerlendirilmesinin eşitsizlikleri görünmez kılabileceğine dikkat çekti.

Enerji sektörünün emisyon üretiminde önemli bir paya sahip olduğunu belirten Küçük, yenilenebilir enerji yatırımlarının ve enerji dönüşümünün mevcut tabloyu ne ölçüde değiştirdiğinin değerlendirilmesi gerektiğini de ifade etti.

İklim politikalarının yalnızca hedef açıklamakla sınırlı kalamayacağını belirten Küçük, enerji, ulaşım, madencilik ve arazi kullanımına ilişkin kararların birbiriyle bağlantılı etkilerinin birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.

“İklime direnmek değil, uyum içinde yaşamak gerekiyor”

Küçük, iklim politikalarında kullanılan kavramlara da itiraz etti. TMMOB’nin raporunda “iklim değişikliği” yerine “iklim değişimi” ifadesinin tercih ettiklerini belirten Küçük, iklimin doğal dinamikleriyle sürekli değiştiğini, insan faaliyetlerinin de bu sürece etki ettiğini söyledi.

“İklim krizi” ifadesini bilimsel bir kavram olarak kabul etmediklerini belirten Küçük, iklime direnmek ya da kentleri iklime dirençli hâle getirmek yerine doğayla uyumlu planlamanın önemine de dikkat çekti.

Kentleşme, tarım ve diğer insan faaliyetlerinin yaşanılan coğrafyanın koşulları gözetilerek planlanması gerektiğini ifade eden Küçük, yağışların tek başına sel ve taşkınların sorumlusu olarak gösterilmesini de eleştirdi.

Son dönemde Türkiye’nin farklı bölgelerinde, özellikle İstanbul’da yaşanan sel ve taşkınlara değinen Küçük, doğal olayların afete dönüşmesinde mevcut uygulamaların ve planlama tercihlerinin de sorgulanması gerektiğini belirtti.

Kentlerin iklim koşullarıyla uyumlu biçimde planlanmaması durumunda yaşanan sorunların yalnızca iklim değişimine bağlanamayacağını ifade eden Küçük, doğal eşiklerin ve toplumsal ihtiyaçların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Tmmob Rapor Atık Toplayıcıları

Türkiye’nin emisyon hedefleri ne kadar gerçekçi?

Türkiye’nin emisyon azaltımına yönelik vaatlerini de değerlendiren Küçük, ulaşım politikaları ile ekonomik tercihler arasında çelişkiler bulunduğunu savundu.

Türkiye’de yük taşımacılığının yüzde 85-90’ının karayoluyla yapıldığını belirten Küçük, ulaşım sisteminde köklü bir dönüşüm gerçekleştirilmeden emisyon azaltım hedeflerine ulaşılmasının güç olduğunu söyledi.

Petrol ürünlerinden alınan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ve Katma Değer Vergisi’nin (KDV) kamu gelirleri içindeki yerine de dikkat çeken Küçük, petrol tüketiminin azaltılmasını öngören politikaların uygulanabilirliğinin bu ekonomik yapı dikkate alınarak değerlendirilmesini istedi. Küçük, iklim politikalarının yalnızca kâğıt üzerindeki hedeflerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, ulaşım, enerji, üretim ve tüketim sistemlerinin birlikte ele alınması çağrısında bulundu.

Tmmob Rapor Sıfır Atık 2

“Sıfır atık” politikalarına eleştiri

Küçük, sunumunda sıfır atık uygulamalarını da eleştirdi. Evlerde ve kentlerde atık ayrıştırmaya yönelik uygulamaların öne çıkarılmasına karşın atık üretiminin nedenleri ve üretim süreçlerinin yeterince sorgulanmadığını belirtti.

Türkiye’nin atık ithalatına ve atık toplayıcılarının yaşadığı sorunlara dikkat çeken Küçük, atık yönetiminde emekçilerin rolünün göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.

Atık toplayıcılarının çalışma koşullarını ve sorunlarını dikkate alan düzenlemelerin, yalnızca sıfır atık kampanyalarıyla yürütülen çalışmalardan daha etkili sonuçlar sağlayabileceğini ifade eden Küçük, atığın nasıl ve neden bu kadar fazla üretildiği sorusunun da gündeme alınması gerektiğini vurguladı.

Tmmob Rapor Dirençli Kentler

“Doğal olayların afete dönüşmesi, uygulamaların iflas ettiğini gösteriyor”

Sunumunu, “iklim değişiminin bilimsel bir gerçek olduğu” ifadesiyle tamamlayan Küçük, insan faaliyetlerinden kaynaklanan küresel ısınmanın etkilerinin bütünlüklü politikalarla ele alınması gerektiğini söyledi.

Küçük, emisyon azaltımının yalnızca muhasebe hesaplarına ve soyut hedeflere dayandırılamayacağını, enerji dönüşümünden ulaşıma, madencilikten arazi kullanımına kadar bütün kararların bir arada değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Küçük, COP süreçlerinde emisyonların azalmadığını, aksine artmaya devam ettiğini belirterek karbon ticaretinin yeni bir finans piyasasına dönüştüğünü yineledi. Kentlerde yaşanan afetler ve tarımsal üretimdeki sorunların mevcut politikaların sonuçlarını sorgulamayı gerektirdiğini ifade eden Küçük, iklim değişimiyle mücadelede üretimden tüketime, kentleşmeden doğal alanların korunmasına kadar köklü bir yaklaşım değişikliğine ihtiyaç olduğunu sözlerine ekledi.

Muhabir: Sultan Özer