Geri Dönüşüm İşçileri Derneği Başkanı Ali Mendillioğlu, Türkiye'de hayata geçirilen 'Depozitosu Olan Ambalajlar' sistemi (DOA) ve depozito iade makinelerinin çekçekçi olarak bilinen geri dönüşüm işlerine olan etkisini 24 Saat’e anlattı. Sistemdeki ekonomik çelişkilere, altyapı eksikliklerine ve mevzuat değişikliklerine işaret eden Mendillioğlu, mevcut uygulamanın sahada karışık bir durum yarattığını ifade etti.
"Makine plastiğin piyasa fiyatının iki katından fazlasını veriyor"
Depozito makinelerinin sunduğu teşvik oranları ile hammadde piyasası arasındaki uyumsuzluğa dikkat çeken Mendillioğlu, sistemdeki en büyük aksaklığın fiyatlandırma modelinden kaynaklandığını belirtti.
Piyasada bir kilogram PET atığın yaklaşık 23 lira seviyesinde olduğunu ifade eden Mendillioğlu, şu hesaplamayı paylaştı:
"Karma hesapla 55-60 adet PET şişe yaklaşık bir kilogram yapıyor. Depozito makinesi ise şişe başına 1 lira veriyor. Yani bir kilogram plastiğe 55-60 lira ödeme yapılıyor. Piyasa değeri 23 lira olan bir malzemeye makinenin iki katından fazla para vermesi teorik ve ekonomik olarak sürdürülebilir değil. Hiçbir ambalaj üreticisi firma ham madde olarak bu malzemeyi piyasa değerinin iki katı fiyat ödeyerek kullanmak istemez."
"Maliyet tüketiciye yansıtıldı, su fiyatlarına zam geldi"
Depozito uygulamasının başlamasıyla birlikte Ambalajlı su üreticilerinin 330 mililitrelik ürünler dahil olmak üzere içme suyuna zam yaptığını hatırlatan Mendillioğlu, maliyet artışının doğrudan tüketiciye yüklendiğini ifade etti.
Sürecin tarihsel arka planına ve mevzuat değişikliklerine dikkat çeken Mendillioğlu, 2018 sonrası süreç ve Geri Kazanım Katılım Payı (GEKAP) uygulamalarını şöyle özetledi:
"Yasa esasen ambalaj üreticisinin kirleten öder prensibiyle kendi atığını toplama sorumluluğunu şart koşuyordu. Ancak 2021 yılında yapılan değişiklikle ambalaj üreticilerinin atık topladığını belgelendirme zorunluluğu kaldırıldı, sadece GEKAP payı ödeme şartı getirildi. Böylece üretici firmanın kendi atığını sahada toplama motivasyonu ortadan kalktı. Sahada sokak toplayıcıları dışında etkin bir aktör kalmadı."
"Uluslararası taahhütleri kağıt üzerinde yerine getirme çabası"
Sistemin saha gerçekleriyle uyuşmamasına rağmen neden devreye sokulduğuna değinen Mendillioğlu, uygulamanın arka planında Paris İklim Anlaşması, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve "Sıfır Atık" hedefleri kapsamında uluslararası alanda verilen taahhütlerin yer aldığını belirtti.
Türkiye'deki kent altyapısının ve toplumsal alışkanlıkların bu dönüşüme henüz hazır olmadığını vurgulayan Mendillioğlu, Avrupa'nın her yıl milyonlarca ton ambalaj atığını dönüştüremediği için Türkiye gibi ülkelere ihraç ettiğini hatırlatarak, kağıt üzerindeki hedeflerle sahadaki kapasite arasında büyük bir uçurum bulunduğunu kaydetti.


