Utku ŞENSOY
Şarkılara konu olsa da hüzünlü romantizmin göstergesi sonbaharı oldum olası sevemedim. Yaprak dökümü, doğanın uykuya hazırlanışı bende hep burukluk yaratır. Ço...
Utku ŞENSOY
Şarkılara konu olsa da hüzünlü romantizmin göstergesi sonbaharı oldum olası sevemedim. Yaprak dökümü, doğanın uykuya hazırlanışı bende hep burukluk yaratır. Çocukken başkentin uzun kış gecelerinden keyif alır, soğuğu, kar yağışını, gece karda oynamayı çok severdim. Onlarca çocuk buluşup sokak lambalarının aydınlattığı yollarda kızakla kayardık. Yaş ilerleyip faturalarla tanışmaya başladıkça kış aylarının dert ayları olduğu gerçeğiyle yüzleşmeye başladım. Sürekli artan doğalgaz ve elektrik faturaları nedeniyle kış aylarına olan tutkumu yitirdim.
Kışın habercisi Sonbaharla birlikte, birkaç sahil kenti haricinde yurdum insanının dert günleri kapıda. Bu kışı diğerlerinden daha da “sıkıntılı ve farklı yapan” birçok etken var. Bunların başında Covid tehdidi geliyor. 3 yıla yakın süredir dünyayı bunaltan, yaşamı, ticareti, iş hayatını olumsuz etkileyen salgın henüz tam olarak bitmedi. Sürekli tırmanan vaka sayıları kaygı verici boyutta seyrediyor. Bir diğer etken de Rusya’nın son vermeye niyetli olmadığı Ukrayna istilası. Ambargoya rağmen Moskova geri adım atmıyor. Rus rublesinin fazla değer kaybetmemiş olması, Putin’in minareyi çalmadan kılıfı hazırladığı, gerekli tüm önlemleri aldığı şeklinde değerlendirilebilir. Elindeki doğalgaz silahıyla dünyayı tehdit eden Moskova yönetimi, Avrupa’yı fahiş fiyatlarla spot piyasadan doğal gaz tedarik yoluna gitmek zorunda bırakacak.
Dışarıda yaşanan bu olumsuzlukların bize yansımasına gelecek olursak, henüz Ağustos ortasındayız turizmde işler yolunda sürekli döviz girdisi yaşandığı için etkilerini anlayamıyoruz. Ancak doların hala bu kadar yüksek seyretmesine anlam vermekte zorlanıyoruz. Bu dönemde dolar bu kadar yüksek olursa sonbaharda turistler gidince ne olacak diye kara kara düşünmeden edemiyor insan. En önemli ticaret partnerimiz Avrupa ülkelerinin başı Rusya ambargosu nedeniyle doğal gaz konusunda dertte. Avrupa böylesine sıkıntılı bir kriz dönemi yaşarken bizimle olan ticareti de bu olumsuzluktan doğrudan etkilenecek. Bu krizin ülkemizi de içine çekme olasılığı yüksek. Rusya Avrupa'ya doğalgazı kesince Avrupa'nın spot doğalgaza yönelmesi orada da fiyatların bir kaç misli artması kaçınılmaz. Hal böyle olunca bizim ödemeler dengemizin bu kadar hassas olduğu bir dönemde, Rusya, Katar, Suudi Arabistan'dan geleceği söylenen yüklü miktardaki dövizin yangını söndürmeye yetip yetmeyeceği de tartışılır. Dolayısıyla ufukta tatsız bir sonbahar tablosu görünüyor.
***
İLK 100’DE BİLE DEĞİLİZ
Türkiye, ifade ve basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke arasında 154’ncü sıraya geriledi. Basın özgürlüğünün yanı sıra demokrasi düzeyi, temel hak ve özgürlükler konusunda da sınıfta kaldık. Ne yazık ki ülkemiz son dönemde dış dünyada, sosyal medyadaki eleştiri mesajları nedeniyle insanların gözaltına alındığı, gazetecilerin haber ve yazıları nedeniyle tutuklandığı bir ülke olarak anılmaya başlandı. Yargı bağımsızlığı uygar ülkelerin olmazsa olmazıdır. Tutuklamaların yargısız infaza dönüşmesi, parlamentonun işlevsiz hale gelmesi, çağdaş dünyanın kabul etmediği yönetim sistemleridir. Keza Laiklik ilkesi gerçek demokrasilerin en başat teminatıdır. Güçler ayrılığı sistemindeki hassas dengelerdeki bozulmanın dış dünyadaki itibarımızı da, yabancı sermeye akışı ve dış yatırımları doğrudan etkilediğini görmek zorundayız.
***
YOKSULLAŞIYORUZ
Rezidanslar dairelerinin 5 milyon, araçların 2-3 milyon seviyelerinde olduğu, villaların 15-20 milyonlara uzanan rakamlarla satışa sunulduğu ülkemizde, ülke kaynaklarının çok az sayıdaki insanların hizmetinde olduğunu söylemek abartılı olmaz. Bir yanda kibar tabirle “son yılların yeni elit kesimi” zenginliğine zenginlik katarken, diğer yanda orta kesimin giderek yoksullaşıp yok olduğu garip bir durumla karşı karşıyayız.
Bir milyar 300 milyon insanın yoksul olduğu dünyamızda, ülkemizde de gelir dağılımı son derece adaletsizdir. Ülke kaynaklarının bu denli adaletsizce paylaşıldığı, açlık sınırının asgari ücretin üzerinde, yoksulluk sınırının da 22 bin liradan fazla olduğu ülkemizde, çoğunluğu oluşturan ailelerin büyük sıkıntılar yaşadığı gerçeğiyle yüzleşmemiz gerek.
***
7 YILDA 35 BİN TERÖRİST
Ne zaman terörle mücadele konusu gündeme gelse, bazı çevrelerin tahammül etmediği Faruk Nafiz Çamlıbel ve Behçet Kemal Çağlar tarafından yazılan ve Cemal Reşit Rey tarafından 1933 yılında bestelenen ONUNCU YIL MARŞI’ ndaki, “On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan” dizeleri gelir aklıma. Bir yanda genç cumhuriyetin, fikri, vicdanı hür nesiller yetiştirme gayreti içinde, çağdaş gençlik yetiştirme çabası, diğer yanda 70’li yıllardan sonra bitmek bilmeyen hain terör odakları… Sağcısı, solcusu, Asala’sı, PKK’sı, Fetö’sü biri biter diğeri başlar… Ne kadar çok satılmış haini var bu toprakların demeden edemiyor insan. Son olarak Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Temmuz 2015'ten günümüze kadar 35 binden fazla teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Bu kabaca her yıl 5 bin terörist anlamına geliyor. Çoğu Anadolu kökenli… Demek ki, her gün yirmiye yakın terörist fışkırıyor bu topraklarda.
Anadolu’muz ne kadar verimli değil mi? Toprağında yetişen bin bir çeşit ürünüyle, tarihiyle, sanatçısı, yazarı- çizeriyle, hainiyle dünyanın en verimli topraklarına sahibiz!