Osmanlı İmparatorluğunun en önemli padişahı, kuşkusuz Fatih Sultan Mehmet’tir. Genç yaşında muazzam fetihlere imza atarak cihan padişahı unvanını kazanan Sultan Fatih’i büyük fetihlere hazırlayan entelektüel birikim hem hocalarından hem de okuduğu kitaplardan geliyordu. Babası Sultan 2. Murad, Edirne’de iki önemli kütüphane kurmuş, Muradi mahlasıyla şiirler yazmış bir hükümdardı.
“Sâki getür yine dünki şarâbumı
Söylet dile getür yine çeng ü rebâbumı”
beytiyle başlayan şiirde geçen rebap, gövdesi hindistancevizi kabuğundan yapılan, telli bir çalgıdır. 2. Murat, çalgılara da meraklıydı, kitaplara da. Hatta Farsça yazılmış olan Kabusname’yi Mercimek Ahmed’e çevirtecek kadar da Türkçeye düşkündü. Kabusnameyi kâbusname zannedenler olabilir. Sözlüklerde kâbus vardır da kabusun anlamını bulamazsınız. Kabus, aslında kitabın yazarı Keykâvus bin İskender’in dedesinin adı. Anlaşılıyor ki dedesi Keykâvus’a öğütlerde bulunmuş, o da bunu kitaplaştırmış. Kitabın adına Arzular Kitabı ya da Arzu Mektupları diyebiliriz. İşte Fatih Sultan Mehmet, bu kitabı da okumuştur. Fatih’in şahsi kitaplığında; felsefeden tıbba, İslam’dan optik ve matematiğe, tasavvuftan tarih ve coğrafyaya, astronomiden metafiziğe kadar 98 kitap, bulunuyordu ve 1453’ten günümüze kadar gelebilmiştir. Bu kitapların çoğunda, yazarların Sultan Fatih’e ithafen yazdığını belirten cümleleri vardır. Her biri sahasında otorite olan kıymetli âlimlerin kaleminden çıkıp, mûteber hattat ve sanatkârların elinde işlenerek paha biçilmez nüshalar olarak günümüze ulaşan eserler, günümüzde Fatih Camii külliyesindedir. Bugün Fatih külliyesinde, 5.200’ü yazma olmak üzere 5.500’den fazla kitap vardır.
Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethettikten sonra, şehri baştan başa imar etmeye başladı. Yaptırdığı eserler arasında 1470 yılında açılan Fatih Camiindeki külliyede, büyük bir kitaplık da bulunuyordu. Fatih; “Bir şehirde en önemli üç şey; hamam, kanalizasyon ve kütüphanedir. Çünkü; kanalizasyon şehrin kirini, hamam bedenin kirini, Kütüphaneler de ruhun kirini temizler” demişti.
Fatih Sultan Mehmet’ten 2 bin yıl önce Çin’de yaşayan Konfüçyüs’ün, yerden tavana kadar dolu bir kitaplığı vardı. Bir gün evine genç bir ziyaretçi geldi. Duvarın ve kitaplığın tamamen dolu olduğunu görünce, "bunca kitabı gerçekten okudunuz mu?" diye sordu. Konfüçyüs; "evet" yanıtını verdi. Genç tekrar sordu: "bu kadar çok kitaptan kim bilir neler öğrendiniz?" Konfüçyüs dedi ki: "Evet, ne kadar cahil olduğumu öğrendim..." İşte tevazuyu ve yüceliği aynı anda ortaya koymak, ancak kitaplarla mümkündür. Konfüçyüs kitap yazmamıştır ama takipçileri, kendisi hakkında 9 ana eser yazmıştır. Konfüçyüs Müzesi’nde ise 40 binden fazla el yazması kitap sergilenmektedir.
Anadolu köylerinde eskiden kitaplık bulunmazdı. Bir yazar, bir köye kitaplık yaptırmak ister. Köylü der ki: "Beyim, bizim yolumuz, köprümüz, çeşmemiz yok; kitaplığı ne yapacağız? Yazar cevap verir: Eğer kitaplığınız olursa, yolunuz, çeşmeniz, köprünüz de olur!"
Kitapların yerleştirildiği raflardan oluşan mobilyaya da kitaplık denir, küçük bir kütüphaneye de. Ancak bir kitaplıkta, en az 400-500 civarında kitap bulunmalıdır.
Prof. Dr. Timur Kocaoğlu, Amerika’dayken bir sokak başında içinde kitaplar olan camlı bir kitaplık görür. Daha önce de Almanya’daki parklarda açık kitaplık görmüş olan Kocaoğlu, bir sokak başında böyle bir kitaplığı ilk kez görünce şaşırmıştır… Yoldan geçen biri, kitaplığın kapağını açarak istediği kitabı alıp eve götürüp okuyabiliyor, sonra geri getirebiliyor, ya da kendi evinden 1-2 kitap getirip bu kitaplığa bırakabiliyor… İşte medeniyetin görünen yüzüdür böyle kitaplıklar.
İstanbul’da tarihî Pera Palas'ta, sedef kakmalı antik kitaplık vardır. Oraya giden herkes, bu kitaplığın önünde hatıra fotoğrafı çektirir. Binlercesi gelmiş, binlercesi geçmiştir de içindeki kitapların sayfalarını yüz binlerce kişi çevirmiştir. Burası, Mustafa Kemal Atatürk’ün kaldığı 101 numaralı odadır. Ancak 411 numaralı oda, Agatha Christie’nin tüm kitaplarıyla doludur.
Günümüzde bazı gençler, “kitaplığa ne gerek var? telefondan istediğim kitabı bulabilirim” diye düşünebilir. Ancak telefonlarda çoğu kitap, eksik yayımlanır. Elinize aldığınız bir kitap, şarjı hiç bitmeyen ve sizi, hayat karmaşasından kurtaran gerçek birer dosttur aslında.