Bugünkü yazımda değerli dostum Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı, Prof. Dr. Arda Özyüksel’in son zamanlarda çok popüler olan ECMO tartışması hakkında yazdıklarını paylaşmak istiyorum. Kendisine bu aydınlatıcı yazısı için teşekkür ederim.
“Son günlerde sağlıkla ilgili platformlarda sıkça duyduğumuz yeni bir tartışma konusu var: ‘ECMO neden her hastanede yok, neden her hastaya uygulanmıyor?’
Bu sorunun cevabı aslında basit ama bir o kadar da derin. ECMO, yani ekstrakorporeal membran oksijenasyonu, kalp ya da akciğer fonksiyonlarının yetersiz olduğu veya tamamen durduğu ve diğer tedavilere yanıt alınamadığı durumlarda, vücut dışı dolaşım sistemiyle hastaya destek vermeyi amaçlayan çok özel bir tedavi yöntemidir. Ancak bu uygulama, sanıldığı gibi herkes için uygun ya da her yerde hazır bulundurulabilecek bir sistem değildir.
Son dönemde, birkaç tıbbi makale okuyup ardından video platformlarından veya çeşitli dijital kaynaklardan edindikleri sınırlı bilgilerle ECMO konusunda fikir beyan eden hekim/hekim dışı kişiler olduğunu görüyoruz. Bu durum, sosyal medyada ciddi bir bilgi kirliliğine yol açıyor. Oysa ECMO, ciddi bilgi, deneyim, ekip çalışması ve altyapı gerektiren bir girişimdir. Yanlış hastada, yanlış zamanda uygulanması; fayda sağlamaktan çok, telafisi zor sonuçlara neden olabilir. Doğru hastaya, doğru zamanda uygulandığında ECMO’nun farklı yaş ve hastalık gruplarında ortalama %50’ye yakın bir sağkalım avantajı sunduğu bilinmektedir1. Ancak endikasyon hatası yapıldığında, hastalık süreci doğal seyrinden daha ağır bir şekilde ilerleyebilir ve hasta kaybedilebilir.
ECMO sisteminde, kalp ya da akciğerin yapması gereken görev, büyük damarlar aracılığıyla vücut dışına alınan kanın bir cihaz yardımıyla oksijenlendirilmesi ve dolaşıma yeniden verilmesiyle sağlanır. Ülkemizde kalp cerrahisi yapılan tüm merkezlerde ECMO’nun bu işlevini sağlayacak ve her ameliyatta kullanılan kalp-akciğer makinası ve deneyimli ekipler zaten mevcuttur. Nitekim bizim de bu konuda bebek hastalarda yaptığımız bir çalışmada, acil durumlarda standart kalp akciğer makinası ile kurulan hibrid sistemin ECMO’ya alternatif olarak başarıyla kullanılabileceği ortaya konmuş ve bilimsel literatürde yer bulmuştur2.
ECMO uygulaması sırasında hastadan gelen ve hastaya giden kanüllerde pıhtı oluşumunu engellemek için orta-yüksek doz kan sulandırıcı ilaçlar kullanmak gerekir. Bu da özellikle beyin hasarı riski taşıyan veya kanama eğilimi olan hastalarda durumu daha da kötüleştirebilir. Özellikle kalp durması geçiren bir hastada, ilk ve en hızlı etkilenen organ beyindir. Beyin oksijensiz kaldığında 3 ila 5 dakika içinde hasar başlar. Eğer bu sürede kalp masajı başlamamışsa, beyin fonksiyonlarının geri dönüşü mümkün olmayabilir. Bu tür durumlarda ECMO uygulamak sadece beyindeki hasarı artırabilir.
Sonuç olarak ECMO; kanama, enfeksiyon, pıhtılaşma bozuklukları ve çoklu organ yetmezliği gibi ciddi komplikasyon riski taşıyan, yüksek düzeyde deneyim gerektiren, girişimsel bir uygulamadır. Bazı çalışmalarda, yanlış endikasyonla yapıldığında ölüm oranlarının hastalığın doğal seyrine göre daha yüksek olabileceği dahi gösterilmiştir.
Ülkemizde ECMO konusunda bilgi, tecrübe, bilimsel makale sayısı -işin profesyonel anlamda içinde olan bir hekim olarak gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki- dünya standartlarının çok çok üzerindedir. Ancak bu ileri tedavi yöntemini, sanki herkes için her an uygulanabilecek bir mucize gibi sunmak sosyal medya ve internet bilgi havuzunda gereksiz bilgi kirliliğine yol açmaktadır.
ECMO’nun kullanım indikasyonları bellidir: Doğru hasta, doğru zaman ve doğru şartlarda uygulandığında hayat kurtarabilir. Aksi durumda, faydadan çok risk getirir. Her hastanede, her hastaya uygulanması gerektiğini savunmak pratik ve bilimsel olmaktan uzaktır.
KAYNAKLAR
1. www.elso.org
2. Özyüksel A, Ersoy C, Akçevin A et al. Cost-effective usage of membrane oxygenators in extracorporeal membrane oxygenation in infants. Perfusion. 2015;30(3):239-242. doi: 10.1177/0267659114540025.