Ege Bölgesi'nin en önemli su kaynaklarından biri olan Gediz Nehri’ndeki kirlilik, tarımsal üretimi, biyoçeşitliliği ve halk sağlığını tehdit eden boyutlara ulaştı. İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi Üyesi ve Tarım Komisyonu Başkanvekili Erdal Karagöz ile çevre platformları temsilcileri, nehir havzasındaki çevre felaketine dikkat çekerek kitlesel eylem çağrısında bulundu.

"Atıklar doğrudan Gediz Nehri’ne boşaltılıyor"

Gediz Nehri’nin yaklaşık 410 kilometre uzunluğunda olduğunu ve ana kaynağının Murat Dağı'ndan doğduğunu hatırlatan Erdal Karagöz, Demirköprü Barajı’ndan Menemen’e kadar uzanan yaklaşık 110 kilometrelik hatta tarımsal sulamanın yoğun şekilde yapıldığını belirtti. Çok sayıda yerleşim yeri ve sanayi tesisinin atık yönetimini usulsüz yürüttüğünü ifade eden Karagöz, kirlilik kaynaklarına ilişkin şu doğrudan açıklamada bulundu:

“Manisa merkez, Turgutlu, Salihli, Kemalpaşa, Muradiye ve Lif Çayı havzasındaki evsel ve sanayi atıkları doğrudan Gediz Nehri’ne boşaltılıyor.”

Bakanlık Raporu: "Tarımda kullanılamaz"

Gediz Nehri yatağı boyunca konumlanmış yaklaşık 127 sanayi tesisi ile 150’ye yakın zeytinyağı fabrikasının suya atık bıraktığını kaydeden Karagöz, nehirden alınan su numunelerinde ağır metaller tespit edildiğini söyledi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bazı alanlara ilişkin “üçüncü sınıf arazi, tarımda kullanılamaz” yönünde raporlarının bulunduğunu öne süren Karagöz, Menemen UTEM Araştırma Enstitüsü’nde yapılan analizlerde de özellikle bor oranlarının yüksek çıktığını aktardı.

Firmaların döviz varlıkları arttı: Net döviz pozisyonu açığında son durum
Firmaların döviz varlıkları arttı: Net döviz pozisyonu açığında son durum
İçeriği Görüntüle

Domates verimi 7 tondan 2 tona geriledi

Gediz’den Menemen Ovası’na saniyede yaklaşık 4-5 metreküp su verildiğini ve bu kirli suyun toprağı zehirlediğini dile getiren Karagöz, tarımsal üretimdeki düşüşü şu çarpıcı verilerle ortaya koydu:

“Beş-altı yıl önce dekarda 7 ton domates alınan arazilerde bugün 2 ton ancak alınabiliyor. Çilekte de benzer düşüşler yaşanıyor. Sadece ürün kaybetmiyoruz, toprağı da zehirliyoruz.”

Balıkçılık ve halk sağlığı tehlikede

Kirliliğin Gediz Deltası'ndaki ekosisteme ve insan sağlığına etkilerine de değinen Karagöz; balık neslinin tükenme noktasına geldiğini, larva oluşumunun azaldığını ve mantar hastalıklarının baş gösterdiğini bildirdi. Tarım işçileri ile balıkçıların suyla temas ettikten sonra vücutlarında kaşıntı ve yaralar oluştuğunu belirten Karagöz, büyükbaş ve küçükbaş hayvanların da artık nehir suyunu içemediğini sözlerine ekledi. Yerel yönetimlerin çevre denetim yetkisinin artırılması gerektiğini savunan meclis üyesi, “Kirlilik herkesin gözü önünde yaşanıyor ancak gerekli yaptırımlar uygulanmıyor” eleştirisinde bulundu.

Kirlilik arttıkça çiftçi üretimden çekiliyor

Bölgedeki sosyo-ekonomik çöküşe dikkat çeken Türkiye İşçi Partisi (TİP) Menemen İlçe Başkanı İsmail Çelik ise artan pestisit oranları ve yüksek girdi maliyetleri nedeniyle üreticinin zor durumda olduğunu ifade ederek şu doğrudan tespiti yaptı:

“Çiftçi ürettiği ürünü satamaz hale geldi. Girdi maliyetleri artıyor, ürünler pestisit nedeniyle geri dönüyor. Gençler artık tarımdan uzaklaşıp sanayiye yöneliyor.”

Nehirlerin Kardeşliği İnisiyatifi bileşeni olan Manisa Çevre Platformu adına açıklama yapan Yüksel Çetin de Ege’deki ve tüm yurttaki nehirlerin sanayi atıkları ile maden projelerinin tehdidi altında olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Mesele yalnızca kirlenen nehirler değil; halkın suyunun zehirlenmesi, toprağın kurutulması, çiftçinin yoksullaştırılması ve yaşamın talan edilmesidir.”

Yaşanan bu gelişmelerin ardından çevre platformları ve yaşam savunucuları, Gediz havzasındaki çevre kirliliğine dur demek amacıyla 6 Haziran Cumartesi günü Manisa’da “Büyük Gediz Mitingi” düzenleme kararı alarak tüm vatandaşları katılmaya çağırdı.

Kaynak: Anka Haber Ajansı