Gelinlik sadece kıyafet değildi elbette, çağların ruhunu taşıyan sessiz bir hikâyeydi...
Antik Roma'da bereketi simgeleyen sarılar ve kırmızılarla başlayan bu yolculuk, yüzyıllar boyunca toplumların kültürüne göre şekillendi…
Uzun yıllar boyunca gelinler en gösterişli elbiselerini giyerken, bugün "klasik gelinlik" olarak bildiğimiz beyaz renk ancak 1840 yılında Kraliçe Victoria'nın düğününde tercih edilmesiyle dünyanın hayalini süslemeye başladı...
SİMGE VE DANTEL KOLKOLA
O günden sonra beyaz, masumiyetin ötesine giderek zarafetin, romantizmin ve yeni bir başlangıcın simgesine dönüştü...
Danteller, ipekler, tüller ve ince işçilik, modanın en duygusal muhteşem, tasarımını yarattı...
Her dönem gelinliğe kendi siluetini kazandırdı... Viktoryen ihtişam, Art Deco'nun cesareti, 1950'lerin zarif beli, 1970'lerin bohem özgürlüğü ve günümüzün yalın lüksü...
Moda dünyasında gelinlik, sezonlardan etkilenen bir trend değil, her dönemde yeniden yorumlanan zamansız bir sanat eseri oldu...Çünkü bir gelinlik, yalnızca bir günü giydirmiyordu, bir kadının hayatındaki en unutulmaz anı, kumaşın, modelin o çok özel kostümün hafızasına işleniyordu...
Gelinlik ve moda zamansız bir Aşk Hikâyesi yazmıştı bile… Moda değişiyor, gelinlik ise o değişimin en duygusal tanığı olarak gülümsüyordu… Her sezon yeni bir siluet, yeni bir kumaş ve yeni bir yorum doğururken, gelinlik, dönemin estetik anlayışını aşkın diliyle anlatır olmuştu…
Bir gelinliğe bakmak, aslında bir dönemin modasına bakmaktı…Viktoryen korselerden 1920'lerin özgür çizgilerine, Dior'un "New Look" siluetinden günümüzün sade lüks anlayışına kadar her gelinlik, yaşadığı çağın modasını üzerinde taşıyordu… Moda tasarımcıları için gelinlik, yaratıcılığın en zarif tuvali olmuştu…
En ince dantel, en kusursuz ipek ve en iddialı işçilik çoğu zaman bir gelinlikte hayat buluyordu…
Bu yüzden gelinlik sadece bir düğün kıyafeti değil, modanın zanaatla, sanatın ise duyguyla buluştuğu en özel tasarımdı… Belki de bu yüzden gelinlikler hiçbir zaman modası geçmeyen tek trend olarak kalmıştı…Çünkü stil, yalnızca güzel görünmek değil, unutulmayacak bir hikâye yazıp oraya bırakmaktı…