Ege Üniversitesi (EÜ) Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mutlu Yıldız'ın liderliğinde yürütülen ve Güneş sisteminin karanlıkta kalan geçmişine ışık tutan çığır açıcı araştırma, uluslararası astronomi dünyasında geniş yankı uyandırdı. Dünyanın önde gelen hakemli astrofizik dergilerinden Monthly Notices of the Royal Astronomical Society’de (MNRAS) yayımlanan çalışma, genç Güneş'in geçmişte 5 ila 10 Dünya kütlesinde kayalık bir gezegeni yuttuğunu ortaya koydu.
Ege Üniversitesinden yapılan açıklamaya göre çalışma, modern Güneş modelleri ile gelişmiş uzay teleskopları ve spektrometrelerden elde edilen hassas ölçümler arasındaki tutarsızlıkları çözme hedefiyle başlatıldı. Bilim dünyasında uzun süredir tartışılan ve izah edilemeyen "Güneş'in iç katmanlarındaki ses yayılma hızı anomalisi" ile "yüzeyinde ölçülen lityum miktarının kuramsal beklentilerin çok altında kalması" paradoksu, Türk astrofizikçinin geliştirdiği bilgisayar simülasyonlarıyla aydınlatıldı.
"Gezegen yutulması yıllardır çözülemeyen uyuşmazlığı açıklıyor"
Güneş'in evrimsel sürecini bilgisayar ortamında modelleyip iç yapıya ilişkin sismik ve kimyasal gözlem verileriyle karşılaştıran Prof. Dr. Mutlu Yıldız, araştırmanın bulgularına ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
"Araştırmam, Dünya'dan birkaç kat daha büyük bir gezegenin genç Güneş'e düşmüş ve onun içinde kalıcı bir kimyasal iz bırakmış olabileceğini gösteriyor. Güneş'in geçmişten bugüne değişimini bilgisayarda modelleyip iç yapısına dair gözlemlerle karşılaştırdığımda, gezegen yutulması ihtimalinin bilim insanlarının yıllardır çözemediği bu uyuşmazlıkların büyük bir kısmını açıkladığını buldum."
Kayıp gezegene Türk kültüründen isim
Geliştirilen dinamik simülasyonlarda farklı senaryoları test eden Prof. Dr. Yıldız, iç yapı ve kimyasal bileşimle en kusursuz uyumu sağlayan modelin yaklaşık 5,6 Dünya büyüklüğündeki kayalık bir süper-Dünya olduğunu saptadı. Yıldız, literatüre kazandırılan bu kayıp gök cismine Türk mitolojisi ve kültüründen esinlenerek "Dev Dilek" ismini verdi.
İsimlendirme gerekçesini aktaran Prof. Dr. Yıldız, şunları kaydetti:
"Dev, gezegenin büyüklüğüne, Dilek ise Merkür'ün eski Türk kültüründeki adıyla bağına işaret ediyor. Gezegenin kendisi tamamen yok olsa bile modeller, onun bıraktığı izlerin Güneş'in kalbinde milyarlarca yıl boyunca korunduğunu gösteriyor."
"Sırada parmak izlerini bağımsız olarak doğrulamak var"
Yıldız, çalışmanın güçlü bir kuramsal ve hesaplamalı temele oturduğuna işaret ederek nihai kanıt için yeni nesil gözlemlerin önemini vurguladı:
"Güneş'in bir gezegeni yuttuğunu bugün yüzde 100 kanıtladığımızı söylemek doğru olmaz. Ancak modellerin işaret ettiği kimyasal izler gelecekteki gözlemlerle doğrulanabilirse, milyarlarca yıl önce gerçekleşmiş böyle bir olay için çok güçlü kanıt elde edilebilir. Şimdi sıradaki temel soru, bu parmak izlerini bağımsız olarak tespit edip edemeyeceğimizdir."




