Edebiyattan sinemaya, uluslararası festivallerden dijital platformlara kadar kültürel hafızamızın ve sanatsal tüketimimizin temel taşı olan çevirmenler, derinleşen bir ekonomik kriz, güvencesizlik ve sistematik hak ihlalleri sarmalıyla karşı karşıya. Çevirmenler Meslek Birliği (ÇEVBİR) tarafından 107 üyenin katılımıyla gerçekleştirilen "2026 Yılı Çalışma Koşulları Anketi" ve meslek birliğinin sahadan aktardığı güncel veriler, kültür-sanat emekçilerinin hayatta kalma mücadelesini ve maruz kaldıkları sömürü mekanizmalarını gözler önüne serdi.
Anketin öne çıkan verilerinden biri, yalnızca edebi ve akademik kitap çevirisi yaparak hayatını idame ettirebilenlerin oranındaki düşüş. Katılımcıların yüzde 37,4’ü yalnızca kitap çevirisiyle geçinemediğini ifade ediyor. Çevirmenlerin yüzde 34,6’si kitap çevirisini ancak tam zamanlı başka bir işin yanında yürütebiliyor. Mesleği sürdürenlerin yüzde 20,6’sı ise emekli maaşı desteğiyle bu işi yapabilen kıdemli isimlerden oluşuyor.
Yayınevlerinin sayfa başı ödeme dayatması çevirmeni ekonomik olarak zorluyor
Telif hakları ve sözleşme modellerindeki adaletsizlik de ankette görülüyor. ÇEVBİR, her baskıda telif ücreti karşılığı çalışmayı tavsiye ederek, yayınevleriyle anlaşılacak telif ücretinin en az 2000 baskı üzerinden net yüzde 7’ye karşılık gelmesi gerektiğini belirtiyor ve sayfa/kelime başı ücretlendirmeyi kesinlikle önermiyor. Buna rağmen, piyasada çok satacağı ve yüksek gelir getireceği belli olan kitaplarda sayfa başı ödeme dayatması devam ediyor.
Kitap baskı yaptıkça çevirmenin telif oranı düşüyor
Sözleşmeli çalışanlarda ise sonraki baskılarda hak kayıpları katlanarak artıyor. Katılımcıların yüzde 54,6’sında sonraki baskılarda telif oranı brüt yüzde 5 ve altına düşüyor. 16,8’inde ise üçüncü baskıdan sonra bu oran brüt yüzde 3-4 bandına kadar geriliyor. İlk baskıda sorun çıkarmayan yayınevleri, sonraki baskıların telif ödemelerini yaygın biçimde geciktiriyor veya telif yüzdesini ciddi anlamda düşürüyor.
Çevirmenin emeği zamanında ödenmeye telifler yüzünde rehin altında
Yayınevlerinin ödeme disiplini, serbest çalışan çevirmenleri en çok hırpalayan alanların başında geliyor. Anket verilerine göre yayınevlerinin yalnızca yüzde 46,5’i ödemeleri genel olarak zamanında yapıyor. Geri kalan büyük çoğunluk ise ciddi bir belirsizlikle baş başa. Yüzde 23,8’i sık sık gecikmeler yaşandığını belirtiyor. Yüzde 9,9’u "Ben arkasını aramadan, takip etmeden asla ödeme yapılmıyor" diyor.
Çevirmenlerin yüzde 29,7’si ancak kitabın basılmasından 2 ay veya daha sonraki bir vadede telifine kavuşabilirken, yüzde 20,8’inin düzenli bir ödeme takvimi bile bulunmuyor.
Aylık kazanç asgari ücret sınırında
Serbest kitap çevirmenlerinin gelir dağılımı incelendiğinde, yüzde 31’inin aylık kazancının asgari ücretin dahi altında kaldığı görülüyor. Katılımcıların yüzde 65,1'inin aylık geliri 35.000 TL sınırını aşamazken, son iki yıldaki telif tekliflerinin yönü sorulduğunda katılımcıların yüzde yüzde 38,6’sı tekliflerin azaldığını, yüzde 34,7'si ise geçinebilmek adına teknik çeviri gibi ek alanlara yönelmek zorunda kaldığını vurguluyor.
Ekran çevirisi (altyazı ve seslendirme) yapan sektör emekçilerinde ise tam anlamıyla bir "güvencesizlik" egemen. Bu alanda çalışanların yüzde 87,5’i tamamen serbest çalışıyor. En büyük müşteri profilini yüzde 37,5 ile yurtdışı aracı şirketler oluştururken, onu yüzde 25 ile festivaller ve dublaj stüdyoları/TV kanalları takip ediyor. Ekran çevirmenlerinin yüzde 50’si asgari ücret bandında (25.000 - 35.000 TL) bir gelirle yaşamaya çalışıyor. Ankete katılan altyazı ve seslendirme çevirmenlerinin tamamı aldıkları ücretin yetersiz olduğunu veya emeği kesinlikle karşılamadığını beyan ediyor. Serbest çevirmenlerin yüzde 74,1’i emeklilik için hiçbir yatırım veya birikim yapamadığını söylüyor. Genel Sağlık Sigortası (GSS) primini kendi imkanlarıyla bağımsız ödeyenlerin oranı %27,6 iken, ailesi veya eşinin sigortasından yararlanarak sisteme tutunabilenlerin oranı yüzde 31.
Ekonomik güvencesizliğin derinleşmesi, nitelikli kültür üreticilerinin meslekten kopma noktasında olduğunu gösteriyor. Çevirmenlerin yüzde 54,5’i mevcut koşullara rağmen mesleğe "aynen devam edeceğini" söylese de, geriye kalan büyük kitle alternatif arayışında. Çevirmenlerin yüzde 31,7’si çevirinin yanına mutlaka ek bir iş eklemeyi planlıyor. Yüzde 13,9’u ise başka bir iş koluna tamamen geçmeyi düşünüyor.
Çevirmenlerin çalışma koşullarını Çevirmenler Meslek Birliği Başkanı Melek Memiş 24 Saat'e anlattı.
"Sözleşme maddeleri çevirmenler lehine"
Yayıncılıkta matbaa ve kağıt gibi giderler yayınevleri tarafından muhatabına doğrudan ödenirken, fikir emekçilerinin ücretlerinin ötelendiğini ifade eden Memiş, çevirmenlerin birlikte hareket ederek haklarını alabileceklerini şu sözlerle açıklıyor:
"Yayınevlerinin bu yaklaşımının çevirmenlerin tek başına çalışması ve işlerini bireysel yürütmelerinden kaynaklanabileceğini düşünüyoruz. Çevirmenlerin bu gibi durumlarda, bürokratik işlerin uzaması, avukatlık ücretleri vs. birçok sebepten hukuki haklarını aramayacaklarını düşünüyorlar. Ancak çevirmenler, ÇEVBİR üzerinden veya kendi avukatları aracılığıyla haklarını aradığı anda geciktirilen ödemeler hemen aktarılıyor. Buradan duyurmak isteriz, çok büyük ölçüde sözleşmedeki maddeler gecikmelerde çevirmenin lehinedir. Hakkınızı aramalı, gerekirse ÇEVBİR’le iletişime geçmelisiniz. Kimi zaman çevirmenler devamlı çalıştıkları yayınevleriyle, son çevirdikleri kitabın yayınlanmasında bir aksama olmaması için gecikmeleri tolere etmek zorunda kalabiliyor. Yayınevleri ise bu iyi niyeti kötüye kullanmakta, çevirmenin emeğini adeta rehin alarak elini kolunu bağlamakta bir sakınca görmüyor. Çevirmenin ödemesini birkaç ay geciktirerek elde edecekleri faiz geliriyle belki başka bir kitabın telif masrafını da karşılayabileceğini hesaplıyorlar; öte yandan bu faiz gelirinden çevirmenler faydalanamıyor. Zamanında yapılmayan her ödeme çevirmenlerin cebine yansıyan enflasyon demek. Zaten bu nedenle, ÇEVBİR olarak iş gücümüzün büyük bir kısmını üyelerimizin mali hak takiplerine ayırıyoruz, bu sadece bizim tercihimiz değil, şartların ortaya çıkardığı bir zorunluluk haline gelmiş durumda."
"Ağızlardan çıkanlara değil, gerçekte yaşananlara bakılmalı"
Yayıncılık dünyasında kendilerini "butik", "mütevazı" ya da "emek ve hak odaklı" olarak tanımlayan bazı yayınevlerinin, sıra çevirmen ödemelerine geldiğinde vitrindeki bu söylemlerin arkasına sığındığı gözlemlendiğini ifade eden Memiş, yayınevlerinin büyüklüğünden ya da savunduğu fikirden bağımsız olarak sözleşme şartlarını ihlal ettiğini vurguladı. Kendini nasıl tanımlarsa tanımlasın yayınevlerinin benzer hak gasplarına imza attığını belirten Memiş, kültür kamuoyunu söylemlerin ötesindeki gerçeği görmeye davet etti:
"Bu konularda ağızlardan çıkanlardan ziyade gerçekte yaşananlara bakmak gerekir. Küçük ya da büyük olması, çok bilinir veya az bilinir olması fark etmeksizin yayınevleri çevirmenlerle yaptıkları sözleşmelerin şartlarını yerine getirmekten imtina edebiliyor. Çevirmenlerin sosyal güvenceleri, emeklilik hakları olmayan bir meslek grubu. Bir kitabı çevirmesi aylar sürüyor. Geçim kaynağı telif ödemeleri olan bizlerin ödemelerine hassasiyet gösterilmemesini hiçbir ideoloji açıklayamaz. Burada ayrıca şunu unutmamak gerekir ki yayınevlerinin, çevirmenin aylarca emek vererek sözleşme şartlarına uygun teslim ettiği çevirilerin ödemelerinin geciktirilmesi sömürünün en bariz örneği"

"Çevirmenler enflasyon ve döviz kuru artışları nedeniyle dövize endekslemiş sözleşmelere zorlanıyor"
Memiş, birliğin her yıl düzenli olarak belirlediği ücret tarifesi hatırlatarak yayınevlerinin özellikle yüksek gelir getirecek kitaplarda sayfa başı ödeme sistemini dayattığına dikkat çekerek, son dönemde artan dövize endeksli sözleşmeler konusunda da çevirmenleri uyardı:
"ÇEVBİR, her baskıda telif ücreti karşılığı çalışmayı tavsiye eder: Yayınevleriyle anlaşılacak telif ücretinin 2000 baskı üzerinden net yüzde 7’ye karşılık gelecek bedelden az olması gerekir. Kısacası ÇEVBİR olarak kitapların sayfa başı/ kelime başı biçiminde ücretlendirilmesini tavsiye etmiyoruz. Son yıllarda altı ayda bir güncellediğimiz tarife ise ancak bir kitabın içinden bir bölümün, kısa bir edebi metnin çevrilmesi istediğinde uygulanmak üzere, üyelerimize sayfa başı olarak ücretlendirilen çeviriler (kitap veya tez bölümü, makale, öykü vb.) için tavsiye ettiğimiz asgari ücrettir. Maalesef her sözleşme tarafımıza ibraz edilmediğinden bütün sözleşmelere erişimimiz yok. Bu yüzden bütün istatistikleri takip edemiyoruz. Ne var ki, üyelerimizin vakalarından hareketle piyasada sayfa başı ödeme sistemini kullanmaya devam eden yayınevlerinin olduğundan, bilhassa çok satılacağı ve yüksek gelir getireceği belli olan kitaplarda bu uygulamanın yapıldığından haberdarız. Bunu kesinlikle onaylamadığımızı bir kez daha belirtmek isteriz. Meslektaşlarımız, tavsiye etmediğimiz ödeme yöntemlerini kabul etmek zorunda olmadıklarını bilmeliler. Son olarak, uzun soluklu çevirilerin sözleşmelerinde sözleşme bedellerini enflasyon ve döviz kuru artışları nedeniyle dövize endekslemiş olan yayınevlerinden de haberdarız. Çevirmenler, öngörülemeyen bir geleceğin olduğu ve gelecekte zararlı çıkabilecekleri bu tür sözleşmeleri kabul etmemelidir. ÇEVBİR olarak sözleşme imzalamadan önce üyelerimize hukuki destek sağlıyoruz."
Yapay zeka, çevirmenlerin yerini alamaz
Bazı yayınevi yöneticilerinin, "yapay zekâ temelli programların gelişmesi" nedeniyle çevirmenlik mesleğinin önemini kaybettiğini ileri sürerek telif ödemelerinde kısıntıya gitmesine de tepki gösteren Memiş, "Çeviri birbiri ardına gelen kelimeleri çevirmekten ibaret değildir, 'yapay zekâ' kavramı başlı başına aldatıcı, zira aslında kendi kendine düşünme yetisi olmayan bir algoritmadan bahsettiğimizi unutmayalım. Bu doğrultuda 'yapay zekâ' değil 'makine çevirisi' demeyi tercih ediyoruz. Düşünemeyen, hissedemeyen bir programın insan beyni gibi çalışması, dolayısıyla onun gibi çeviri yapması imkansızdır. İnsanlığın kültür bagajı, algoritmalara yüklenemeyecek kadar büyük ve çeşitli. Bunun yanında makine çevirisi, eserin sahipliğiyle alakalı hukuki ve etik birçok sorunu da beraberinde getiriyor" ifadelerini kullandı.
"Tek ödeme yöntemi çevirmeni telif kazancından mahrum bırakıyor"
Baskı başına ödeme yerine tek seferde yapılan ödemelerin hukuki bir hak gaspı olduğunu belirten Memiş, piyasada kronikleşen bu uygulamayı şu sözlerle eleştirdi:
"Tek ödeme yıllardır süregelen bir uygulama. Tavsiye etmediğimiz ve karşı olduğumuz bu ödeme yöntemi çevirmeni sonraki baskılarda hukuken elde etmesi gereken telif kazancından mahrum bırakıyor. Daha önce belirttiğimiz gibi çevirmenlik halihazırda birçok güvenceden mahrum bir meslek. Tek seferlik ödemenin dışında, tekrar baskılarda ödenecek telif yüzdesinin ciddi anlamda düşürüldüğü sözleşmelerin dayatılmasına da şahit oluyor, bunu da tavsiye etmiyoruz. Bu da her baskıda normalde ilk baskıya eşit bir kazanç elde edecek çevirmenin ücretinin düşmesine sebep oluyor."
"Tekrar baskılarda telif ödenmemesi yaygın bir ihlal"
"Telif ödemesinin çeviri tesliminden kısa süre içinde değil de kitabın yayınlanmasının ardından, hatta aylar sonra yapılacağını belirten sözleşmeler ise oldukça yaygın, birkaç yayınevi haricinde neredeyse standart hale gelmiş durumda. Maalesef bu, çevirmenlerin kazançlarının düzensizleşmesine yol açıyor. Son olarak sözleşmelerin tekrar baskılarından doğan telif ödemelerinin geciktirilmesi de yaygın bir ihlal. İlk baskıda sorun çıkarmayan yayınevleri, sonraki baskılarda sorun çıkartabiliyor. Tip Sözleşmemizin ödemeyle ilgili koşullarına uygun sözleşmeler yapılmasını, sözleşme imzasında ve çeviri tesliminde ilk baskının telif ücretinden mahsup edilecek şekilde avansla çalışılmasını tavsiye ediyoruz."




