Van’da geçen yıl kaybolduktan 18 gün sonra cesedi bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin soruşturma, yeni tıbbi raporlarla yeniden gündeme geldi. Adli Tıp Kurumu tarafından tamamlanan rapor, olayın seyrini değiştirecek önemli bulgular ortaya koydu. Yapılan açıklamalara göre, Kabaiş’in vücudunda cinsel saldırıya dair doğrudan bir bulguya rastlanmasa da, raporda yer alan bazı DNA örnekleri, dosyadaki soru işaretlerini artırdı.
Adli Tıp Raporunda Dikkat Çeken Bulgular
Rojin Kabaiş’in kaybolduktan 18 gün sonra, 15 Ekim 2024 tarihinde Van Gölü kıyısında cansız bedeni bulunmuştu. O zamandan bu yana devam eden soruşturma, olayın tam olarak nasıl gerçekleştiğine dair pek çok belirsizlik taşıyordu. Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan rapor, Kabaiş’in ölümünde travma, cinsel saldırı ya da zehirlenmeye dair herhangi bir tıbbi bulguya rastlanmadığını belirtmişti. Ancak, raporda yer alan bazı detaylar, olayın seyrini değiştirebilir.
Milliyet'e konuşan Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Halis Dokgöz, raporu değerlendiren isimlerden biri olarak, "DNA’ların kime ait olduğu ortaya çıkarılmalı, teması olabilecek herkesten örnek alınmalı" dedi. Dokgöz, bu DNA örneklerinin kiminle temas ettiğini belirlemenin olayın aydınlatılmasında kritik bir rol oynayacağını vurguladı.
Cinsel Saldırı İhtimali Gündemde
Rojin Kabaiş’in ailesinin avukatlarından Zeynep Demir, soruşturma sürecinin başından itibaren dosyayı takip ettiklerini belirterek, önemli bir açıklamada bulundu. Demir, Adli Tıp Kurumu’ndan alınan yeni raporda, Kabaiş’in vücudunda iki erkek DNA’sı tespit edildiğini ve bu DNA’ların vücutta belirli bölgelerde bulunduğunu ifade etti.
Avukat Demir, yaptığı açıklamada, şu ifadelere yer verdi:
“Raporla, Rojin’in vücudunda tespit edilen iki erkek DNA’sının hangi bölgelerde bulunduğu tarafımıza açıklanmıştır. İlk DNA örneği, Rojin’in göğüs bölgesinde yani sternal bölgesinde tespit edilmiştir. İkinci DNA örneği ise vajina iç kısmında, intra vajinal olarak bulunmuştur. Bu bulgular, dosyada cinsel saldırı olma ihtimalinin de mevcut olduğunu ortaya koymaktadır.”
Cinsel Saldırı ve Boğulma İhtimallerini Değerlendirdi
Prof. Dr. Halis Dokgöz, olayla ilgili daha önce yapılan açıklamaları değerlendirerek, ölüm şeklinin henüz netlik kazanmadığını belirtti. "Suda boğulma sonucu öldüğünün kabulü gerekir" ifadesinin bilimsel olarak eksik bir yaklaşım olduğunu dile getiren Dokgöz, “Bu ifade, tıbben temkinli ama eksik bir yaklaşımdır. Çünkü bir kişi suda boğulmuş da olabilir, öldürülüp suya atılmış da olabilir. Bu ayrımı yapmanın yolu, diyatom analizidir” dedi.
Diyatom analizi, suya düşen bir kişinin vücudunda suyun içeriğiyle gelen mikroskobik diatom (silika) parçacıklarını inceleyen bir test. Dokgöz, bu testin çürümüş cesetlerde dahi yüzde 80-90 doğrulukla sonuç verebildiğini belirterek, söz konusu analiz yapılmadan kesin bir yargıya varılamayacağını söyledi. "Çürümüş cesetlerde bile bu analiz büyük bir doğruluk payıyla ölümün boğulma sonucu mu, yoksa başka bir nedenle mi gerçekleştiğini ortaya koyabilir" şeklinde konuştu.
"Dosyanın Yeniden Ele Alınması Gerekiyor"
Rojin Kabaiş’in ailesinin avukatı Zeynep Demir, cinsel saldırı olasılığına dair yeni bulgular ışığında dosyanın tekrar ele alınması gerektiğini vurguladı. Adli Tıp Kurumu raporunun, bu bulguları dikkate alarak olayın farklı boyutlarıyla tekrar incelenmesi gerektiğini ifade etti. Demir, “Dosyada cinsel saldırı olma ihtimali netleşmiştir. Bu noktada soruşturma yeniden değerlendirilmeli ve daha fazla delil toplanmalıdır” diyerek, olayın aydınlatılmasında eksik kalan yönlerin olduğunu belirtti.
Van Barosu’ndan Basın Toplantısı
Olayla ilgili olarak Diyarbakır Barosu ve Van Barosu, Diyarbakır Barosu Adli Yardım Binası’nda bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıda, Kabaiş ailesinin avukatları ve baro temsilcileri, soruşturmanın daha kapsamlı şekilde ele alınması gerektiğini vurguladı. Zeynep Demir, basın toplantısında yaptığı konuşmada, “Rojin Kabaiş’in ölümüne dair soruşturma, cinsel saldırı ihtimali de dahil olmak üzere daha derinlemesine araştırılmalı. Bu bulgulara göre adaletin sağlanması için gereken tüm adımlar atılmalıdır” dedi.




