Siyaset futbol sahalarına kapılarını açtı. Bir dönem yeşil sahalarda didinenler, şimdilerde siyasetin tam ortasında yer alacak...

Özilİzmir Milletvekili Alpay Öcalan, Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı’dan sonra İyi Parti’den seçilip, istifa ederek AKP’ye geçen Konya Milletvekili Ünal Karaman ve sonuncusunda Real Madrid, Alman Milli Takımı ve Fenerbahçe’de futbolunu yeşil sahalarda sürdüren Mesut Özil de faaliyetini siyasette sürdürme kararı aldı.

Ne diyeyim..


Bakalım siyaset futbol kadar gerçek mi olacak...

Taha Akgül-3

Başkan Taha soruna çare bulmalı

Taha Akgül Güreş Federasyonu Başkanı olduktan sonra, medya ilişkilerinin sağlıklı olmadığını görüyorum.

Esasında Başkan Taha Akgül’e karşı sevgim ve yakınlığım olduğunu hemen hemen herkes bilir.

Büyük Şampiyonalarının altın adamı güreşimizin başına geçtikten, Federasyondaki aksaklıklarla uğraşırken, basın işlerinin yola girmediğini de görüyorum.

Her şeyden evvel mevcut Güreş Federasyonu'nun sitesi darmadağınık durumda olduğunu görüyorum.
Bu nedenle basınla ilişkilerinin sıkıntılarının yola girmesi için Başkan Taha Akgül'ün en kısa zamanda bu işin çözümüne el atma zamanı geçiyor, bile..

Ben de başkanı yol yakınken uyarma lüzumunu gördüm.

ErdenerHer zaman Uğur Erdener'in yanındayım

15 Mart günü yapılacak olan Türkiye Milli Olimpiyat Kurulunun seçimlerine 2 aday giriyor.
Bu adaylardan birisi Prof. Dr. Uğur Erdener, diğeri ise Ahmet Gülüm.
Ahmet Gülüm’ün bir süre voleybolla ilgilendiğini biliyorum. Tanışıklığım olmadığından, hakkında pek fazla bilgim yok.
Ama Prof. Dr. Uğur Erdener‘i çok eskiden beri tanırım.
Doktorluğu ve Spor ile ilgisini yakından bilirim. Bulunduğu yerlere tırnakları ile geldiğine yakından biliyorum.
Uluslararası ilişkilerindeki başarısı ve Türkiye Milli Olimpiyat Kurulu’ndaki etkinliğine şahit oldum ve hep takdir ettim.
Benden 2 yaş küçük olan Prof. Dr. Uğur Erdener‘in 15 Mart’taki seçimlerde yine favori olması beni mutlu etti.
Ahmet Gülüm’ün yanındakilerin bazılarının yakın arkadaşlığımın olmam, Prof. Dr. Uğur Erdener hakkındaki düşüncemi kesinlikle değiştiremez.
Zira...
Tanıdığım Uğur Erdener, adamlığını ve mertliğini her zaman ortaya koymuş durumda.
Bu bakımdan, TMOK’ta oyum olmamasına karşılık, her zaman bir dostu olarak yanındayım.

Keçiören-2Hep böyle bir arada kalın

Başkent’in 1’nci Lig'deki 3 temsilcisi Ankaragücü, Gençlerbirliği ve Keçiörengücü’nün yöneticileri gerçeği gördükleri için, bir araya gelmeye başladı.
Birlikten güç doğan diyen yöneticilerden Gençlerbirliği ve Keçiörengücü yöneticileri Aktepe’de buluştu.
 Keçiören Belediye Meclis Üyeleri, Gençlerbirliği Spor Kulübü Başkanı Osman Sungur, Keçiörengücü Spor Kulübü Başkanı Sedat Tahiroğlu, Başkan Vekili İbrahim Ayhan ile birlikte ilçenin takımları Keçiörengücü-Gençlerbirliği karşılaşmasına izlediler.
Bu birliktelikte tek eksik olan Ankaragücü yöneticilerinin olmaması üzerinde duruldu.
Atılan bu adımda ön ayak olanları da kutlarım.

Cavcav-1İlhan Cavcav

Kosova'nın başkenti Priştine'den 1910'da Türkiye'ye göç eden bir ailenin çocuğu olan Cavcav, 4 Ekim 1935'te Ankara Hamamönü'nde doğdu.
Çocukluğunda ailenin değirmeninde çalışan, iş hayatına da un sektöründe atılan İlhan Cavcav, fabrikatörlüğe kadar ulaşan başarısını futbol sahalarına da taşıdı. Gençlerbirliği Kulübünün altyapısından yetişen ya da uygun maliyetle transfer ettiği futbolcuları Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray ve Trabzonspor'a yüksek bonservis bedelleriyle satan Cavcav, "un tüccarlığının" yanına "futbol tüccarı" ünvanını da ekledi.
Başkent ekibinin onursal başkanı Cavcav, transfer hikayeleri, teknik direktör değişiklikleri ve kendine has üslubuyla Türk futbolunun "nevi şahsına münhasır" simalarından oldu. Kulüp başkanlarıyla yaptığı tartışmalar ve gündeme dair çıkışlarıyla futbol kamuoyunda her zaman kendisinden bahsettirmeyi başaran Cavcav, 37 yıl Gençlerbirliği'nin başkanlığını yaptı.
Hayatında bir süre futbol da oynayan İlhan Cavcav, ilk başkanlık tecrübesini Hacettepe'de yaşadı.
İş insanı olarak Ankara'nın büyük sanayicileri arasına girmeyi başaran Cavcav, başkanlık kariyerine başladığı Hacettepe ile yeniden futbola döndü.
Doğduğu Hamamönü Mahallesi'nin mor-beyazlı takımının başına 1975'te geçen Cavcav, aynı yıl kulübün küme düşmesini engelleyemeyince istifa etti.
Yahya Demirel'in 1977 yılında başkanlık yaptığı dönemde Gençlerbirliği Kulübünün yönetim kuruluna giren Cavcav, 1978 yılında kırmızı-siyahlılarda başkanlığa getirildi ancak dönemin yöneticileriyle anlaşmazlığa düşünce görevinden ayrıldı.
Gençlerbirliği'ne 1981 yılında yeniden başkan seçilen İlhan Cavcav, 3. Lig'e düşme tehlikesi yaşayan kırmızı-siyahlı ekibi, kümede tutmak için gayret etti. Türkiye Futbol Federasyonunda dönemin yöneticilerine 2. ve 3. liglerin birleştirilmesi projesini kabul ettiren Cavcav, takımını 2. Lig'de tuttu.
Başkent ekibi, bir sezon sonra Birinci Lig'e (Süper Lig) yükselerek uzun yıllar mücadele etti ve Türkiye Kupası'nı da 2 kez müzesine götürme başarısı gösterdi. Genç ve yetenekli oyuncuları yüksek bonservis bedelleriyle satarak adından söz ettiren duayen başkan, kazandırdığı modern tesis ve borçsuz kulüp yönetimi anlayışıyla da futbolda örnek oldu.
İlhan Cavcav, başkanlığı döneminde sık sık teknik direktör değiştirmesiyle tanındı.
Teknik direktör değişikliğini "taktik" gibi kullanan Cavcav, görev süresinde 42 farklı teknik adamla çalıştı. Başkanlık koltuğunda oturduğu 37 yılda 56 teknik direktör değişikliğine giden İlhan Cavcav, kırmızı siyahlı takımı bu süreçte en çok Mesut Bakkal'a emanet etti. İlhan Cavcav, sağlık problemlerine karşın yaşamının son günlerinde de futboldan uzak kalamadı.
Doktorların uyarılarına rağmen statta battaniyeye sarılarak soğuk günlerde de maç izlemeye devam eden ayrıca yaşlılığa bağlı hastalıkları da bulunan Cavcav, 22 Ocak 2017'de Ankara'da yaşamını yitirdi.