Türk Tabipleri Birliği (TTB), İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasında 14-15 saate ulaşan duruşmaların sanıklar, müdafiler ve diğer yargılama öznelerinin sağlıkları ile yargılamaya etkin katılım kapasiteleri üzerindeki etkilerine ilişkin bilimsel değerlendirmesini tamamladı.

TTB’nin değerlendirmesinde, uzun ve aralıksız duruşmaların fiziksel, ruhsal ve bilişsel yorgunluğa neden olabileceği belirtilirken, yargılama koşullarının “yorma” yasağı ve kötü muamele bakımından da değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Fazla kahve tüketimi kemik sağlığını etkileyebilir mi?
Fazla kahve tüketimi kemik sağlığını etkileyebilir mi?
İçeriği Görüntüle

Ttbden Durusmalara Dair Degerlendirme

İBB davasında duruşmalar gece yarısına kadar sürüyor

TTB’nin bilimsel değerlendirmesine göre İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2026/208 E. sayılı dosyasında 17 Ağustos 2026’da başlayan duruşmalar haftada dört gün, saat 10.00’da başladı.

Bazı duruşmaların ise gece yarısını aşarak 00.00, 00.30 ve 01.30’a kadar sürdüğü aktarıldı.

Değerlendirmede, müdafilerin her gün en az 100 kilometre yol kat etmek zorunda kaldığına da dikkat çekildi. Dosyada 53’ü tutuklu sanığın ağır hapis cezalarıyla karşı karşıya olduğu belirtilirken, yargılamanın tüm tarafları açısından yoğun stres ve belirsizlik koşullarının bulunduğu ifade edildi.

"Uzun duruşmalar bilişsel işlevleri etkileyebilir"

TTB, uzun süre uyanık kalma ve yetersiz dinlenmenin kişinin bilişsel işlevleri üzerinde ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.

Bilimsel değerlendirmede; dikkat, hafıza, muhakeme ve karar verme gibi temel bilişsel işlevlerin fiziksel ve zihinsel yorgunluktan olumsuz etkilenebileceği belirtildi.

Uzun süreli uyanıklık ve dinlenme eksikliğinin yanı sıra yoğun stresin de bu etkileri artırabileceği kaydedildi. TTB, söz konusu koşulların taşikardi, hipotansiyon ve hipoglisemi gibi fiziksel sonuçlara da yol açabileceğini aktardı.

"Yorgunluk kişinin kendisini koruma kapasitesini de azaltabilir"

TTB’nin değerlendirmesinde, fiziksel yorgunluk, uykusuzluk ve yoğun stresin birbirini artırabileceği vurgulandı.

Bu durumun kişinin genel işlevselliğinin yanı sıra kendisini koruma kapasitesini de zayıflatabileceği belirtildi. Özellikle tutukluluk, ağır ceza tehdidi, ulaşım yükü ve yargılama sürecindeki belirsizliğin mevcut stres yükünü artırabileceği ifade edildi.

TTB’ye göre bu koşullar, sanıkların kendilerini ifade etme ve haklarını koruma kapasitelerini azaltabileceği gibi müdafilerin de savunma görevlerini etkin biçimde yerine getirmelerini güçleştirebilir.

"Yorgunluk yalnızca hissedilen bir durum değil"

Bilimsel değerlendirmede, sağlık bilimleri açısından yorgunluğun yalnızca kişinin öznel olarak hissettiği bir durum olmadığına dikkat çekildi.

Uzun süre uyanık kalmanın ve yeterince dinlenememenin değerlendirme, karar verme ve kendini ifade etme kapasitesini azaltabileceği belirtildi.

TTB, bu nedenle uzun süren ve ardışık duruşmaların yalnızca çalışma koşulları açısından değil, yargılamaya katılan kişilerin sağlıkları ve etkin katılım kapasiteleri açısından da değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

CMK 148/1 kapsamında “yorma” yasağı hatırlatıldı

TTB değerlendirmesinde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 148/1. maddesine de dikkat çekildi.

Söz konusu düzenlemede sanık ve şüphelinin beyanının özgür iradeye dayanması gerektiği, bunu engelleyici nitelikte “yorma” dahil bedensel veya ruhsal müdahalelerin yasaklandığı hatırlatıldı.

TTB, sağlık bilimleri açısından değerlendirildiğinde uzun süreli uyanıklık, yetersiz dinlenme ve yoğun stresin kişinin iradesini ortaya koyma, değerlendirme ve karar verme kapasitesi üzerinde etkili olabileceğine işaret etti.

"Uzun duruşmalar hâkimlerin muhakemesini de etkileyebilir"

TTB’nin değerlendirmesinde yalnızca sanık ve müdafilerin değil, yargılamanın diğer öznelerinin de uzun duruşmalardan etkilenebileceği belirtildi.

Uzun süreli yorgunluğun muhakeme ve karar verme süreçlerini olumsuz etkileyebileceği ifade edilirken, bunun yargılayan makamlar açısından da dikkate alınması gerektiği değerlendirildi.

Böylece uzun ve ardışık duruşmaların, yargılamaya katılan tüm kişilerin bilişsel ve fiziksel kapasitesini etkileyebilecek bir koşul oluşturabileceği vurgulandı.

" Adil yargılama için yeterli dinlenme koşulları sağlanmalı"

Bilimsel değerlendirmenin sonuç bölümünde, söz konusu duruşma koşullarının sanıkların, müdafilerin ve diğer yargılama öznelerinin fiziksel, ruhsal ve bilişsel sağlıklarını olumsuz etkileyebileceği belirtildi.

TTB, uzun duruşmaların savunma yapma, sorgulama, soru sorma ve beyanda bulunma gibi yargılama faaliyetlerini güçleştirebileceğine dikkat çekti.

Değerlendirmede, adil yargılama süreçlerinin kişilere yeterli dinlenme olanağı sağlayan ve fiziksel, ruhsal ve bilişsel bütünlüklerini gözeten koşullarda yürütülmesi gerektiği vurgulandı.

TTB’den “insan eliyle oluşturulmuş travma” değerlendirmesi

TTB, değerlendirmesinin sonuç bölümünde söz konusu koşulların “insan eliyle oluşturulmuş travma” olarak kabul edilmesinin uygun olacağını belirtti.

Ayrıca bu koşulların Dünya Sağlık Örgütü’nün ICD-10 sınıflandırmasındaki Y07.3 koduyla belirtilen “işkence ve diğer zalimane, insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele” kapsamında değerlendirilmesinin uygun olacağı ifade edildi.

Kaynak: Haber merkezi