Güray SOYSAL / Ömrümü bu kentte geçirdim. Evimi, eşimi, çocuklarımı, torunlarımı hep bu kentte geçindirme ve görme imkanını elde ettim. Başkent’ten birkaç günlükte uzaklaştığımda Ankara hasreti içinde olurum.. Döner dönmezde Ankara ve sporunun sorunları ile karşılaşırım. Böyle bir seyahatin ardından bu hasretle bilgisayarın başına oturdum. İşte onlardan birkaçı... U16 futbol takımımız Mercedes Benz Ege turnacısı için Teknik Direktör Ahmet Ceyhan tarafından açıklandı. Hemen arkasından bu kez U19 takımı hazırlara girişti. Kadroyu Teknik Direktör Vedat İnceefe’ce Moldova kadrosunu açıkladı. Buraya kadar her şey normal. Anormal olan durum şu... İki illi Takımın kadrosuna baktığımda koskoca Başkent’teki takımlardan bir tek genç futbolcunun adına rastlayamadım. Buna karşılık, Futsal Milli takımımızda Osmanlıspor’dan iki futbolcu kadroya dahil olduğunu gördük. Futsal Milli Takımımızın teknik sorumlusunda Allah bin kere razı olmuşta, Başkent’ten iki futbolcu kadroya almış.. Şimdi bunları ne için yazdığıma geldiğimde de özellikle Ankara’nın yalnızlığını dile getireceğim. Hemen hemen her yerde yalnızlığı ile dikkat çeken Başkent sporuna gelen vuruyor, giden vuruyor. Zira, Ankara sporuna sahip çıkacak, ne bakanımız, ne milletvekilimiz, ne teknik adamımız, nede bürokraside söz sahibi olabilecek bir yetkilimiz bile yok. Böylesine sahipsiz olduğumuz sürece, gelende, gidende Ankara’ya tokat atma hakkını kendinde buluyor. İşte U16 ve U19 Milli Takımlarımızın kadrolarında bir tek Ankaralının olmayışı bunun en tipik örneği olsa gerek Ne diyelim, ses çıkartamayacağımız sürece, artık tokat arsızı olduk, anlaşılan... STAT İŞİ NE OLDU? Yalnız ve kadersiz Ankara’nın birde stat konusu ortada duruyor. Bakanlık yetkilileri, uzun uğraşlar (!) sonunda ortaya çıkarttıkları proje ile boy gösteriyorlar. Ancak, bu proje konusu bir türlü hayata geçemiyor. Neden hayata geçmediği konusunda da bir Allah’ın kulu cevap veremiyor. Anlaşılan, stat konusunda da yine avucumuzu yalayacağımız günler gelip de geçiyor bile. E ne olsa, sahipsizliğimizin cezalarını çekmeye devam edeceğiz. Yeter ki, Türkiye’nin Başkent’i Ankara sporuna sahip çıkacak bir kişi ortaya çıkana kadar, bu çilekeşliğimizle beklemeye devam edeceğiz. Anlaşılan, kaderimiz 2017’de devam edecek. Kimileri, bol kepçeden ödüllendirilirken, bizim gibi köşede bucakta bırakılanlar, ağızlara sürülen bir kaşık ballı ümidin peşinde koşmaya devam edeceğiz.. Yetkililer “Stat yapma konusunda Avrupa’da Şampiyonuz” diye böbürlenirken, burunlarının ucundaki Ankara’nın tesis fukaralığını görmemek için çaba sarf ediyorlar.. Ne diyelim... Herkes yaptığı ile gururlansın... Bizde yapılamayanları gündeme taşımak için çırpınıyoruz. Anlaşılan, daha çok çaba göstermemiz gerekiyor...