Başkent Ankara’da olduğu dönemlerde atletizmin sevdalısı Fikret Çetinaka ile ağabey-kardeşliğimiz sürmüştü.
TARTIŞMA VAR, YUMRUKLAŞMA YOK
Sonra...
Fikret Çetinkaya İstanbul’a gitti ve Fenerbahçe’nin Atletizm şubesinde iyi işler yaptı ve şu günlerde güzelliklerini de gündeme taşıyor..
Sonra..
Mevcut Atletizm Federasyonunun as başkanlığına getirildikten sonra Dr. Ahmet Karadağ ile çalışmaya başladı.
Bu birliktelikte geçenlerde yol ayırımı yaşandı.
Bana gelen haberle ilgili yol ayrılmakta, tartışmanın boyutunun büyüklüğü artmış hatta yumruklar dahi konuşmuştu şeklindeydi.
Geçen sabah kardeşim Fikret Çetinkaya, yazdıklarımı doğrularken, yumruklaşma konusunun olmadığını söyledi.
Demek ki Atletizm Federasyonu Başkanı Dr. Ahmet Karadağ ile As Başkanı Fikret Çetinkaya tartışmış, ancak yumruklaşma olmamıştı.
Ben de kardeşim Fikret Çetinkaya’nın sözüne güvenerek tartışma konusundaki durumu, yumruklaşma olmamış şeklinde düzeltirim.

2 ŞAMPİYON MİSAFİRİMİZDİ
Biri dünya ve olimpiyat şampiyonu güreşçi, diğeri Türk atletizminin efsane ismi Ahmet Ayık, Muharrem Dalkılıç. Kendilerini Gazeteciler Cemiyeti’nde konuk ettik. Bu birlikteliğe Mustafa Salihoğlu, Fethi Akkoç, Doğan Bulgun ve Coşkun Var da katıldı.
İki spor adamının olduğu yerde elbette spor konuşulacaktı ve bir de anılar. Neler yaşamışlar neler bunlardan birini bu hafta köşeme alıyorum.
Muharrem Ağabey ortaokul ve lise yıllarında futbol hastası bir genç. Derslerden arta kalan zamanda futbolla yatıyor futbolla kalkıyor. Yaşı 17 yaşadığı kentte takımların katılabildiği bir atletizm yarışması düzenleniyor. 4 takım var. Her takım 4 sporcu ile katılabiliyor ancak bir takımın 3 sporcusu var. Muharrem Dalkılıç’ı ikna edip takıma alıyorlar. Yarışma yapılıyor Muharrem Ağabey uzak ara birinci oluyor. Ve kader ağlarını örüyor…
Her yıl olduğu gibi Ankara’da geleneksel Büyük Atatürk Koşusu yapılacak. Gaziantep’ten de bir ekip oluşturuluyor ve Ankara’ya geliyorlar. Kayıtlar yapılıyor Muharrem Ağabey 18 yaşından küçük olduğu için gençler kategorisine alınıyor, kısaca parkurun yarısını koşacak. Yarış başlıyor hemen öne geçiyor ve birinci sırada Ulus‘a İş Bankası binası önüne geliyor. Yarış İş Bankası ve Sümerbank binalarının arasından geçilip vilayet önünde sonlanacak. Muharrem Dalkılıç nereye gideceğini bilemediği için duruyor. İkinci sırada gelmekte olan Güneş Tecelli (Merhum) “Devam et kardeşim” diye sesleniyor.
Muharrem Ağabey Dışkapı istikametinde devam ediyor, uyarılıyor, geriye dönüyor ama Güneş Tecelli birinci o ikinci oluyor. O günün akşamı bir tören düzenleniyor kazanan sporculara hediyeler veriliyor. Yine o akşam Muharrem Ağabey atletizm federasyonunun efsane başkanlarından Ali Naili Moran ile tanışıyor.
Hikâyenin devamını gelecek haftalarda yine bu köşede sizlerle paylaşacağım… Unutmadan söyleyeyim Ahmet Ayık Ağabey’imin de paylaşılmaya değer çok anısı var… Onları da okuyacaksınız…
KAYSERİ-ERCİYES FORMÜLÜ MÜ?
Futbolumuzun içinde Kayserispor-Erciyespor devşirme formülü gerçekleştiğini biliyoruz..
Kentin 2 takımı olan Kayserispor ve Erciyesspor’da başarısız olan, başarılı takıma nasıl yol açtığını gördük.
Bu yol içinde bulunan Ankaragücü ve Sincanspor’un da aynı durumla karşılaştığını biliyoruz.
2’nci Ligde Şampiyon olması ve playoff’a kalma şanı görünmeyen 115 yıllık kulüp Ankaragücü, halen 2’nci durumdaki Sincanspor ile birleşip, seneye 1’nci Ligde mücadele etme şansını bekliyor.
Bu şansı değerlendirmek isteyen Ankaragücü, Sincansporlu yöneticilerin okey demesi ile 1’nci Ligde mücadele etmek imkanına kavuşacak.
Buradaki önem Sincanspor’un play-off’ta başarılı olma şansı ön planda yer alıyor. Bu durum gerçekleşip, Ankaragücü ile Sincanspor birleşirken, Başkent Ankara’nın Süper Lig yolu açılmış olur.
Bu teklif gerçekleşmesini tüm Başkentliler sabırsızlıkla bekliyor. Bir tarafta maddi imkanı bulunan, diğer taraftaki sportif başarıyı yakalaması imkansız bulunan Ankaragücü mevcut düşünceye şimdiden göz kırpıyor. Önümüzdeki günlerde bu teklifin nasıl gerçeğe döneceğini hep birlikte göreceğiz.
BİRİ İYELİŞTİ, ÖTEKİSİ DE İYİLEŞMEK ÜZERE
Son dönemlerde bizim spor yazarları arasında fazla görülen hastalıktan kurtulan kardeşlerimizin güzel haberlerini alınca, mutluluğumuz artıyor.
Henüz 50 yaşına bile gelmeyen Erhan Karadağ’ın kalbindeki sıkıntılar sona erdi. 10 günlük hastane mecarasından sonra ameliyat masasına yatan Erhan Karadağ kardeşim, şimdilerde ayağa kalkmak üzere.
Erhan Karadağ’ı en kısa zamanda aramızda görmenin sabırsızlığı içindeyiz.
Şimdi sırada, TRT’de yarım asır sporumuzu sunan, Cihat Soysal bulunuyor.
Cihat Soysal bağırsaklarındaki rahatsızlığının büyük bölümünü kenara bırakmak üzere olduğunu söylemek isterim.
Cihat Soysal'ın toplam 10 gün sonra sağlıkla bir şekilde aramıza döneceğinin müjdesini aldım.
Sonuç…
Gazeteciler Cemiyeti ve TSYD’de üyesi bu 2 kardeşimin aramıza sağlıklı bir şekilde dönmesini bekliyoruz.
Unutulmayanlar: SÜREYYA AYHAN
Tarihteki en ünlü Türk kadın atlet Süreyya Ayhan, aynı zamanda başarılarıyla heykeli dikilen ilk kadın sporcu olma unvanına da sahip. 1978 yılında Çankırı’da doğan Ayhan’ın babası da atletti. Babası ve ilkokul spor hocasının da desteği ile atletizmde kendini göstermeye başladı. 2002 yılında Almanya Münih’te gerçekleştirilen 1500 metre koşusunda Avrupa Şampiyonu olarak tarih yazdı. Bu bir ilkti. Çünkü o tarihte ilk defa bir Türk atlet Avrupa Şampiyonu olmuştu.
2003 yılında da Dünya Şampiyonası’nda ikinci oldu. Altın madalya alamasa da atletizmde Dünya Şampiyonası’na katılıp ödülle dönen ilk kişiydi. “Rüzgâr Kız” olarak anılan Süreyya Ayhan, o günden itibaren büyük bir üne kavuştu. Daha sonraki yıllarda doping davasıyla gündeme gelse de kariyerine beden eğitimi öğretmeni olarak devam etti ve genç nesilleri atletizme yönlendirerek yeni yetişen sporculara destek verdi.