Naz Akman

Akdeniz iklim kuşağında bulunan Türkiye ormanlarının büyük çoğunluğu yangın riski altında. Toplam orman varlığı 2022 yılı itibariyle 23,5 milyon hektara yakın olan Türkiye’de bu orman alan miktarı ülke genel alan toplamının yüzde 29,8’ine denk geliyor. Orman varlığının 12,5 milyon hektarlık kısmı ise “orman yangınlarına karşı hassas" alan olarak biliniyor.

Bu yıl Türkiye’de meydana gelen orman yangınlarında 40 ila 50 bin hektarlık alan yandı. Özellikle Muğla, Antalya, İzmir başta olmak üzere diğer illerde de meydana gelen yangınlar nedeniyle pek çok tarzım arazisi, sera ve canlı yok oldu. Yangınların başlıca nedenleri arasında iklim krizi, sıcak hava dalgası gelse de yüzde 90’ı insan kaynaklı faktörler nedeniyle gerçekleşiyor. Öte yandan yangınlarla mücadelede erken müdahale eksiklikleri ve yangın söndürme ekipmanlarının yetersizliği de yangınların daha geniş alanlara yayılmasına neden oldu.

Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Orman Genel Müdürlüğü (OGM) bu yıl yangınlarla mücadelede 26 uçak, 105 helikopter, 14 İHA, 5 bin 49 kara aracı orman teşkilatının yangınlarla mücadeleye hazır olduğunu açıkladı. Artan kara ve hava gücüyle yangınlarla mücadele eden orman teşkilatı, özellikle havaların ısınması ve ihmaller nedeniyle ortaya çıkan yangınları kontrol altına almak için yoğun bir mesai yapıyor.

Foça'da çıkan yangın kontrol altına alındı Foça'da çıkan yangın kontrol altına alındı

Taşıma suyla değirmeni döndürmeye çalışıyoruz

Ekran Resmi 2024 07 09 10.25.12Orman yangınlarıyla mücadelede önemli basamak olan önleyici tedbirlerin ülkemizde tam olarak yerine getirilemediğini ifade eden Öz Orman İş Sendikası Genel Başkanı Settar Aslan, “Önleme, söndürme ve yeniden ormanlaştırma stratejisinde en önemli kısım önleyici tedbirlerdir. Sıcak, nem, rüzgar gibi yangını tetikleyen doğa şartlarına müdahale edemeyeceğimiz için bu önleyici tedbirler kapsamındaki yangın öncesi hizmetler ayağımızı güçlendirmemiz gerekiyor. Yani yer ekiplerimizi güçlendirmeliyiz. Elbette yangın çıkma olasılığını tahmin eden teknolojiler, gözetleme kuleleri, kameralar, İHA’lar, yapay zeka destekli programlar yangınla mücadelede önemli ancak yangını doğrudan kontrol altına alan insan gücüdür. Hava gücümüz belki de son 20 yılın en yüksek seviyelerinde fakat bu teknik araçlar yangını söndürmez, hızını düşürür, kontrol altına alacak olan yangın söndürme ekiplerimizdir. Yangınla mücadelede insan gücümüz maalesef yeterli değil. Hem önceki hem de şimdiki bakanımız personel alım talebinde bulunsa da bu talepler karşılanmıyor. Maliye bakanlığı kadro vermeyerek kar ettiğini sanıyor oysa OGM o açığı doldurmak için taşeron işçi alıyor bu da daha maliyetli oluyor. Taşıma suyla değirmeni döndürmeye çalışıyoruz. Ayrıca dışardan hizmet alınan çalışanın profesyonel eğitimi yok, kullandığı ekipmanlar kurumun, aidiyet duygusu yok dolayısıyla bu şekilde yangınla mücadele de edemiyor. Orman görevlisi gönüllülerimiz de aynı şekilde profesyonel değil ekipmanı yok dolayısıyla onların da ekiplerimize pek faydası olmuyor. Belki de bu gönüllülerin geri hizmette çalıştırılması daha sağlıklı olur, böylelikle yangın esnasında ekiplere ayak bağı da olunmaz” dedi.

OGM ayrı bir bakanlık veya müsteşarlık olmalı

OGM’nin ayrı bir yapıya kavuşturulması gerektiğini belirten Aslan, “OGM ya tek başına bir bakanlık olmalı ya da müsteşarlık yapısına kavuşturulmalı. Tarım Bakanlığı içinde OGM’nin hiçbir hükmü kalmıyor. Türkiye’nin üçte birlik coğrafyasını idare eden OGM’nin denizcilik müsteşarlığı gibi bir yapıya bürünmesi veya kendine has bir bakanlığa dönüşmesi işleyişi de hızlandıracaktır” diye konuştu.

Rehabilite için harcanan bütçe önleyici tedbirlerin üzerinde

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) 2015-2020 raporlarına göre Türkiye’nin orman varlığını arttıran ülkeler arasında 46'ncı sıradayken milli ağaçlandırma kampanyaları neticesinde 2020 yılında 27'nci sıraya yükseldiğini yine FAO verilerine göre ağaçlandırma çalışmalarında Avrupa'da birinci, dünyada ise dördüncü sırada olduğunu anımsatan Aslan, “Maalesef yangınlar nedeniyle insanımız, hayvanımız, doğamız yok oluyor. Buna ilaveten ayrıca turizmimiz baltalanıyor, ekonomimiz ise ağır darbeler alıyor. Yanan yerlerin rehabilitesi elbette yapılıyor fakat önemli olan kaybetmeden koruyabilmek. Ormancılarımızın temel kuralları vardır; ısı 30 derecenin üzerine çıkarsa, nem 30 derecenin altına düşerse ve rüzgar 30 km hıza ulaşırsa bu orman yangını için kırmızı alarmdır, derhal harekete geçilmesi gerekir. Bu aylarda sıcaklık arttı, rüzgar şiddetlendi ve tüm bunlar yangın olasılığını artırıyor. Burada yapılması gerekilen şey yer ekiplerimizi güçlendirip olası yangını en kısa sürede kontrol alına almaktır. İnanın ormanlarımız yandıktan sonra rehabilite için harcadığımız bütçe önleyici tedbirlerin kat kat üzerinde. Yanan ağaçların temizlenmesi, bölgenin sürülmesi, havalandırılması, ağaçlandırılması, insan gücünün yetmediği yerlere havadan tohumla ağaçlandırmanın yapılması tüm bunlar ciddi bir bütçe gerektiriyor. Yapılan bu işlerin ekonomiye geri dönüşü ise en az 50 yıl sonra mümkün. Bu noktada önleyici tedbirlere yatırım yapmak daha önemlidir” sözlerine yer verdi.

Muhabir: Naz Akman