Seda Gazioğlu’nun kontrol, teslimiyet, gözetim mekanizmaları ve kadın bedeni üzerine odaklanan yedinci kişisel sergisi 'Sanatçıyı Beslemeyiniz', 11 Eylül 2026 Cuma günü Merdiven Art Space’te izleyiciyle buluşuyor. Antika Anadolu halılarını kesip yağlıboyayla dönüştüren ve pirinç tellerle yeniden diken Gazioğlu; ev içi emeğin zeminini, yarayı gizlemeyen bir tür "vekil bedene" dönüştürüyor.

Seda Gazioğlu’nun yedinci kişisel sergisi

11 Eylül – 17 Ekim 2026 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek sergi, hayvanat bahçelerinden ya da otoriter buyruklardan aşina olunan o katı tabelayı merkezine alıyor: 'Sanatçıyı Beslemeyiniz'. İzleyenle izlenenin hiyerarşik konumunu belirleyen, otoritenin yazdığı ve hakkında karar verilen bedene fikrinin sorulmadığı bu talimatı tersyüz eden Gazioğlu; uyarıyı sanatçıyı muhafaza etmek için değil, izleyiciye yöneltilmiş açık bir tehdit olarak kuruyor. Sergiyle sanatçıya dışarıdan ne verilirse verilsin eninde sonunda sanata dönüşeceği ancak bunun hangi biçimde geri döneceğine artık dışarıdaki irade karar veremeyeceği vurgulanıyor.

Altın Koza’da Ulusal Belgesel Film Yarışması finalistleri belli oldu
Altın Koza’da Ulusal Belgesel Film Yarışması finalistleri belli oldu
İçeriği Görüntüle

Copper Me (1)

Sergide göç dinamiklerinden bireysel hezeyanlara geniş bir açı yer alıyor

Serginin kavramsal omurgası, sanatçının "teslimiyetin kaybı" olarak tanımladığı psikolojik ve toplumsal bir eşiğe dayanıyor. Dışarıdan gelecek olası bir yargıyı henüz gelmeden hesaplamak, verilecek tepkiyi zihinde önceden inşa etmek ve sürekli tetikte bir savunma pozisyonu almak, zamanla bir hayatta kalma stratejisi olmaktan çıkarak kişinin karakterine yerleşiyor.

Göç dinamikleri, annelik deneyimi, rekabet hırsı ve bireyin ayakları altındaki zemini aralıksız kaydıran coğrafi ve toplumsal çalkantılar bu savunma refleksini besliyor.

Dış seslerin içselleştirilerek kişinin kendi öz sesiyle karışması sonucunda kontrol bir zırha dönüşürken, teslimiyetin kendisi dahi mutlak şekilde yönetilmesi gereken bir tehdit alanı halini alıyor.

Table (1)

Onarım değil müdahale: Pirinç tellerle dikilen eski Anadolu halıları

Gazioğlu, sergideki yapıtlarında ev içi emeğin, ibadetin, geleneksel hafızanın ve gündelik yaşamın temas ettiği eski Anadolu halılarını taşıyıcı yüzey olarak seçiyor.

Sanatçı halıları kesip parçalıyor, yüzeylerine yağlıboyayla katmanlar ekliyor ve ardından sert pirinç tellerle yeniden dikiyor. Bu süreçte hiçbir dikiş izini kamufle etmeyerek hepsini çıplak gözle görülür kılıyor.

Geliştirilen bu yöntem geleneksel bir restorasyon ya da iyileştirme amacı taşımıyor. Aksine, yarayı kapatıp yok etmek yerine onu bilinçli olarak görünür tutmayı hedefliyor. Çevresindeki organik dokudan çok daha sert bir malzemeyle zorla tutturulmuş bu dikişler, acının ve travmanın üzerinin örtülmesine izin vermiyor. Halı böylece maruz kaldığı baskıyı içine hapseden ve köşeye sıkışmış vahşi bir hayvan gibi ne zaman, nasıl karşılık vereceği kestirilemeyen bir vekil bedene dönüşüyor.

Sanatçının kadın bedenini denetleyen normlar ve içselleştirilmiş bakış sistemleri üzerine yürüttüğü araştırmanın devamı niteliğindeki sergi, izleyiciye yapay bir sağalma veya pembe tablolar vadetmiyor.

Detay (1)

Muhabir: Ahmet Çağatay Bayraktar