Günümüzde sık sık birtakım eserleri neden sanat saydığımızı düşünüyor ve tartışıyoruz. Peki, bir üretimi sanat yapan nedir? Bir eserin sınırlarını kim belirler, izleyici yalnızca bakıp geçen midir, yoksa sanatın kurduğu deneyimin bir parçası mı? ATO Congresium’da üçüncü kez düzenlenen ARTNOUVA Sanat Fuarı’nda bu sorulara cevap arayan Amerikan Deneysel Sanat Kolektifi, alışılmış sergileme biçimlerinin ve tekil sanat üretiminin ötesine geçerek sanatı yaşayan, dinamik bir sürece dönüştürmeyi amaçlıyor.

Amerikan Deneysel Sanat Kolektifi 5

Maryland Institute College of Art bünyesinde 2021 yılında kurulan ve zamanla ABD geneline yayılan kolektif, farklı disiplinlerden gönüllü sanatçıları “Bu sanat mı?” sorusu etrafında bir araya getiriyor. Resimden heykele, illüstrasyondan yerleştirmeye, baskıdan fotoğraf, video ve performansa uzanan üretim alanıyla kolektif, yalnızca eserleri yan yana getiren bir yapı olmanın ötesinde, fikirlerin serbestçe dolaşıma girdiği ve izleyicinin pasif konumundan çıkarak sürecin bir parçasına dönüştüğü bir alan kuruyor.

Kolektifin küratörlüğünü üstlenen kavramsal sanatçı ve yazar Erhan Us da ARTNOUVA’da sanatın ne olduğuna, nasıl deneyimlendiğine ve hangi sınırlar içinde değerlendirildiğine ilişkin soruları yeniden gündeme taşıyor. Her serginin başlı başına bir deneyim olduğunu ancak her deneyimin izleyicide kalıcı bir iz bırakmadığını belirten Us, “Bir üretimi sanat yapan, içinde fikir barındırıp barındırmadığıdır” diyor. ARTNOUVA’da kolektifin seçkisinin yanı sıra kişisel standında da yer alan Us, 2019’da Miami’de sergilenen Mass (Yığın) seçkisinin güncellenmiş bir versiyonunu da sanatseverlerle buluşturuyor.

Amerikan Deneysel Sanat Kolektifi 4

Sanatın hatırlanması için sarsması gerekiyor

Sanat eserleriyle kurulan ilişkinin çoğu zaman sergi alanıyla sınırlı kalmasına itiraz eden Erhan Us, bir eserin izleyicinin belleğinde yer etmesini sağlayan unsurların başında duygusal bağı, rahatsızlığı ve alışılmış sınırları ihlal eden yaklaşımı görüyor. Us, sanatın yaşayan bir deneyime dönüşmesini yalnızca sergi alanına yerleştirilen etkileşimli uygulamalar üzerinden değerlendirmiyor; deneyimin izleyiciyle birlikte yaşamaya devam etmesini de bu ilişkinin bir parçası olarak ele alıyor.

Amerikan Deneysel Sanat Kolektifi 3

Us, sanatın izleyicide bıraktığı etkiyi şöyle anlatıyor:

"Her izleyiş bir deneyim, her sergide, her müze ve galeride. Sadece hatırlamayacağımız kadar pasifler, sarsıcılıktan uzak ve dekoratifler. Hatırladığınız eserleri düşünün, ancak sizde duygusal bir bağ yaratmışsa ya da bir sınırı ihlal eden muzipliğiyle aklınızda kalmışsa, belki de rahatsız etmişse aklınızda kalmıştır. Bu çerçeveyi genişlettiğimizde, tüketilen ürünlerin de galeriler tarafından çoğunlukla şişirildiğini ve koleksiyonerin ikna edildiğini görürsünüz. Yaşayan deneyimi sadece standda ya da galeride bir interaktif olarak planlamıyoruz, hatırlamanız da sizinle yaşaması anlamına geliyor zaten."

Amerikan Deneysel Sanat Kolektifi 8

Amerikan Deneysel Sanat Kolektifi “Bu sanat mı?” sorusunun peşinde

Amerikan Deneysel Sanat Kolektifi’nin temel meselelerinden biri, sanatın sınırlarını belirleyen kabulleri sorgulamak. Kolektif, birbirinden farklı disiplinlerde üretim yapan sanatçıları ortak bir estetik kalıba yerleştirmek yerine, deneysel sanat üzerinden bir araya getiriyor. Erhan Us’a göre sanatın sınırlarını tartışabilmek için önce o sınırlarla karşılaşmak, hatta onların yarattığı sonuçları deneyimlemek gerekiyor.

Sanatın tanımına ilişkin yaklaşımını Sokrates’in sorgulanmamış hayat düşüncesi üzerinden açıklayan Us, aynı şeylere bakmanın ve aynı şeyleri tüketmenin yarattığı alışkanlıklara dikkat çekiyor. Us, “Sokrates'in dediği gibi, sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez. Aynı şeylere bakan, aynı şeyleri tüketen, aynı fikre tapan, aynı robotlaşmayı kırmak için bu sarsılmaya bir şekilde mecbur olmalıyız” ifadelerini kullanıyor.

Amerikan Deneysel Sanat Kolektifi 2

Bir eseri sanat yapanın taşıdığı fikir olduğunu savunan Us, düşünsel içeriğin önemini şu sözlerle vurguluyor:

“Bir üretimi sanat yapan, içinde fikir barındırıp barındırmadığıdır. Barındırmıyorsa geldiğimiz çağda zanaat olmanın önüne geçemez. Ve emek, bir çalışmayı yapmak için fikirden daha az değerlidir. Sınırlara gelirsek, sınıra değmeyen kişi sınırları yorumlayamaz, değiştiremez. Bunu ancak sanatçı ya da küratör yapabilir. Sınıra çarpmanın çilesini /acısını çekmiş, yaptırımına uğramış, belki 'cezasını' almış bireyler.”

Kolektif, ortak üretimden çok paylaşım alanı

Kolektifin izleyiciyi sanatla kurduğu ilişkinin bir parçası hâline getirme hedefi, sanatçının eser üzerindeki kontrolüne ilişkin tartışmayı da beraberinde getiriyor.

Erhan Us, kolektifin çalışma biçimini birden fazla sanatçının tek bir eserin üretimini paylaşması olarak tanımlamıyor. Ona göre kolektif, sanatçıların kendi üretim pratiklerini ve karşılaştıkları sorunları paylaşabildikleri bir alan.

Protest bir sanatçı olarak eser üzerindeki kontrolün sanatçıda kalmasını daha gerçekçi bulduğunu belirten Us, izleyicinin esere getirdiği yorumların herkes için ortak bir anlam üretmeyebileceğine dikkat çekiyor. Farklı sosyokültürel birikimlerin ve tarih bilgilerinin eserlerin algılanışını değiştirdiğini ifade eden Us, bu durumun kimi zaman eserde bulunmayan anlamların da yorum yoluyla yüklenmesine neden olabileceğini söylüyor.

Ekran Resmi 2026 10 22 15.22.16

Bu meseleyi, “Bu da, sanatta aşırı okuma dediğimiz ‘Sanatçı onu anlatmamış, sen fal bakmaya gelmişsin’ sorununu yaratır” sözleriyle açıklayan Us, kolektifin işlevini ise şöyle tanımlıyor:

"Protest bir sanatçı olarak eserin tüm kontrolünün sanatçıda olmasını daha gerçekçi buluyorum. Yazılarımda da sıklıkla değindiğim üzere, çeşitliliğin yaşandığı günümüz dünyasında; farklı sosyokültürel/tarih/genel kültür bilgilerine sahip izleyici, evrensel öğeler bularak eserleri yorumlayamaz. Bu da, sanatta aşırı okuma dediğimiz "Sanatçı onu anlatmamış, sen fal bakmaya gelmişsin" sorununu yaratır. Kolektif aslında sanatçıların pratikleri ve sorunlarını paylaştığı bir alan. Üretimi birden fazla isme paylaştırdığımız bir yöntem biçimi değil."

Seçkinin ortak dili deneysel sanat

Amerikan Deneysel Sanat Kolektifi’nin ARTNOUVA’daki seçkisi, Erhan Us’un tarif ettiği küratöryel yaklaşım doğrultusunda oluşturuluyor. Us, küratöryel davranışın üç farklı biçimde ortaya çıkabileceğini belirtiyor: Sanatçılardan belirli bir konu üzerine üretim yapmalarını istemek, tamamlanmış eserler arasından seçim yapmak ya da belirli bir grup veya akımın çizgisine uygun eserleri seçmek.

Kolektifin fuardaki seçkisinde üçüncü yöntemin uygulandığını belirten Us, sanatçılara ortak bir konu dayatmak yerine deneysel sanat anlayışıyla örtüşen çalışmaların seçildiğini ifade ediyor. Us, “Burada yapılan, üçüncü uygulama biçimiydi. ‘Bu sanat mı?’ sorusuna ve sanat zannedilen sınırlara meydan okuyan çalışmalar özenle seçildi. Dolayısıyla kurulan ortak dil, herhangi konu değil, deneysel sanat üzerinden” diyor.

"Alışılagelmiş fuar davranışları bu gibi projelerle yeniden şekilleniyor"

Fuar yönetiminin kolektife özel bir alan tahsis etmesinden duyduğu memnuniyeti de dile getiren Us, seçkide kolektifin daimi olmayan üyelerinin ve daha önce adını duymadığı sanatçıların da bulunduğunu belirtiyor. Çoğaltılabilir eserlerin geleneksel sanat anlayışına yönelttiği itirazın altını çizen Us, seçkide yer alan bazı çalışmaların yalnızca fuar için termal baskı yöntemiyle Türkiye’ye getirildiğini aktarıyor:

Gerçek sanatçılara öncelik: Spotify 50 milyondan fazla yapay zekâ müziğini engelledi
Gerçek sanatçılara öncelik: Spotify 50 milyondan fazla yapay zekâ müziğini engelledi
İçeriği Görüntüle

"Seçkide, kolektifin daimi olmayan üyeleri, yer yer benim ismini ilk kez duyduğum sanatçılar yer aldı. Güzel Sanat anlayışına ve eserin biricikliğine/değerine saldıran, çoğaltılabilir, hatta sadece fuar için termal baskı yöntemiyle Türkiye'ye taşınmış çalışmaların geleneksel çizgi içindeki başkaldırışını izlemek, hepimizin sanatsal bakışını oldukça tatmin ediyor. Alışılagelmiş fuar davranışları bu gibi projelerle elbette yeniden şekilleniyor. Güzel Sanat anlayışına ve eserin biricikliğine/değerine saldıran, çoğaltılabilir, hatta sadece fuar için termal baskı yöntemiyle Türkiye'ye taşınmış çalışmaların geleneksel çizgi içindeki başkaldırışını izlemek, hepimizin sanatsal bakışını oldukça tatmin ediyor. Alışılagelmiş fuar davranışları bu gibi projelerle elbette yeniden şekilleniyor.”

Bir fikir resimden heykele, illüstrasyondan videoya uzanıyor

Kavramsal sanatçı ve yazar kimliklerinin yanı sıra farklı disiplinlerde üretim yapan Erhan Us, çalışmalarını birbirinden bağımsız alanlar olarak görmüyor. Bir fikir, onun üretim sürecinde farklı biçimlere dönüşebiliyor, resim olarak başlayan bir düşünce heykele, illüstrasyondan doğan bir yaklaşım ise fotografik kompozisyona ya da video sanatına uzanabiliyor.

Üretim sürecinde tesadüflerin çoğunlukla teknik veya malzemeyle ilgili aksaklıklar üzerinden ortaya çıktığını belirten Us, bu aksaklıkların eserlerin geçmişine ait izler olarak korunmasını tercih ettiğini söylüyor. Fikri esere dönüştürürken mantıksal akışından nadiren saptığını ifade eden sanatçı, bu yaklaşımını önceden sezgisel olarak içselleştirdiği birikimine duyduğu güvenle ilişkilendiriyor.

Us, farklı üretim alanları arasındaki ilişkiyi şu sözlerle anlatıyor:

"Tesadüfler nadiren teknik veya malzeme ile ilgili aksaklıklar olarak yaşanabiliyor, ve eserlerin varlık mücadelesindeki hatıralar olarak genellikle düzeltilmiyor, şahsi tercihim olarak. Aslında kimlikler birbirle paralel çalışıyor. Resmini yaptığım bir fikir, heykele dönüşebilir, çizdiğim bir illüstrasyon karikatüre, fotografik kompozisyona veya video art çalışmalarıma ilham verebilir. Fikri, esere dönüştürürken mantık akışımdan nadiren sapıyorum. Bu da daha önce sezgiselleştirdiğim/içselleştirdiğim bir birikime güvenerek oluyor."

Erhan Us'tan 'Mass': Renklerin ardındaki kaos

Erhan Us’un ARTNOUVA’daki kişisel standında sunduğu Mass (Yığın) seçkisi, sanatçının üretimindeki gerilimleri görünür kılıyor. İlk kez 2019’da Miami’de sergilenen seçkinin güncel ve Türkiye’de bulunan eserlerinden oluşan yeni versiyonu, bir yanda sanatçının üretmek istediği karamsar, sorgulayıcı ve sarsıcı işleri; diğer yanda sanat fuarlarının görsel alışkanlıklarına uygun görünen renkli ve neşeli eserleri bir araya getiriyor.

Amerikan Deneysel Sanat Kolektifi 7

Us’un dikkat çektiği nokta ise bu iki yaklaşımın birbirinden bütünüyle kopuk olmaması. Renkli ve neşeli görünen çalışmalar da anlamlarını koruyor; eserlerin derinliklerinde yer alan kaos ve sıkışmışlık ise metinler okunduğunda belirginleşiyor. Böylece sanatçının kişisel standı farklı eserlerin sergilendiği bir alan olmaktan çıkıp sanat üretimiyle tüketim alışkanlıkları arasındaki gerilimin de bir parçasına dönüşüyor.

Us, Mass (Yığın) seçkisinin bu yönünü şöyle anlatıyor:

"2019'da Miami'de sergilenen Mass (Yığın) seçkisinin güncel ve Türkiye'de bulunan eserlerimden oluşan bir güncellemesini fuarda izleyiciye sunuyorum. Bu, çoğu sanatçının zihninin nasıl bölündüğüne yönelik bir örnek aslında. Bir yanda yapmak istediğim soluk, yer yer pesimist, sarsıcı ve sorgulayan çalışmalar. Diğer yanda fuar ve tüketim görsel alışkanlıklarına uygun seçilmiş [anlamını kaybetmese de] renkli ce neşeli görünen eserler, derinliklerindeki kaosu ve sıkışmışlığı görmek için metinlerin okunmasını şart koşan.

Yılın mass- Erhan Us

Sanatçının kendi üretiminde en çok önem verdiği eserler ise izleyiciyi gerçeklikle yüzleştiren, rahatsız eden ve toplumsal meseleleri sorgulayan çalışmalar. Sosyopolitik içerikleri nedeniyle zaman zaman dava edildiğini de belirten Us, bu yapıtların kendisi için taşıdığı anlamı da vurguluyor:

“İzleyiciyi sarstığım, hatta sosyopolitik içerikleri sebebiyle zaman zaman dava edildiğim, bireyi gerçeklikle yüzleştiren yapıtlar her zaman favorilerim.”

yığın mass

Muhabir: Nur Yıldız