Türk tiyatrosunun en büyük isimlerinden biri, "Hocaların hocası" olarak anılan Devlet Sanatçısı Yıldız Kenter, aramızdan ayrılışının yıl dönümünde saygıyla ve özlemle anılmaktadır. 17 Kasım 2019 tarihinde 91 yaşında hayatını kaybeden Yıldız Kenter, geride 70 yılı aşkın bir tiyatro mirası bırakmış, Türk sanatına kattığı değer ve yetiştirdiği oyuncularla tiyatro tarihine adını altın harflerle yazdırdı.

1928 yılında İstanbul’da doğan Yıldız Kenter, sanata olan ilgisini erken yaşlarda keşfetmiş ve bu tutkusunu profesyonel bir kariyere dönüştürdü. Ankara Devlet Konservatuvarı'ndan mezun olduktan sonra, 11 yıl boyunca Ankara Devlet Tiyatrosu’nda görev almış ve bu dönemde büyük bir deneyim kazandı. Ancak onun sanat hayatındaki dönüm noktalarından biri, kazandığı Rockefeller bursuyla ABD ve İngiltere'de gerçekleştirdiği oyunculuk ve eğitim teknikleri üzerineki çalışmalar oldu. Bu deneyim, Yıldız Kenter'i sadece bir oyuncu değil, aynı zamanda bir öğretmen ve yönetmen olarak da tiyatroya kazandırdı.
Kardeşi Müşfik Kenter`in 1957-1958 yıllarında birlikte rol aldıkları Ladislas Fodor`un "Çöl Faresi" oyununda
1959 yılında Devlet Tiyatrosu'ndan ayrıldıktan sonra, kardeşi Müşfik Kenter ve eşi Şükran Güngör ile birlikte Kent Oyuncuları topluluğunu kurarak Türk tiyatrosunun gelişimine önemli katkılarda bulundu, 1968 yılında kurduğu Kenter Tiyatrosu ise Türk özel tiyatrosunun en uzun soluklu ve etkili ekollerinden biri oldu. Kenter Tiyatrosu’nda, dünya tiyatro literatürünün en önemli eserleri sahnelenmiş ve yüzlerce sanatçı yetiştirdi.
1956`da sahnelenen Abdülhak Hamit Tarhan`ın "Finten" oyununda
Çalışmalarıyla dünya çapında ses getirdi
Yıldız Kenter, sahneye koyduğu eserlerle sadece Türkiye’de değil, dünya çapında büyük yankı uyandırmıştır. "Anna Karenina", "Çöl Faresi", "Ben Anadolu", "Martı", "Kraliçe Lear" ve "Antigone" gibi unutulmaz eserlerde rol aldı, her birinde tiyatroseverlere unutulmaz anlar yaşatmıştır. Kenter, sadece oyunculukla kalmayıp, toplumsal meselelere duyarlı bir aydın olarak da tanındı. Oynadığı karakterler aracılığıyla toplumsal adaletsizliklere ve insan hakları ihlallerine dikkat çekmiş, tiyatronun gücünü bu gibi önemli meselelerin çözülmesine katkı sağlamak için kullandı.

Sanat hayatı boyunca sayısız ödül kazanmış olan Yıldız Kenter, 1981 yılında Devlet Sanatçısı unvanına layık görülmüş ve 1998'de Cumhurbaşkanlığı Büyük Kültür ve Sanat Ödülü’nün sahibi oldu. Ayrıca 1995 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Tiyatro Sanatına katkılarından ötürü Onur Ödülü’ne değer görüldü. Yıldız Kenter, üç kez Altın Portakal Ödülü'nü kazanmış ve birçok uluslararası festivalde En İyi Kadın Oyuncu ödüllerine layık görüldü. 2000 yılında Afife En İyi Kadın Oyuncu Ödülü'nü de almıştır. Ayrıca Finlandiya Dünya Kadın Kuruluşu tarafından yüzyılın en başarılı yüz kadınından biri olarak onurlandırıldı.
Yıldız Kenter, sadece sahneye koyduğu eserlerle değil, aynı zamanda bir öğretmen olarak da Türk tiyatrosunun gelişimine katkı sağlamıştır. Birçok üniversitede tiyatro dersleri vermiş ve yetiştirdiği öğrenciler, onun izinden giderek Türk tiyatrosunun geleceğine yön verdi. Kenter, eğitimde tiyatroya olan aşkını, “Sanat zaten bir yaşam gücüdür. Yaşama yaşam katan, yaşamı katlayan, uzatan, renklendiren ve zenginleştiren inanılmaz bir güçtür” sözleriyle ifade etti.
Yıldız Kenter, Türk tiyatrosunun uluslararası alanda tanınmasında önemli bir rol oynadı. Sovyetler Birliği, ABD, İngiltere, Almanya, Hollanda, Danimarka, Kanada, Kıbrıs gibi birçok ülkede oyunlar sahnelemiş, İngilizce ve Türkçe eserlerde performans sergileyerek, Türk sanatını dünya çapında tanıtmıştır. Shakespeare, Çehov, Brecht, Ionesco, Albee gibi dünya edebiyatının dev yazarlarının eserlerini sahneye koyarak, bu metinlerin Türk seyircisiyle buluşmasını sağladı.
Hayatını "Hep Aşk Vardı" kitabında anlattı
Yıldız Kenter'in mirası yalnızca sahneyle sınırlı değildir. O, tiyatronun gücünü ve sanatın insan hayatındaki önemini her fırsatta vurgulamış, bu anlayışı gelecek kuşaklara aktarmak için çok çalışmıştır. Anı kitabı “Hep Aşk Vardı” ile sanat hayatını, tiyatroya olan tutkusunu ve hayata bakışını detaylı bir şekilde aktardı. Sanatçı, 1998 yılında UNICEF Türkiye İyi Niyet Elçiliği görevini üstlendi, toplumun her kesimiyle tiyatronun iyileştirici gücünü paylaşmaya devam etti.

Yıldız Kenter, 17 Kasım 2019 tarihinde 91 yaşında hayatını kaybetti Cenazesi İstanbul Aşiyan Kabristanı’na defnedilmiş ve Türk tiyatrosunun büyük ustası, arkasında bıraktığı eserlerle anılmaya devam etmektedir. Tiyatronun “kutup yıldızı” olarak anılan Yıldız Kenter, Türk sanatına adanmış bir hayatın simgesi olarak unutulmaz bir iz bıraktı.
Eşref Kolçak ile 1989 tarihli Hanım filminde
Kenter’in Rol Aldığı Bazı Eserler
Tiyatro Oyunları:
-
Anna Karenina
-
Çöl Faresi
-
Ben Anadolu
-
Martı
-
Kraliçe Lear
-
Antigone
-
Gece Mevsimi
-
Sırça Kümes
-
Hep Aşk Vardı
-
Tanrılar ve İnsanlar
-
Elektra
Sinema Filmleri:
-
Vatan İçin (1951)
-
Ağaçlar Ayakta Ölür (1964)
-
Zulüm (1983)
-
Güle Güle (1999)
-
Beyaz Melek (2007)
-
Sen Ne Dilersen (2005)



