Metin Diyadin’i daha önce de yazmıştım. Onu, 16 yaşındayken Trabzon’da futbol oynadığı yıllarda tanıdım.

BAŞIN DÜŞERSE DARA METİN DİYADİN’İ ARA


16 Şubat 1968’de Trabzon’da doğan Metin Diyadin, daha sonra Trabzonspor, Gençlerbirliği ve Fenerbahçe formalarını giydi. Futbolculuk kariyeri, maç sırasında yaşadığı ciddi sakatlık ve ayağının kırılması nedeniyle erken sona erdi. Bunun ardından teknik direktörlük kariyerine adım attı.
Yakından tanıdığım Metin Diyadin, hem futbolculuğunda hem de teknik adamlığında hırslı ve mücadeleci yapısıyla dikkat çekti. Yenilgiyi kabullenmeyen, her zaman kazanmayı hedefleyen bir karaktere sahipti. Kafasına uymayan bir ortamla karşılaştığında ise çalıştırdığı kulüpte bir dakika bile durmazdı. Bugünkü Gençlerbirliği süreci de bunun en belirgin örneklerinden biri oldu.
Gençlerbirliği’ndeki ilk döneminde işler iyi giderken, kulüpte hoşuna gitmeyen bazı gelişmeler nedeniyle görevinden ayrılmıştı. Sonrasında ise Süper Lig’de beklenen başarıyı yakalayamayan teknik adamlar takımın başına geldi ve kısa sürede ayrıldı.
Arda Çakmak, sonunda yeniden Metin Diyadin’in kapısını çalarak “Bizi ancak sen kurtarırsın” noktasına geldi. Trabzon’un Gülbaharhatun Mahallesi’nde yetişen Metin Diyadin ise maddi konuları ikinci plana itip yeniden Gençlerbirliği’nin başına geçti.
Özellikle Süper Lig’de son iki maçta alınan 6 puan, Gençlerbirliği’nin dört sezon sonra yükseldiği ligde kalmasını sağladı. Bazı futbol insanları vardır ki kulüpleriyle özdeşleşir ve verdikleri hizmetler unutulmaz. Nasıl ki Sergen Yalçın denildiğinde Beşiktaş, Rıdvan Dilmen denildiğinde Fenerbahçe, Fatih Terim denildiğinde Galatasaray ve Hami Mandıralı denildiğinde Trabzonspor akla geliyorsa, Gençlerbirliği denildiğinde de Metin Diyadin artık ayrı bir yerde durmaktadır.

SPORA AYRI, KREDİ YURTLARA AYRI BAKANLAR

Sporumuzun mevcut durumunun gelecek adına iyi sinyaller vermediğini defalarca yazdım. Ancak sporun sorumluları hâlâ bildikleri doğrultuda hareket etmeye devam ediyor.
Osman Aşkın Bak, son günlerde sporun sorunlarından çok kredi ve yurtlar konusuyla ilgileniyor. Elbette Gençlik ve Spor Bakanı olarak gençlik, kredi ve yurtlarla ilgilenmesini doğal karşılıyorum. Ancak iki görevi de yürütürken sporun sorunlarına da aynı ölçüde ağırlık vermesi gerekmez mi?
Son dönemde sporun meseleleriyle daha çok Bakan Yardımcısı Hamza Yerlikaya’nın ilgilendiğini görüyoruz.
Bakan Osman Aşkın Bak’ın geçtiğimiz günlerde Ankara’ya gelişinde, 19 Mayıs kutlamaları öncesinde gelen mevcut kafilelerle birlikte Anıtkabir ziyaretine katıldığını görme fırsatı buldum.
Dikkat çeken nokta şu: Sporla ilgili konularda daha çok Hamza Yerlikaya ön plana çıkarken, gençlik, kredi ve yurtlar konusunda ise Bakan Osman Aşkın Bak kamuoyunda yer alıyor. Bu nedenle, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nda bu görev dağılımının neden bu şekilde oluştuğunu anlamakta zorlanıyorum.
Bu konuda yetkililerden bir açıklama yapılırsa, sorumluluğun kimde olduğu da daha net anlaşılmış olur.

GEÇMİŞ OLSUN BÜYÜK ATLET

Türk atletizmimin unutulmaz atleti ve Federasyon Başkanı Muharrem Dalkılıç, geçirdiği sağlık problemi nedeniyle ameliyat masasına yattı. Halen dinlenmekte olduğu Bodrum’da ameliyat olan Muharrem Dalkılıç’ın sağlık durumu her geçen gün iyiye giderken, geçmiş olsun dileklerimi ulaştırmak isterim.

ATLISPOR 70.YILI'NI KUTLUYOR

Ankara’nın köklü spor kulüplerinden Ankara Atlı Spor Kulübü, 7 Haziran’da 70. kuruluş yıl dönümünü kutlayacak.
Merhum başkan Sencer Güneşsoy döneminde büyük gelişim gösteren kulüp, bugün de başkan Erol Özel liderliğinde çalışmalarını sürdürmektedir. 70.yıl kutlama programı, 7 Haziran günü saat 14.00’te gerçekleştirilecektir. Kutlama kapsamında eğlence, yarışmalar ve çeşitli sürpriz etkinlikler yer alacaktır. Bu anlamlı yıldönümü vesilesiyle Ankara Atlı Spor Kulübü’nün 70. yılını kutlar, kulübe başarılarla dolu nice yıllar dileriz.

Unutulmayanlar: NASUH AKAR

Nasuh Akar, Türk güreş tarihinin efsane isimlerinden biri olarak 10 Mayıs 1925’te Yozgat’ta dünyaya geldi. Yozgat’ın Yenifakılı ilçesine bağlı Sorsavuş köyünde (bugünkü adıyla Yiğitler) doğan Akar, ilkokulu burada tamamladı. Daha sonra Eskişehir’e giderek ortaokul ve lise öğrenimini Devlet Demiryolları Lisesi’nde sürdürdü. Güreş çalışmalarına da burada yoğunlaştı.
1946 Stockholm Avrupa Şampiyonası, 1949 İstanbul Avrupa Şampiyonası, 1948 Londra Olimpiyatları ve 1951 Helsinki Dünya Şampiyonası’nda Türkiye’yi temsil etti. 1948 Yaz Olimpiyatları’nda 57 kiloda altın madalya kazanarak büyük bir başarıya imza attı. Böylece serbest güreş stilinde kendi kilosunda Türkiye’ye olimpiyat altın madalyası kazandıran ilk sporcu oldu.
Aktif spor yaşamının ardından antrenörlük yapan Nasuh Akar, Türk Millî Güreş Takımı’nı da çalıştırdı. 18 Mayıs 1984 tarihinde hayatını kaybetti. Vefatının ardından adı, Ankara’nın Çankaya ilçesindeki bir mahalleye ve Eskişehir’deki bir antrenman tesisine verildi.