CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Milli Savunma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, insansız hava ve deniz araçlarının oluşturduğu tehditlere dikkat çekerek, Türkiye’nin kritik varlıklarını, hava sahasını ve Mavi Vatan’ı korumak için acil ve kapsamlı önlemler alması gerektiğini vurguladı.
“İnsansız sistemler modern savaşın oyun kurucusu haline geldi”
Bağcıoğlu, yaptığı yazılı açıklamada son dönemde yaşanan bölgesel güvenlik gelişmelerini yakından takip ettiklerini belirterek, özellikle Rusya-Ukrayna savaşı ile insansız sistemlerin savaş doktrinlerini kökten değiştirdiğine dikkat çekti.
Son 24 saat içinde Türkiye hava sahasında yaşanan izinsiz yabancı İHA faaliyetleri ile Karadeniz’de Rus denizaltısına yapılan insansız sualtı aracı saldırısının derslerle dolu olduğunu ifade etti.
Esenboğa ve Karadeniz olayları uyarı niteliğinde
İzinsiz İHA faaliyetleri nedeniyle Esenboğa başta olmak üzere bazı havalimanlarında uçuşların aksadığını hatırlatan Bağcıoğlu, sivil havacılığın bu tür tehditlere karşı ne denli kırılgan olduğunu söyledi.
Geleneksel radar sistemlerinin küçük ve düşük irtifalı İHA’ları tespit etmekte zorlandığını belirten Bağcıoğlu, bunun askeri üsler ve kritik tesisler açısından ciddi risk oluşturduğunu dile getirdi.
“Tarihte ilk sualtı drone saldırısı gerçekleşti”
Aynı gün Ukrayna’nın, Novorossiysk Limanı’nda bulunan Rus denizaltısına insansız sualtı araçlarıyla saldırı düzenlediğini açıklamasına da değinen Bağcıoğlu, bu saldırının tarihte kayda geçen ilk sualtı drone saldırısı olduğunu belirtti. Yaklaşık 400–500 milyon dolar değerindeki denizaltının hizmet dışı kalmasının, deniz üslerinin düşük maliyetli otonom sistemlere karşı ne kadar savunmasız olduğunu gösterdiğini ifade etti.
“Geleneksel koruma yöntemleri yetersiz kalıyor”
Bağcıoğlu, insansız araç teknolojilerinin hızla geliştiğini ve geleneksel savunma yaklaşımlarını aştığını vurgulayarak, terör örgütlerinden devlet aktörlerine kadar geniş bir yelpazede bu sistemlerin kullanıldığı asimetrik bir tehdit ortamıoluştuğunu söyledi.
Drone maliyetlerinin düşerken yeteneklerinin arttığını belirten Bağcıoğlu, Ankara ve Novorossiysk’te yaşananların Türkiye için açık bir uyarı olduğunu kaydetti.
Çelik Kubbe ve TF-2000 vurgusu
Türkiye’nin kritik altyapı, askeri üsler, limanlar ve havalimanlarını koruyabilmesi için Entegre Hava Savunma Sistemi (Çelik Kubbe), güçlü bir muharip hava gücü ve denizde ileriden savunma sağlayacak hava savunma gemilerine acil ihtiyaç olduğunu belirten Bağcıoğlu, bu projelere geç başlanmasının ciddi bir zafiyet oluşturduğunu ifade etti.
“Savunma projeleri yeniden önceliklendirilmelidir”
Bağcıoğlu, Savunma Sanayi Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen 3 binden fazla savunma projesinin, harekât ihtiyaç makamlarıyla birlikte yeniden önceliklendirilmesi gerektiğini söyledi.
Bağcıoğlu, kısıtlı kaynakların iç politika odaklı popülist projelere değil, ertelenemez acil güvenlik projelerine ve yönlendirilmiş enerji sistemleri gibi yenilikçi teknolojilere ayrılması gerektiğini vurguladı.
“Kaynak aktarımı gerekirse diğer bütçelerden sağlanmalı”
Gerekirse diğer kurumların bütçelerinden tasarruf edilerek savunma projelerine kaynak aktarılabileceğini belirten Bağcıoğlu, örnek olarak 768 milyar liralık vergi istisnalarının bu kapsamda değerlendirilebileceğini ifade etti. Çelik Kubbe, TF-2000 hava savunma muhribi ve KAAN gibi projeler için popülist söylemler yerine gerçekçi takvimlerin açıklanması gerektiğini söyledi.
Bağcıoğlu'nun yaptığı yazılı açıklamasının tamamı şöyle:
"Adeta ateşten bir gömlek olan bölgemizdeki güvenlik gelişmelerini yakından takip ediyoruz. Yaşanan savaş ve çatışmalardan elde edilen dersler çerçevesinde hazırladığımız, tespit ve önerileri içeren değerlendirmeleri, güncellemeler yaparak son iki yıl içerisinde üç kere kamuoyu ile paylaştık. İnsansız araçların önemli rol oynadığı, Rusya Federasyonu – Ukrayna çatışmasında, her geçen gün yeni bir taktik ve usul karşımıza çıkıyor. Son 24 saatte yaşanan, Esenboğa başta çeşitli havalimanlarındaki uçuşları da etkileyen Türk hava sahasındaki izinsiz yabancı İHA faaliyeti ile Karadeniz’de Rus denizaltısına insansız sualtı araçları ile yapılan saldırı ders alınması gereken iki olaydır.
İnsansız sistemlerin modern savaşta oyun kurucu rol oynadığı bir dönemde, iki güncel olay geleneksel savunma yaklaşımlarının yetersizliğini açığa çıkarıyor ve Türk Silahlı Kuvvetleri için kuvvet koruma ile insansız sistemlere karşı savunma alanında yenilikçi teknolojilere ve dinamik tedbirlere olan ihtiyacı vurguluyor. İHA mevcudiyeti nedeniyle uçuşların durdurulmasıyla sivil havacılığın bu tip tehditlere karşı ne kadar hassas olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Benzer tehditler dünya genelinde havalimanlarını da etkilerken, geleneksel radar sistemleri, İHA'ları tespit etmekte zorlanabiliyor; bu da askeri üsler, havalimanları ve kritik tesislerde ciddi riskler yaratıyor. Aynı gün Ukrayna, Novorossiysk limanında bulunan Rus denizaltısına su altı insansız araçlarıyla saldırı düzenlediğini açıkladı. Yayınlanan görüntülerde insansız deniz araçlarının liman savunmalarını aşarak yüksek değerli hedefe ağır hasar verdiği görüldü. Bu, tarihte ilk su altı drone saldırısı olarak kaydedildi ve yaklaşık 400-500 milyon dolar değerindeki Kalibr füzeli denizaltıyı hizmet dışı bıraktı. Bu operasyon, deniz üslerinin düşük maliyetli otonom sistemlere karşı savunmasızlığını kanıtladı.
Bu iki olay, farklı alanlarda olsa da ortak bir mesaj veriyor: İnsansız araç teknolojilerinin hızla gelişmesi, geleneksel kuvvet koruma yöntemlerini aşıyor. Birlikte değerlendirildiğinde, terör örgütlerinden devlet aktörlerine kadar herkesin insansız sistemleri kullandığı bir asimetrik tehdit ortamı ortaya çıkıyor. Drone maliyetleri düşerken yetenekleri artıyor. Ankara ve Novorossiysk olayları Türkiye için uyarı niteliğinde. Kritik altyapı ve tesisleri, askeri üsleri, limanları, havalimanlarını doğrudan etkileyen bu gelişmeler, savunma stratejisinde köklü değişiklik gerektiriyor. Tespit ve teşhis, erken ihbar ve angajman yeteneğine sahip Entegre Hava Savunma Sistemi (Çelik Kubbe) ile etkili bir muharip hava gücü ve denizde ileriden savunma sağlayacak hava savunma gemilerine çok acil ihtiyaç var. Çevremizdeki birçok devlet entegre hava savunma sistemine onlarca yıl önce sahip olmuşken, Çelik Kubbe Sistemi çalışmalarına ve TF-2000 hava savunma muhribi inşasına 2024’te başlanması bir zafiyettir. Ayrıca; vurucu muharip unsurlara sahip olmak kadar, onları koruyabilecek, kuvvet koruma kabiliyetine, farkındalık ve dinamik planlama yeteneğine, doktrin ve usullere, eğitim seviyesine, gelişmiş sistemlere sahip olmak da çok önemlidir.
Türkiye, kritik varlıklarını, semalarını ve Mavi Vatan'ı insansızlaşan tehditlere karşı korumak için her alanda gerekli tedbirleri almalıdır. Bu çerçevede, 3 binden fazla savunma projesinin Savunma Sanayi Başkanlığı koordinesinde harekât ihtiyaç makamlarıyla tekrar önceliklendirilmesi gerekiyor. Kısıtlı kaynaklar nedeniyle iç politika odaklı popülist projeler yerine son 24 saat içerisinde yaşananlardan alınan dersler çerçevesinde; ertelenemez acil güvenlik projelerine ve yönlendirilmiş enerji sistemleri gibi yenilikçi projelere öncelik verilmelidir. Gerekirse bekamız için acil ve kritik projelere diğer kurumların bütçelerinden uygun kalemlerden tasarruf yapılarak kaynak aktarımı sağlanmalıdır. Örneğin zengini daha da zengin yapacak vergi istisnaları için ayrılan 768 milyar lira bu kapsamda değerlendirilebilir. Kritik tesis ve üslerin kuvvet koruması, Çelik Kubbe, TF-2000 hava savunma muhribi, KAAN gibi kritik projeler için popülist söylem yerine gerçekçi zaman planları açıklanmalıdır. Proje yönetiminde yaşanan zafiyetler ve yanlış politikalar nedeniyle ana muharip platformlarda ve kritik projelerde son dönemde yaşanan gecikmelerin ve zafiyetlerin tekrarlanmasına asla izin verilmemelidir."




