İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, dünya tarihinin en büyük göç hareketlerinden birinin yaşandığını vurgulayıp, “Afganistan'ın, Pakistan'ın, Afrika'nın, Libya'nın, Yemen'in, Lübnan'ın önümüzdeki 25 yılda da düzelmeyeceği” yolundaki açıklamaları kanımızca geride bıraktığımız haftaya damgasını vuran önemli konulardan biriydi. Devletin iç ve dış istihbarat bilgilerine dayanarak yapıldığını düşündüğümüz bu açıklama dikkat çekicidir. 2 buçuk yıldan fazla süren Pandemi belasıyla sosyal ve ekonomik sorunlar daha da tırmandı. Soylu’nun ifade ettiği, enerji krizinin tetiklediği, resesyon, işsizlik, bölgesel ihtilaf ve çatışmalarla göçlerin boyutları daha da artacak ve önümüzdeki çeyrek yüzyıla damgasını vuracak. Önce Irak ardından Suriye ve Afganistan derken Afrika’daki istikrarsız ülkelerden dalgalar halinde gelen mülteci akını sonucu ağırladığımız “zorunlu misafirlerimizin” sayıları beş milyonu aştı, bazı iddialara göre 8-9 milyon seviyelerinde. Suriye ve İran sınırlarımıza yapılan yüzlerce kilometre uzunluğundaki beton duvar ve kalekollara rağmen kaçak göçmenlerin ülkemize geçişleri durmuyor. İnsan kaçakçılarının kamyon dorsesinde balık istifi topladıkları göçmenlerin salkım saçak kaçışlarına sıkça tanık oluyoruz. Savaştan kaçanlara yardım eli uzatıp onlara gıda, giyecek ve geçici barınma imkanı sağlayıp yardım etmemiz doğrudur. Ancak çoğu genç erkek ne oldukları belirsiz bu insanlara kaç yıl daha kucağımızı açacağız? Ülkemizde bunca ekonomik sorun varken onların barınmalarından doğan milyarlarca dolarlık külfete daha ne kadar dayanabileceğiz? Zengin Avrupa ülkelerinin yaptığı gibi az sayıda mülteciyi kabul edip kalanlara sınır ötesinde yardım etmek mi daha doğru, yoksa ülkenin demografik yapısını değiştirecek milyonlarca mülteciyi kabul edip, ekonomik, sosyal ve Anadolu’nun kültürel yapının bozulmasına göz yummak mı? *** ZELENSKİ’DEN UYARI Rus askerleri Ukrayna’yı yerle bir ederken, Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, bir ay sonra gıda krizi yaşanacağı uyarısında bulundu. Rusya'nın ihracat yollarını kapatması nedeniyle, 22 milyon ton tahılın depolarda beklediğini belirten Zelenski şöyle dedi, "Temmuz ayında, birçok ülke geçen yılki hasat stoklarını tükettiğinde, felaketin büyüklüğünü anlayacak." Dünyanın başlıca ekonomi merkezlerinden Çin’in Şanghay kentinde haftalardır süren karantina nedeniyle uluslararası tedarik zincirinin darbe alması, enerji krizi ve son olarak gıdada yaşanan olumsuzluklara güçlü ülkeler döviz rezervleriyle göğüs gerebilir, peki diğer ülkeler ya da biz ne olacağız? Yeni bir krize, kıtlığa hazır mıyız? *** MEDYA SANSÜRÜ İktidar partisinin meclise sunduğu yasa teklifine basın örgütleri tepki göstererek, “Gazeteciler ve basın örgütlerinin görüşlerini içermeyen hiçbir yasa, dezenformasyona çare olamaz” açıklamasında bulundu. AKP ve MHP’nin TBMM’ye sunduğu, “Basın Kanunu ve Bazı Konularda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” teklifiyle, Türk Ceza Kanunu’na eklenecek “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçuyla, gazetecilere para ve hapis cezasıyla, Medyaya reklam yasakları ve sosyal medya ağlarına bant daraltma yaptırımları öngörülüyor. Medyayı doğrudan ilgilendiren bu önemli kanun teklifi hazırlanırken, gazetecilik örgütlerinden görüş alınmayıp bir grup siyasetçi ve bürokrat tarafından hazırlanmasına, başta Gazeteciler Cemiyeti’miz olmak üzere sektörle ilgili dernek ve sendikalar, Cumhuriyet tarihinin en ağır sansür ve otosansür mekanizmalarından birine yol açabileceği endişesiyle tepki gösterdiler. Bu yasa teklifiyle, “dezenformasyonla mücadele mi hedefleniyor” yoksa “gazeteciliğe baskıyı artırmak mı?” *** AHLAKLI KONSER Sansür ve yasaklara değinmişken, son dönemde Sanatçı Aynur Doğan’ın Kocaeli Konserinin Derince Belediyesi tarafından “uygun olmadığı” gerekçesiyle, Melek Mosso’nun Isparta Uluslararası Gül Festivali’ndeki konserinin de “ahlak” gerekçesiyle iptal edilmesi, literatürümüze yeni bir “Ahlaklı Konser” terminolojisi/ jargonu ekledi. Yurttaşların derdi bini aşmışken, işsizlik, akaryakıt, enerji ve gıdadaki fahiş artışlar başını alıp gitmişken, kira fiyatları dizginlenemezken bu tür konuların gündeme gelmesi ancak, Cem Yılmaz’ın ifade ettiği biçimde, “yine ortaçağdan güzel bir orta geldi” sözleriyle özetlenebilir. *** KONTAK KAPATIYORUZ Nisan ayında kapanan şirket sayısı 2021 yılının aynı ayına göre yüzde 125’lik artışla, 2 bin 162 oldu. Pandemi sonrası uluslararası enerji kriziyle baş gösteren ekonomik kriz giderek derinleşince küçük ve orta ölçekli işletmeler kepenk kapamak zorunda kaldı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği verilerine göre, 2022 yılı Nisan ayında bir önceki aya göre kurulan şirket sayısı yüzde 4, kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 16, kurulan kooperatif sayısı da yüzde 5,8 azaldı. Ekonomik krizde zam üstüne zam geldikçe aracına akaryakıt alamayanlar çareyi her motorin-benzin artışında kontağı kapatmakta buldu. Motorin fiyatına son bir yılda yüzde 225 zam gelince yurttaşlar mecbur kalmadıkça yola çıkmıyor, depolar zam gelmeden önceki akşam dolduruluyor. Litre fiyatı 24 liraya dayanınca, geçtiğimiz ay Türkiye genelinde motorin tüketimi 4 yıl öncesine göre 5’te bir oranında düşüş gösterdi. Oysa artan araç sayısıyla yükselmesi gerekiyordu. Tuzu kuru olanlar ve aracını işi için kullanmak zorunda kalanların dışındakiler sıkış tepiş de olsa toplu taşıma yöneldiler.