Dünya genelinde her yıl 720 binden fazla kişi intihar nedeniyle yaşamını yitiriyor. İntihar, 15-29 yaş grubunda üçüncü büyük ölüm nedeni olurken, intiharların yüzde 73’ü düşük ve orta gelir düzeyine sahip ülkelerde gerçekleşti. Uzmanlar, intiharların önlenebilir ve kontrol edilebilir olduğuna dikkat çekerek, risk altındaki kişilerin erken fark edilmesi, uygun desteğe yönlendirilmesi ve toplumdaki damgalamanın azaltılması için “konuşmanın” önemine vurgu yaptı.
10 Eylül Dünya İntiharı Önleme Günü nedeniyle Ankara Tabip Odası üyeleri Dr. Dilek Aslan, Dr. Emel Sakınç Çağlar, Dr. Gülsüm Zuhal Kamış ve Dr. Bayazıt İlhan’ın katkılarıyla hazırlanan bilgilendirme notunda, intiharın küresel ölçekte önemli bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekildi.
İntiharın önlenmesi için halk sağlığı müdahalelerine ihtiyaç olduğu belirtilen değerlendirmede, sorunun boyutunun farklı göstergeler üzerinden ele alındığı kaydedildi. Belirli bir yıl içinde her 100 bin nüfus başına düşen intihar sayısının “kaba intihar hızı” olarak tanımlandığı değerlendirmede, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) her iki cinsiyet için 2021 yılı verilerini esas alarak 2026 yılında yayımladığı haritada ülkelerin intihar hızlarına yer verildi.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri de değerlendirilerek, “Türkiye’de 2025 yılında kaba intihar hızının 100 bin nüfusta 5,36 olarak gerçekleştiği” ifade edildi.
İntihar riskini artıran faktörler
İntihar ile ruhsal hastalıklar arasında güçlü bir ilişki bulunduğu belirtilen değerlendirmede, özellikle yüksek gelir düzeyine sahip ülkelerde depresyon ve alkol kullanım bozuklukları gibi ruhsal hastalıkların yanı sıra daha önce yaşanmış bir intihar girişiminin önemli risk faktörleri arasında olduğu ifade edildi.
Bununla birlikte intiharların yalnızca ruhsal hastalıklarla açıklanamayacağına dikkat çekilerek, “Çok sayıda intihar vakasının ekonomik sorunlar, kronik ağrı ve hastalıklar gibi stres durumlarıyla başa çıkma yeteneğinin bozulduğu, özellikle de kriz anlarının yaşandığı dönemlerde ortaya çıkabildiği” belirtildi.
Çatışmalar, afetler, şiddet, kayıplar ve istismar gibi travmatik yaşam olayları ile intihar davranışı arasında da ilişki bulunduğu kaydedilirken, “incinebilir gruplarda intihar görülme sıklığının daha yüksek olduğuna” dikkat çekildi.
“İntiharlar önlenebilir ve kontrol edilebilir”
Değerlendirmede, intiharların önlenebilir ve kontrol edilebilir olduğu vurgulandı. İntiharı ve intihar girişimlerini önlemek için bireysel ve toplumsal düzeyde etkili, kanıta dayalı müdahalelerin uygulanması gerektiği belirtildi.
Hekimler bu kapsamda şu önerileri sıraladı:
-İntihar amacıyla kullanılabilecek ateşli silah, pestisit ve benzeri araçlara erişimin engellenmesi,
-İntiharın sorumlu bir şekilde haberleştirilmesi için medya ile iş birliği yapılması,
-Risk grubunda bulunan adolesanların sosyal ve duygusal açıdan yaşam becerilerinin geliştirilmesi,
- İntihar davranışına eğilimi bulunan kişilerin erken dönemde teşhis edilmesi, değerlendirilmesi, yönetilmesi ve takip edilmesi…
“Damgalama yardım aramayı geciktiriyor”
İntiharların önlenmesindeki en önemli güçlüklerden birinin toplumdaki damgalama olduğu belirtilen değerlendirmede, “mental sorunlar ve intiharlarla ilgili damgalamanın, intihar riski bulunan kişilerin yardım arama davranışını geciktirdiği ve kimi zaman engellediği” ifade edildi.
Bir diğer sorunun ise intiharlarla ilgili mevcut durumun değerlendirilmesinde kullanılan verilerin kalitesi olduğu kaydedildi. Küresel düzeyde veri kalitesinin düşük olduğu belirtilirken, DSÖ’nün ülke düzeyinde tahminlerinin bulunduğu aktarıldı.
10 Eylül’ün teması: “Konuşmaya başlayın”
Toplumsal farkındalığın artırılması için çeşitli yollar bulunduğu, bunlardan birinin de konuya özel bir günün bütün dünyada belirlenmesi olduğu belirtildi. Her yıl 10 Eylül Dünya İntiharı Önleme Günü’nün, intiharların önlenmesine ilişkin farkındalık oluşturmak amacıyla etkinliklerin düzenlendiği gün olarak kabul edildiği hatırlatıldı.
2024 yılından bu yana Dünya İntiharı Önleme Günü’nün temasının şu şekilde belirlendiği aktarıldı:
“İntiharlarla İlgili Anlatıyı Değiştirmek ve Eylem Çağrısı: Konuşmaya Başlayın. Dolayısıyla; konuşmaktan, paylaşmaktan korkmayalım.”
Bu tema doğrultusunda şu değerlendirme yapıldı:
“Bu tema, hepimizi intihara ilişkin yanlış inanışları sorgulamaya, damgalamayı azaltmaya; açık, anlayışlı ve empati yaparak kurulan bir iletişimle insanların yaşadıklarını dile getirebildikleri ve yardım arayabildikleri ortamların oluşturulmasını teşvik etmeye çağırmaktadır.”
Değerlendirmede, “konuşmaktan, paylaşmaktan korkmayalım” çağrısı yapılarak, intihar hakkında konuşulabilir bir konu haline geldikçe damgalamanın azalabileceği ve intiharların önlenmesine katkı sağlanabileceği vurgulandı.
Risk altındaki kişilerin yardım aramasının kolaylaşmasının, desteğe ihtiyaç duyan bireylerin uygun hizmetlere yönlendirilmesinin ve yardım almasının önünün açılabileceği de belirtildi.

Konuşma bireyselden kamusala dönüşebilir
Artan toplumsal farkındalığın, intiharların önlenmesi konusunun kamusal politikalar içerisinde daha fazla yer almasını sağlayabileceği ifade edilen değerlendirmede, “Böylece bireysel düzeyde başlayan konuşmanın, toplumsal ve kurumsal düzeyde önleyici bir yaklaşıma dönüşebileceği” kaydedildi.
Değerlendirmede, “İntiharların önlenmesi için politikaların geliştirilmesi, toplumda farkındalığın artırılması, sağlık hizmetleri içinde konuya ilişkin farkındalığın güçlendirilmesi ve eğitim olanaklarının iyileştirilmesi gerektiğinin” de altı çizildi. Bu süreçte toplum katılımının sağlanmasının da son derece önemli olduğu vurgulandı.
“Hekimlerin ruh sağlığı da göz ardı edilmemeli”
Bilgilendirme notunda sağlık çalışanlarının, özellikle hekimlerin ruhsal sağlığına da özel olarak dikkat çekildi.
Hekimlerin de ruhsal hastalıklar ve intihar riski konusunda yardıma gereksinim duyabileceği belirtilirken, yaşadıkları ruhsal güçlükleri dile getirebilmelerinin, gerektiğinde yardım arayabilmelerinin ve uygun ruh sağlığı hizmetlerine güvenli ve zamanında erişebilmelerinin önemine dikkat çekildi.
Değerlendirmede, “Hekimler arasında ruhsal sorunlara ve yardım aramaya ilişkin damgalamanın azaltılması, meslektaşların risk belirtilerini fark edebilmesi ve destekleyici çalışma ortamlarının oluşturulmasının, hekimlerin ruh sağlığının korunması ve hekim intiharlarının önlenmesi açısından önemli olduğu” ifade edildi.
Yardım edebilmek kadar yardım alabilmek için de konuşmaya ihtiyaç olduğu vurgulanan değerlendirmede, “Konuşmaya başlayın, konuşmaya başlayalım” çağrısı yapıldı.
Değerlendirmede, "Dünya İntiharı Önleme Günü temasının herkes için uygulanabilir olmasının temel zeminlerinden birinin güçlü kamu sistemleri" olduğunun da altı çizildi.



