Mehmet Necati GÜNGÖR Yedinci videoyu da ağzımızı açarak dinledik. Hayretimizi ancak ağzımızı açarak gizleyebiliyoruz. Birden yediye kadar yayımlanan videolarda öyle reza...

Mehmet Necati GÜNGÖR Yedinci videoyu da ağzımızı açarak dinledik. Hayretimizi ancak ağzımızı açarak gizleyebiliyoruz. Birden yediye kadar yayımlanan videolarda öyle rezaletler iddia ediliyor ki, Ruhsan hanımın şirketinden bütün dezenfektanlar alınıp bir havuza doldurulsa, içine de bu iddiaların sadece bir kısmı bile konulsa, kolay kolay temizlenemez gibi görünüyor. Çok ağır itham ve iddialar var. Devletin bakanına “seni sokak sokak gezdireceğim” tehditleri savruluyor. Devlet itibarını yerle bir edecek kadar çirkin iddia ve tehditler. Ama, ne iktidardan ne de iddiaları araştırmakla yükümlü olan aygıtlardan bir hareket görebiliyoruz. Ne demişti eski bakan? “İzler birbirine karışmış!” Her biri 20-30 bin izlenme aldığı söylenen video görüntüleri vicdanları da sarsıyor. “Bu kadarı da olmaz!” diye tepki gösteren halkımıza daha ötelere sarkan iddialarla “beterin beteri var” ata sözünü hatırlatan konuşmalara şahit oluyoruz. Eski bir başkanın oğlunun adının geçtiği beş milyon dolarlık kokain iddiasını kim araştıracak? Alçak bir suikast sonucu hayatını kaybeden Gazeteci-yazar uğur Mumcu’yu kim, ya da kimler öldürdü? “Ben bastırdım” dediği gazeteden bile çıt çıkmıyorsa???? Türkiye, böyle bir duruma müstahak bir ülke değildir. Yerleşmiş kuralları, kültürü ve bilgi birikimine sahip bir devletin bütün bu iddialar karşısında alacağı keskin tavırlar olmalıdır. Meselâ videolarla suçlanan bakan, derhal istifa etmeli veya istifa ettirilmelidir. Sonra, Cumhuriyetin savcıları harekete geçip, bu iddiaları kökenlerine kadar araştırıp olayı yargının önüne koymalıdır. Bir gözü pek, kahraman bir savcı aranıyor. “Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini.” sözlerini hatırlıyor ve bu umutla bekliyoruz. İktidarın ağır toplarından Cemil Çiçek, diyor ki: “Bu iddiaların binde biri gerçek olsa, kıyamet kopar.” Gerçek mi, değil mi bilmiyoruz. Gerçek olup olmadığını ancak savcılarımızın harekete geçmelerinden sonra anlayabileceğiz. Bir “çökme” tabiridir, başını almış gidiyor. Marinaya çökme, köfteciye çökme, gazeteye çökme. “Biz olmazsak mafya çöker” diyen ses. Evet, bütün izler birbirine karışmış vaziyette. Bu yumağın çözülmesi kolay olmayacak. Üstün bir iradenin olaya el koyması gerekiyor. O üstün iradenin savcılara cesaret vermesi gerekiyor. Savcılara, “arkanızdayım, nereye gidecekse oraya kadar gidin” talimatını verecek o irade bekleniyor.