Kadın cinayetlerini doğrudan şiddet sahnelerine başvurmadan, hayatını kaybeden bir kadının yokluğunun geride kalanlarda açtığı boşluk üzerinden ele alan "Hayat Ölçüsü", festival yolculuğunun ardından İBB Beyoğlu Sineması’nda film ekibinin katılımıyla düzenlenecek özel gösterimle seyirci karşısına çıkıyor.
Şiddetin kendisine değil, ardında bıraktığı sessizliğe odaklanıyor
Yaklaşık 12 dakikalık bir süreye sahip olan kısa film, iki farklı kuşağı temsil eden İpek ve Gülçin karakterlerinin bir terzi dükkânındaki karşılaşmasını konu ediniyor. İlk bakışta sıradan bir terzi-müşteri diyaloğu şeklinde başlayan ilişki; dükkândaki kumaşlar, dikilmeyi bekleyen yarım bir elbise, mezura ve geçmişe uzanan konuşmalarla birlikte derin bir kayıp duygusunun temsiline dönüşüyor.
Film, kadın cinayetlerini yalnızca anlık bir ölüm ya da medya başlığı olarak değil, yakınlarının gündelik yaşamında süregelen tamamlanamamışlık ve yas süreci olarak işliyor. Şiddet anını göstermek yerine şiddetin ardından yaşamaya mecbur kalan insanların ruh halini merkeze alan anlatı, söylenenlerden ziyade sessizlikleri ve dükkândaki nesneleri hikâyenin bir parçası kılıyor.
Yönetmen Berkay Sarıtaş'ın kurgusunda terzi mezurası, fiziksel bir bedenin boyutlarını belirlemenin ötesine geçerek "Bir insanın yokluğunun yarattığı boşluk ölçülebilir mi?" sorusunu gündeme getiriyor. Yarım kalmış bir elbise ile kesintiye uğramış bir insan hayatını paralel bir eksende buluşturan film, kaybı gündelik hayatın somut detaylarıyla görünür kılıyor.
Paris'ten "En İyi Görüntü Yönetimi" adaylığı
Uluslararası alanda da dikkat çeken "Hayat Ölçüsü", ARFF Paris International Film Festival 2026 seçkisinde yer alarak "En İyi Görüntü Yönetimi" (Best Cinematography) kategorisinde ödüle aday gösterildi. Yurt dışı prömiyerinin ardından Türkiye'deki gösterimlerine başlayan yapım, İBB Beyoğlu Sineması'ndaki buluşmayla sinemaseverlerle bir araya geliyor.





