İstanbul Barosu, İstanbul ve Anadolu adliyelerinde avukatlara uygulanan X-Ray taramaları, kısıtlı alan oluşturulması ve koridor geçişlerinin engellenmesi işlemlerinin hukuka aykırı olduğunu belirterek Adalet Bakanlığı aleyhine iki ayrı idari dava açtı.
"Uygulamalar Anayasa ve kanunlara aykırı"
Baro, söz konusu uygulamaların Anayasa, Avukatlık Kanunu ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelereaykırı olduğunu vurguladı. Yapılan açıklamada, bu uygulamaların avukatların soruşturma mercilerine erişimini, dosya inceleme haklarını ve müvekkille etkili iletişim kurma imkânlarını fiilen kısıtladığı belirtildi. Baro, bu durumun savunma hakkının özüne müdahale ettiğini ifade etti.
Başsavcılık yetkisi yok
Baro açıklamasında, başsavcılıkların adliyelerin idaresi konusunda kanuni bir yetkisinin bulunmadığına dikkat çekildi. Yapılan müdahalelerin hukuka aykırı ve kanunda olmayan bir yetki kullanımı niteliğinde olduğu ifade edildi.
"Bu tip müdahaleler yetki gaspı oluşturmaktadır”
İstanbul Barosu, uygulamaların yalnızca avukatları değil, vatandaşları da etkilediğini belirtti. Açıklamada, “Bu tip müdahaleler temel hak ve hürriyetlere kanuni bir dayanak olmaksızın müdahale niteliği taşımakta ve yetki gaspı oluşturmaktadır” denildi.
Baro hukuki süreci takip ediyor
Baro, hem yurttaşların haklarını korumak hem de mesleğe yönelik hukuka aykırı müdahaleleri önlemek amacıyla dava açtığını belirtti.
Açıklamada, savunma hakkının, avukatlık mesleğinin bağımsızlığının ve adalet hizmetlerinin kesintisiz işleyişinin korunması için gerekli tüm yasal girişimlerin yapılacağı ifade edildi.
İstanbul Barosu'nun konuya ilişkin açıklaması şöyle:
"İstanbul Barosu BAROSU olarak; İstanbul Adalet Sarayı D Blok 6-7. katlarda ve İstanbul Anadolu Adalet Sarayı B Blok 5. katta avukatlara yönelik olarak uygulamaya konulan X-Ray taraması, kısıtlı alan oluşturulması ve koridor geçişlerinin engellenmesine ilişkin işlemler hakkında ilgili idari başvuru yollarının tüketilmesini müteakip, söz konusu hukuka aykırı uygulamaların iptali ve yürütmelerinin durdurulması istemiyle Adalet Bakanlığı aleyhine iki ayrı idari dava açılmıştır.
Bir kez daha belirtmek gerekir ki söz konusu uygulamalar; ulusal hukuk düzenimizde temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan Anayasal ilkelere, avukatlık mesleğinin icrasını düzenleyen kanuni çerçeveye ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi de dahil olmak üzere Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası standartlara açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Kaldı ki başsavcılıklara adliyelerin idaresi ile ilgili olarak kanunen verilmiş bir yetki de bulunmamaktadır. Bu itibarla kanuni dayanağı olmaksızın gerçekleştirilen bu tip müdahalelerin hukuk devleti kurallarına uygun düşmediği, kanunda olmayan yetkinin başsavcılıklar tarafından hukuka aykırı biçimde kullanıldığı açıktır.
Bu haliyle yapılan müdahaleler kanuni bir temel olmaksızın temel hak ve hürriyetlere müdahale niteliğinde olup, Danıştay, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla çizilen sınırları aşmakta ve yetki gaspı niteliği taşımaktadır. Avukatların soruşturma mercilerine erişimini, dosya inceleme haklarını ve müvekkille etkili iletişim kurma imkânlarını fiilen kısıtlayan bu uygulamalar savunma hakkının özüne, vatandaşların da temel hak ve hürriyetlerinin korunmasına müdahale etmektedir.
Hem yurttaşların haklarının korunması hem de mesleğimize yönelen hukuka aykırı müdahalelerin savuşturulması amacıyla; savunma hakkının, avukatlık mesleğinin bağımsızlığının ve adalet hizmetlerinin kesintisiz işleyişinin korunması için her türlü girişim ve gerekli yargısal başvuruları yapmakta ve hukuki süreci özenle takip etmekte olduğumuzu tüm meslektaşlarımızın ve kamuoyunun bilgisine sunarız"





