Hekimlik mesleğinden emekli olduktan sonra yaşamını minyatür sanatına adayan ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca "Kültürel Miras Taşıyıcısı" unvanına layık görülen Dr. Figen Gürsoy, dört yıl süren titiz bir çalışmanın ardından benzersiz bir projeye imza attı. Gürsoy, Yaşar Kemal’in yaşamı boyunca kaleme aldığı 57 kitabın her biri için özel bir minyatür tasarlayarak, ustanın edebiyatını çizgilerin ve renklerin diliyle yeniden yorumladı.

Whatsapp Image 2025 11 22 At 15.38.54 (2)

"Anadolu’nun sofrasına bir tabak eklemek"

Serginin çıkış noktası, sanatçının Anadolu’ya ve onu en iyi anlatan kaleme duyduğu şükran hissinde saklı. "Beni beslemiş, büyütmüş Anadolu’nun cömert sofrasına ben de bir tabak eklemeliydim ve benim tabağımda minyatür resim olabilirdi" diyen Gürsoy, bu coğrafyayı en iyi anlatan ismin Yaşar Kemal olduğu düşüncesiyle yola çıktığını belirtiyor.

Proje, yalnızca estetik bir kaygı taşımıyor; aynı zamanda matbaanın icadından sonra yolları ayrılan "kitap" ve "minyatür" sanatını, çağdaş bir perspektifle yeniden bir araya getirmeyi hedefliyor. Gürsoy bu seriyi, "Bir yazarın bütün kitaplarının birer birer minyatür olarak resimlenmiş olması açısından bir ilk" olarak nitelendiriyor.

4 yıl, 57 kitap ve sonsuz sabır

Serginin hazırlık süreci, en az Yaşar Kemal’in romanlarındaki betimlemeler kadar detaylı ve katmanlı bir çalışmaya dayanıyor. Gürsoy, 4 yıl süren bu maratonun ilk yılını sadece kitapları okuyarak ve notlar çıkararak geçirdiğini ifade ediyor. İkinci yıl eskizlerin çizildiği, üçüncü ve dördüncü yılların ise boyama ve kağıt hazırlığıyla geçtiği süreçte sanatçı, uyku ve yemek saatleri dışında neredeyse tüm zamanını masa başında geçirdi.

Dr. Figen Gürsoy, eserleri oluştururken Yaşar Kemal’in metinlerindeki insan-doğa çatışması, göç, efsaneler ve Anadolu’nun bin bir rengini minyatürün kendine has perspektifsiz düzlemine taşıdı.

Ustanın sözünden ilhamla: "İnsan dünyadır"

Sergi, ismini Yaşar Kemal’in 'Ağacın Çürüğü' kitabındaki "İnsan dünyadır zaten. İnsan büyük algıların toplamıdır" cümlesinden alıyor. Bu tema, yazarın barış, umut ve sevgi dilinin görsel bir yansıması olarak sergideki yerini alıyor.

Yaşar Kemal Vakfı ve ustanın eşi Ayşe Semiha Baban Gökçeli’nin de desteğini alan proje, Anadolu yolculuğuna devam ediyor. Bugüne kadar İzmir, Eskişehir, Paris gibi pek çok durakta sanatseverlerle buluşan sergi, 30 Kasım'a kadar Urla’da URLADAM’da ziyaret edilebilir. Sergi, 21 Şubat 2026 tarihinde ise Ankara Çankaya Belediyesi Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde başkentlilerle buluşacak. Sergiyi, minyatür sanatı ve Yaşar Kemal ile ilgisini Dr. Figen Gürsoy ile konuştuk.

Yaşar Kemal'in eserleri ile minyatür sanatı arasında bir bağ kurarken sizi en çok etkileyen unsur ne oldu?

‎Anadolu’yu minyatür resimlerle çalışmak istedim. Beni bu yaşıma dek beslemiş, büyütmüş, mayalamış, demlendirmiş Anadolu’ya bu şekilde teşekkür etmiş olacaktım. Anadolu’nun cömert sofrasına ben de bir tabak eklemeliydim ve benim tabağımda minyatür resim olabilirdi. Anadolu’yu, insanını, kültürünü, folklorunu, doğasını, iklimini, çiçeğini, bitkisini, duygusunu, tavrını derinden yaşamış, anlamış, anlatmış, en iyi şekilde yazmış yazar; bana göre ve dünyanın da kabülü ile Yaşar Kemal’dir. Ve ben Yaşar Kemal’in yaşamı boyunca yazdığı toplam 57 kitabın hepsini kitaplarını okuduktan sonra minyatür resimlerini çalışarak; bu minyatür resim serisinin aracılığıyla, Anadolu’ya, Yaşar Kemal’e, kitaplara ve minyatüre kendi dilimce teşekkür edecektim. Bu düşünceyle yola çıkarak Yaşar Kemal’in yaşamı boyunca yazdığı 57 kitabın tümünü birer minyatür resim olarak çalıştım. 57 kitap 57 minyatür resim oldu.

En önce Yaşar Kemal’in aile üyelerini bilgilendirdim, onaylarını aldım. Minyatür resme dair, tamamlanması yıllar sürecek en büyük hayalimi gerçekleştirmek üzere çalışmaya başladım. Bir yazarın bütün kitaplarının birer birer minyatür olarak resimlenmiş olması açısından bildiğimizce bir ilk bu seri. Elbette bir yada bir kaç kitap çalışılmıştır. Ancak eksiksiz, tam seri olarak ilk.

Seriyi kendimce metodik bir şekilde çalıştım. Çünkü böylesi bir kitap minyatürü özel yaşamınızı da koruyarak ancak 4-5 ayda çalışılabilir. 57 kitaba beşer ay ayırabilmek için ömrüm yetmezdi. Uyku ve yemek saatleri dışında tüm zamanımı masa başında geçirdiğim bu dört yıllık sürece, geriye dönüp baktığımda bir saç teli kadar yorgunluk hissetmeden tamamladığımı görüyorum.

Whatsapp Image 2025 11 22 At 15.38.54 (3)

57 kitabı minyatürlere dönüştürme sürecinde, her bir eserin minyatürle temsil edilmesinde hangi kriterleri göz önünde bulundurdunuz?

Yaşar Kemal’in ardında bıraktığı 57 kitaptan oluşan hazinesi yaşamın içindeki iyi ,doğru, güzel adına her şeye dair sevgi içermekte. İnsan, doğa, çocuk, kitap, sanat, bilim, kültür, folklor, edebiyat, şiir, roman, orman, yeryüzü, gökyüzü, çiçek, ağaç, bulut kısacası her şeyin sevgisini. Bu hazinede insana, insanlığa ait değerlerin korunması, yaşanması, yaşatılması, çoğaltılmasına dair bilgi var. Kendi deneyimimden biliyorum ki; bir Yaşar Kemal kitabını okuyanın dünyayı algısı, yaşama bakışı gelişir ,farklılaşır. Ben Yaşar Kemal’in barış, umut ve sevgi içeren cümleleri ile iç dünyamın güçlendiğini duyumsuyorum. Benim deneyimlediğimin insana çok yakışan ve hatta gereken bir durum olduğunu düşünüyorum. Ve çalışmalarımın buna işaret etmesini hedefliyorum.

Kitaplarının konuları, ana izlekleri; insanın insanla çatışması, insanın doğa ile çatışması, göç, kırım kıyım yılları, mecbur ve tutunamayan insanın dramı, insan-doğa ilişkileri, insan-insan ilişkileri, açlık, yoksulluk, işsizlik, savaş, işkence, doğa tahribatı, nükleer kirlilikler, orman yangınları, denizlerdeki yaşamın yok edilişi, şehirlerdeki yoğun yapılaşma, insanlığın başındaki dertler, ağalık düzeni, vb. Bu sorunlara çözüm önerileri, barışa çağrı. Destanlar, efsaneler, mitolojik ayrıntılar. Mezopotamya, Akdeniz, ova, dağ köyü, kasaba, ada, deniz ve kenti; umut, sevgi, barış cümleleri ile anlatır. Kitapların minyatür resimlere dönüşmesi sürecinde; kitabın içeriğini en net yansıtabilecek ögeleri seçtim. Kitapları okurken minyatür resim süzgecinden geçirerek okudum.

Serinin yoğun bir çalışmayla dört yıllık sürecinde; ilk yıl tüm kitapları okudum, notlar çıkardım, neleri çizeceğime dair. İkinci yıl o notlardan eskizlerimi çizdim. Üçüncü ve dördüncü yıllarda kağıtlarımı hazırlayıp, çizimleri aktarıp, boyadım.

Bu özgün serinin, izleyecek olanlara Yaşar Kemal hazinesinden okuyarak beslenmek, aydınlanmak, umutlanmak, güçlenmek adına ilham verici olması dileğimdir.

Whatsapp Image 2025 11 22 At 15.38.55

‎Bu sergi öncesinde, Yaşar Kemal eserleri ilk tanışmanız nasıl oldu? Hangi eseri ile yazarı tanıdınız ve neler hissettiniz-düşündünüz?

‎ Ortaokul ikinci sınıfta iken Yaşar Kemal’in 'Ağrı Dağı Efsanesi' kitabını okuyarak başladı ilk tanışıklığım. Ağrı Dağı’nın ve Küp Gölü’nün betimlendiği cümlelerini okuduğumdaki destansı anlatımın özgünlüğü, benim çocuk dünyamda derin bir hayret, hayranlık, duygu yoğunluğu yarattı. O günkü duygu yoğunluğum dünmüşçesine taptaze durur duygu hafızamda. O gün yakaladı yüreğimi ve hiç bırakmadı Yaşar Kemal. Sonrasında da "Barış, Umut, Sevgi" içeren cümlelerini içeren diğer kitapları hep oldu yaşamımda.

Yaşar Kemal, benim yaşam okulumun insan olma, insanlık ve insan derslerinin öğretmenidir. "İnsan, insan olma"nın reçetesini yazandır.

Whatsapp Image 2025 11 22 At 15.38.54 (5)

Minyatür sanatını seçmenizin ardında yatan özel bir neden var mı? Neden minyatür, bu projede en doğru ifade biçimi olarak öne çıktı?

‎ Ben minyatür resmi yaşamıma “kitap resmi” olduğu için aldım. Matbaanın olmadığı dönemde el yazması olarak yazılan kitapların içeriklerini pekiştiren resimler minyatür olarak çalışılmış. Matbaanın icadından sonra doğal olarak bu uygulama durmuş. Bugün, benim okuduğum kitapların minyatür resimlerini çalışarak , kitap ve kitap resmi minyatürü yeniden buluşturmak kendime seçtiğim yolum. Okuduğum kitapların içeriklerini, kendine özgü çizim ve boyama dili olan minyatür resme dönüştürmek, kitapların ve minyatür resmin büyüleyici dünyasından, bugüne dair, çağdaş yorumlarla üretmek bana iyi geliyor.

Christopher Nolan’ın "The Odyssey" filmi açılış hafta sonunda 264 milyon dolar hasılat elde etti
Christopher Nolan’ın "The Odyssey" filmi açılış hafta sonunda 264 milyon dolar hasılat elde etti
İçeriği Görüntüle

‎ Minyatür resim, 'anlatan' resimdir. Bir kitabın bütün içeriğini bir düzleme aktarabilmeye çok uygundur minyatürün çizim dili. Batı resminde olan perspektifin olmaması, tüm figürleri aynı anda hem kuşbakışı, hem önden , hem yandan çizebilmeyi sağlar. Figürler birbirini örtmez, engellemez ve gerekirse çerçeveden özgürce taşabilir.

Whatsapp Image 2025 11 22 At 15.38.54 (4)

Yaşar Kemal’in eserlerinde sürekli bir doğa sevgisi ve insan hakları teması yer alıyor. Bu temaları minyatürlerle nasıl işlediniz?

Yaşar Kemal’in soyut dünyasından geçerek bir somut gerçekliğe yani kitaba dönüşen tüm temaları; okuduğumda benim soyut dünyamdan geçerek başka bir somut gerçeğe, minyatür resimlere dönüştüler.

Kitaplardan minyatür resme aktarmaya çalıştıklarım; kitabın içeriğinde belirleyici , vurgulayıcı olduğunu düşündüğüm her öge. Doğa sevgisi ve insan hakları teması da bunların içinde.

Örneğin İnce Memed dörtlüsü özelinden örnekleyecek olursak; Yaşar Kemal’in o muazzam coğrafi betimleme cümleleri ile anlatılan Çukurova’ ya dair en belirgin yerler. Akdeniz, Toroslar, Akçasaz bataklığı, Anavarza kayalıkları , Savrun çayı, Hemite kalesi gibi. Ağrı Dağı Efsanesi’nde geçen Ağrı dağı, Küp gölü.

Her ciltte ayrı ayrı en çok vurgulanan bitkiler, çakırdikeni, nergisler, geven otu dikeni, dağ lalesi, pampallar, yarpuzlar vb. Dağın Öte Yüzü' serisinde döngeleler vb.

Betimlenen, vurgulanan hayvanlar . Cerenler, geyikler, atlar, arılar, karıncalar, yılanlar, yırtıcı kuşlar , efsanevi kanatlı at vb. Olayların kahramanları ve gelişen olayların önemli ayrıntıları. Kahramanların duygularını olabildiğince aktarmaya çalıştım. Örneğin; Kimsecik serisindeki 2. kitap olan Kale Kapısı’nda Salman karakterinin korkutan hallerini, Mustafa karakterinin korkusunu, 3. kitap olan Kanın Sesi’nde korku duygusunun yaşam sevincine evrilişini işledim.

Makalelerini içeren kitaplarda değindiği konuların içeriği; yaşamın içinden vurguladığı açlık, yoksulluk, savaş, göç, işkence , nükleer kirlilikler, orman yangınları, denizlerdeki yaşamın yok edilişi, şehirlerdeki yoğun yapılaşma, doğanın yok edilişi, insanlığın başındaki dertler vb. Çözüm önerileri, barışa çağrı. Yaşar Kemal’i besleyen yazarlar, sanat bilim müzik düşünce insanları. Destanlar, efsaneler, mitolojik ayrıntılar.

Kitabı okumuş olanların, minyatür resmi incelerken tekrar yakalamasını istediğim her ayrıntıyı olabildiğince çalıştım.

Whatsapp Image 2025 11 22 At 15.38.54 (1)

Serginin teması olan "İnsan dünyadır" ifadesi sizce, Yaşar Kemal'in eserleriyle nasıl bir bütünlük oluşturuyor?

Serginin teması "İnsan Dünyadır" 'Ağacın Çürüğü' kitabının 240. sayfasındaki, "İnsan dünyadır zaten. İnsan, büyük algıların toplamıdır. Birikimidir" cümlesinden alındı. Büyük ustanın, az söz ile çok şey söyleyebilme gücüne bir örnektir bu cümle. Yaşar Kemal’in tüm eserlerindeki; barış dili, umut dili, sevgi dili, insan onurunu önceleyen dili ve en sonunda daima insan gerçeğine ulaşmayı hedefleyen dili ile bütünleşen bir anlatım örneği «İnsan Dünyadır.»

Minyatür, geleneksel bir Türk sanat dalı. Yaşar Kemal'ın eserlerini minyatür sanatı ile birleştirirken hangi unsurları dikkat ettiniz?

Minyatür; kendine özgü çizim ve boyama teknikleri olan bir resim dili. Ben elyazması kitaplardan çıkmış olan minyatür resme dair çizim ve boyama dilini kullanarak; yaşadığım dönemin çağdaş yazarlarının kitaplarını çağdaş bir bilinçle resimlemeyi seçtim. Benim yolum bu. Kitaplardan çıkmış minyatür resmi tekrar kitaplar ile buluşturmak.

Yaşar Kemal’in 'Binbir Çiçekli Bahçe' kitabının 185. sayfasındaki paragrafının içeriği; kitap ve resmin birleşmesi, bütünleşmesi isteğini yansıtmakta. Ben de böylesi bir çalışma ile adeta büyük ustanın hayalini gerçekleştirmiş gibi hissediyorum, mutlanıyorum: "Birtakım romanları resimlemek, dünya edebiyatının bir geleneğidir ya, çağımız genellikle bu işi unutmuşa benziyor. Bu güzel gelenek sürdürülebilseydi edebiyat için de, resim için de iyi olurdu. Kadim çağlardan bu yana, taa mağaralardan beriye, bu iki görkemli sanat birbirini tamamlamıştır. Birçok duvar resminin kaynakları eski destanlar, efsaneler, masallar, türkülerdir. Homeros’un İlyada’sı Odyseia’sı çağlar boyunca resimlere heykellere kaynaklık etmiştir. Çağımızda da , yoğun olaraktan, bu iki sanatın birbirini desteklemesi iyi olurdu. Bence eski zamanlardan bu yana, bu iki sanatın birleşmesi, bütünleşmesi boşuna değildir. Sebebi de ortadadır ve açık seçiktir."‎

Sergi, ziyaretçilerin Yaşar Kemal’in dünyasını farklı bir şekilde algılamasına da yol açıyor. Ziyaretçilerin, bu minyatürlerde hangi duygusal ya da düşünsel değişimleri yaşadığını canlandırıyorsunuz zihninizde?

Dileğim; sergiyi gezenlerin izledikleri çalışmalardan dikkatlerini çeken, ilgi ve meraklarını uyandıran biri olduğunda , o çalışmanın hangi kitaba ait olduğunu alttaki etiketinden öğrenip; ardından o kitabı belki yaşamlarında ilk kez belki de tekrar olarak okumaları. Sergi salonundan ayrılırken, izleyenlerin okuyacakları kitabı belirlemeleri, benim için serginin amacına ulaştığı, anlamını bulduğu noktadır.

Yaşar Kemal’in barış, umut ve sevgi cümleleri, ne kadar çok zihin ve gönle dolup dolaşır ise, bunun gelecekteki güç, güven ve güzellik ortamı için o denli uygun bir zemin oluşturacağını düşünmekteyim. Yaşar Kemal’in ardında bıraktığı muazzam hazinesinde bulunan; yaşamın içindeki iyi, doğru, güzel her ne varsa hepsine dair sevgi cümlelerinin özümsenmesi için , insana dair değerlerin korunmasına çoğaltılmasına dair yol gösterici cümlelerinden öğrenmenin ve beslenmenin sürdürülmesi için, bir anımsatıcı olmasını istiyorum bu serinin.

Bu sergilerin; Anadolu’yu en iyi yazan ve anlatan büyük usta Yaşar Kemal’in ardında bıraktığı muazzam hazinesini okuma, anlama, koruma, çoğaltma ve gelecek kuşaklara umut ve anlam damıtacakları bu büyük mirası işaret etme, anımsatma gibi bir katkısının olması benim için sevinç kaynağıdır.

Sergilerin tüm duraklarda gördüğü ilgi, her yaştan izleyicinin yorum, değerlendirme ve geri bildirimleri; izleyici açısından tatmini yüksek bir sergi olduğunu düşündürmekte. Bu da benim açımdan sevindirici.

Özellikle her yaştan öğrencilerin, okulların ziyaretini çok önemsiyorum. Anaokulundan doktora düzeyine dek tüm öğrencilerin etkilenmeleri ve yararlanmaları da kendilerince oluyor elbette. Gençlerin dünyasına Yaşar Kemal’e, kitaba, edebiyata, sanata, minyatür resme dair bir tohum eklenmekte. Bu tohumun nerede, nasıl filizleneceğini, nasıl güzelliklere evrileceğini bugünden öngöremeyiz. Kesin olan şu ki; bir şekilde yararlanacaklarıdır ve zarar görmeyecekleridir.

Her yaştan, her sosyal ve ekonomik ortamdan gelen kişilerin bu sergiden etkilendiklerini gözlemlemek, duyumsamak; her ziyaretçi ile aynı duyguda buluşabilmek harika. Her gelen ile sergi yeni baştan kuruluyor adeta, herkes sergiden kendince bir şeyler damıtıp, kendince bir şeyler katıyor. Ben de gelenlerin katkılarından besleniyorum.

Fotoğraf: Aykut Uslutekin

Muhabir: Ahmet Çağatay Bayraktar