Aile Dayanışma Ağı’nın (ADA) Saraçhane Parkı’nda düzenlediği 39’uncu buluşmaya; İBB Başkanvekili Nuri Aslan, eski CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş, İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, basın mensupları, sanatçılar ve vatandaşlar katılarak destek verdi.
Bir yılı aşkın süredir Silivri’de tutuklu yargılanan İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, buluşmada yaptığı konuşmada, son dönemde yaşanan hukuki süreçleri ve CHP İstanbul İl Başkanlığı binasında meydana gelen gelişmeleri aktardı.
Dilek Kaya İmamoğlu: "Tüm senaryo savunmasını engellemek üzerine kurulmuş"
ANKA Haber Ajansı'ndan Çağatan Akyol'un haberine göre Dilek Kaya İmamoğlu, 9 Mart 2026 tarihinde başlayan İBB davasının ilk celsesinde eşi Ekrem İmamoğlu'na yönelik uygulanan savunma süresi kısıtlamasına değinerek şu ifadeleri kullandı:
"15,5 milyon insanın oy verdiği, 25,5 milyon insanın imzası ile desteklediği Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun önce, CHP İstanbul İl Başkanlığı binasında asılı olan pankartı indirildi. Ardından seçilmiş İl Başkanı Sayın Özgür Çelik'in makamına bir baskın gerçekleştirildi. (...) Gözaltılar, tutuklamalar, iddianame hazırlığı ve duruşmaların ilk celsesi derken belirsizliklerle, hak ihlalleriyle dolu yaklaşık 1,5 yılı geride bıraktık. (...) 9 Mart 2026 tarihinde başlayan İBB davasının ilk celsesi, 2026 yılının 8 Temmuz günü tamamlandı; (...) eşim Ekrem İmamoğlu, savunmasını yapmak üzere duruşma salonuna geldi, ancak savunması kısıtlanmak istendi. Sadece bizim belirlediğimiz süre içerisinde savunma yapabilirsiniz denildi. Ekrem İmamoğlu; savunmasının bu belirlenen sürede gerçekleştirmesinin mümkün olmadığını söyledi. Zaman kısıtına itiraz etti, itirazı kabul edilmedi ve buna istinaden salondan çıkarıldı. Susma hakkını kullanmadı, altını çizerek söylüyorum Ekrem İmamoğlu susma hakkını kullanmadı. Ekrem İmamoğlu konuşmak istedi, savunmasını yapmak istedi. Hakkındaki 142 iddiaya tek tek cevap vermek istedi. Bu savunmanın belirlenen sürede gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı ortadayken kendisine gerekli zaman tanınmadı. Ekrem İmamoğlu salondan çıkarıldı, susturuldu. Bu, açıkça savunma hakkına müdahaledir. (...) İddianamelerin yazılması için hiçbir süre sınırı koymayanlar; 4 bin sayfayı aşkın iddianamede 2.500 yılla yargılanan, 142 eylemle suçlanan Ekrem İmamoğlu’na sadece 1 gün savunma süresi verdiler ve biz, şimdi anlıyoruz ki tüm senaryo Ekrem İmamoğlu’nun savunmasını engellemek üzerine kurulmuş."
Konuşmasının devamında diğer hukuki süreçlere de değinen İmamoğlu, "Diploma davası 25 Aralık’a ertelendi. (...) Bir de neresinden tutsak elimizde kalan casusluk davası var. (...) Bu davada da tutukluluğun devamına karar verilerek duruşma 29 Eylül’e ertelendi" bilgisini paylaştı.

Özgür Çelik: "103 yıllık cumhuriyet tarihimizde böyle bir uygulama görülmemiştir"
Eski CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, davanın yürütülüş biçimini ve duruşma salonunda yaşananları eleştirerek mahkeme heyetinin tavrına yönelik doğrudan şu beyanlarda bulundu:
"Cumhurbaşkanı adayımız, Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu'nun savunma hakkı sadece kısıtlanmadı, aynı zamanda gasp edildi. (...) 9 Mart'ta, duruşmanın başladığı ilk gün Sayın Ekrem İmamoğlu ‘ben ilk savunmayı yapmak istiyorum’ dedi. Mahkeme heyeti de 'hayır, sizin savunmanızı en sona alacağız’ dedi. Ve Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu tam 4 ay boyunca sabırla bekledi. 4 ayın sonunda ne oldu? Mahkeme heyeti İmamoğlu'nu 1,5 gün gibi bir süreye sıkıştırmaya çalıştı. Hatta 1,5 gün bile değil. 1,5 gün kalmış, ‘6 safeatlik zaman diliminde savunmanı yapacaksınız’ diyorlar. (...) Tam 143 tane eylemden yargılanıyor Sayın Ekrem İmamoğlu. (...) Ekrem İmamoğlu buna rağmen ‘ben savunmamı yapmak istiyorum’ dedi ve aslında mahkeme heyet başkanı, Ekrem İmamoğlu ‘savunmamı yapmak istiyorum’ dediği halde ne yazık ki daha önce de olduğu gibi hemen bir karar alarak duruşma salonunu terk etti. Geri geldi, gerçeği yansıtmayan birtakım ifadeler kullandı. ‘Susma hakkını kullanmıştır’ dedi. (...) Bu uygulamaya 103 yıllık cumhuriyet tarihimizde ne Yassıada yargılamalarında rastlanmıştır, ne 12 Eylül darbe döneminde böyle uygulamalar olmuştur, ne de Ergenekon, Balyoz davalarında bu tür uygulamalar görülmemiştir. İlk defa Silivri duruşma salonunda bir savunma hakkı gasp edilmiştir."

İbrahim Kaboğlu: "Savaş halinde bile savunma hakkına dokunulamaz"
İstanbul Barosu bünyesinde kurulan gözlem heyetinin duruşma raporlarını takip ettiğini ve adli tatilin ilk günü olan 20 Temmuz'da kapsamlı bir basın açıklaması yapacaklarını belirten İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, anayasal güvencelere dikkat çekerek şöyle konuştu:
"Savunma hakkı, adil yargılanma hakkının belkemiğidir. Suçsuz sayılma hakkı, adil yargılanma hakkının belkemiği olmasının ötesinde savaş ortamında bile, savaş durumunda bile mutlak bir biçimde korunması gereken bir haktır. (...) Ülke olağanüstü ortamda bile olsa, sıkıyönetim, seferberlik veya savaş halinde bile olsa hiçbir yurttaşın, hiçbir kimsenin savunma hakkına, suçsuz sayılma hakkına dokunulamaz."




