Çok şey yazılabilir, çok şey söylenebilir... Bu haftaki yazımı kısa ama anlamak isteyenler için oldukça uzun yazacağım.

Demokrasi çok zor bir oyundur, herkes oynayamaz.

Bir siyasi partinin nasıl konvansiyona gideceği, genel kurulu hangi şartlar altında toplanabileceği yasalarda, tüzüklerde açıkça belirtilmiştir.

Keyfi uygulama yapılması çok zordur.

Olursa ne olur?

O oyuna başka birçok şey denilebilir ama demokrasi denemez.

Bir siyasi partinin en üst karar organı genel kurulu, konvansiyonu, adına her ne denirse densin kurultayıdır. İster tüzüğü kısıtlasın, ister getirilen yasalar "ille de şu aralıklarla toplanabilir" gibi hükümler içersin, ister mevcut parti başkanı gideceğini anlayıp bir yerlere yama olup, kendini tutkalla koltuğa sabitlesin... Fayda etmez.

Su akar yolunu bulur.

Ne mahkeme kapılarına düşmek fayda verir, ne koltuk değneği vazifesini gördüğü iktidara yamanmak bir işe yarar. Bir kere yolcuysa Abbas, bağlasan duramaz.

Ne olduydu Ulusal Birlik partisi kongresi mahkemeye düştüğünde? Kime yaradı? Tüm saygımla, İrsen Küçük nerede şimdi?

Seversiniz, sevmezsiniz delegeler kime yönelim gösterirse, kim kendini daha iyi anlatabilirse, veya kim daha iyi algı yaratabilirse o kazanır.

Evet, siyaset bir algı meselesidir. Gerçekler başka, algılar başka olabilir. Önemli olan algıyı yaratmak, umut haline gelebilmektir.

Milliyetçi Hareket Partisi’ndeki muhalif adayların dördünü de yakından tanıyorum. Yıllardır da Devlet Bahçeli’yi takip edip, her türlü komik haline şahit oluyoruz.

Kurultay talebini polis barikatına çarpmak, AKP’li Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’dan himmet beklemek, güç hesaplarına MHP’yi peşkeş çekmek ne Bahçeli’ye yarar ne de bir işe yarar.

Yolcudur Abbas, bağlasan durmaz. Kimse bu sürecin geriye dönüşü olduğunu sanmasın. Birlikte demir bariyerlere dayanan adaylar başaramayabilir, ama MHP’de değişim, dönüşüm süreci yeni aşamaya gelmiştir. Kaybeden bellidir...

1250 civarındaki delegenin 950’si o tel örgünün, barikatın önünde toplanıp kurultayın yapılacağı alana girememişse diyecek başka bir şey kalmıyor…

Hani konvansiyonlar partilerin en üst karar organıydılar? Hani partilerin kapanmasına bile karar verebiliyorlardı? Demek ki partileri genel kurulları kapatabilir ama parti başkanını sorgulayamaz. Bu nasıl bir mantık. Muhalifler ne diyor, bu anti-demokratik bir maddedir, değiştirilmelidir. Yanlış mı?

Bahçeli diyor ki olmaz, olağanüstü konvansiyonlarda seçim olamaz. Ona umut bağlayanlar da her türlü desteği sağlayıp konvansiyonu engellemeye çalışıyor? Nereye kadar?

Unutmamak lazım, meşhur laftır, "Mahkeme kadıya mülk olmaz." Gün gelir herşey değişir, kadılar gider başka kadılar gelir ve o eski kadılar da hesap verir.

Demokrasi zor oyundur. Kuralıyla oynanması lazım.