İlgiyle okunan Ankara’nın rock müzisyenleri serisinin bu bölümü benim için özel bir anlam ifade ediyor. Çünkü, hayattaki en yakın arkadaşım Bülent Erdoğan’ı yazacağım. 1989 ortaokul hazırlıktan beri sınıf arkadaşım ve sonrasında da ömür boyu kopmadığımız, aile olarak çoluk çocuk görüştüğümüz, çocuklarımızın da arkadaş olduğu biri benim için. Hayatımda çok önemli bir yeri olan, beni rock müzik ile tanıştıran ve gitar çalmayı öğreten arkadaşım Bülent Erdoğan.
Bülent Erdoğan 1978 Ankara doğumlu bir müzisyen. Beraber Ankara Milli Piyango Anadolu Lisesi’nden mezun olduk. Kendisi sonrasında iki yıl Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Klasik Arkeoloji Bölümü’nde okuyup, sonra tekrar üniversite sınavına girerek Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girerek 2002 yılında buradan mezun oldu. Mesleği avukatlık. Kendisine ait serbest avukatlık bürosu var. Evli ve iki güzel çocuk babası.
Bülent Erdoğan’ın çaldığı enstrüman gitar ve gitara aşık diyebilirim. Şöyle ifade edeyim hala her gün mutlaka en az bir saat evinde gitar çalışıyor ve bununda faydasını tabii ki görüyor. Çok üst düzey çalıyor Bülent Erdoğan gitarı.
Güncel çaldığı grup “Flying Fox”. Grupta lead gitar çalıyor. Grup beş kişi. Ritm gitar-vokal, bas gitar, davul ve klavyeden oluşan bir klasik rock müzik grubu Flying Fox. Ağırlıkla Pink Floyd, Deep Purple, Led Zeppelin ve Gary Moore çalıyorlar. Bunun yanı sıra Guns’n Roses, Michael Jackson, Alan Parsons vs. de çalıyorlar. Grubun güncel çaldığı mekanlar Beat Rock’N Pub Taurus, Müjgan 100. Yıl ve Manhattan.
Bülent Erdoğan 1996 yılından beri sahne alıyor. 2012 yılına kadar aktif olarak Ankara’nın favori mekanlarında çalmış. Sonra evlenip çoluk çocuk sahibi olunca ara vermiş ve sonra çocuklar biraz büyüyünce 2022 yılından itibaren tekrar müzik grubunu kurarak çalmaya başlamış. “Hayat kısa ve zevk aldığım şeyleri yapmalıyım” mottosu ile yola çıkarak, aile meclisinden de onay aldıktan sonra tekrar sahne almaya başlamış.
Bülent Erdoğan’a favori enstrümanını sorduğumda diğer müzisyenlerden farklı bir cevap verdi ve piyano cevabını verdi. Piyanonun sesini, ezgisini çok sevdiğini ve aslında hep piyano çalmak istediğini belirtti.
Çaldığı enstrüman olarak gitar için Gibson ve modeli Les Paul. Yani gitarın şahı aslında. Kendi pedal “set-up” ı oldukça sofistike ve sound u da bir o kadar etkileyici. Yine çok çeşitli gitarları ve anfileri mevcut. Gibson hariç Fender Stratocaster, Fender Squire Stratocaster ve Donner Jazz gitarı mevcut. Bunun haricinde Marshall Plexi lambalı, Vox lambalı, Marshall transistörlü ve Fender Hot Rod lambalı amfileri mevcut. Ana pedal olarak Marshall Guv’nor (Reisue) ve Marshall Blues Breaker kullanıyor. Bunları boostlamak için MXR GT-OD pedalı kullanıyor. Maxon Tube Drive’da pedal set-up ında yer alıyor. Hendrix Signature Wah pedalı da mevcut.
Bülent Erdoğan’ın dinlediği favori müzik grupları Pink Floyd, Deep Purple, Savatage, Gary Moore. Queensrycyhe, Rainbow ve benzerleri. Çaldığı favori müzik grupları ise yine Pink Floyd, Deep Purple, Led Zeppelin, Guns’n Roses vs. Sevdiği tüm grupların şarkıları repertuarında olduğu için de çok mutlu olduğunu ifade ediyor.
Çalmaktan en çok hoşlandığı favori şarkısı Gary Moore’un “Still Got The Blues” şarkısı.
Gitar çalma tekniği ve tarzı konusunda etkilendikleri Gary Moore, Slash ve Ritchie Blackmore.
Bülent Erdoğan’ın müzik dışı çeşitli hobileri de mevcut. Kitap okumayı, bahçeyle ilgilenmek ve toprak ile haşır neşir olmak, sinema ve tiyatro mevcut. Ezoterik felsefe özel ilgi alanı.
Müzik yapmak Bülent Erdoğan için ne ifade ediyor ne hissettiriyor diye sorduğumda ise sahneyi kendini en doğru ifade edebildiği yer olarak tanımlıyor. Sahnede kendini çok özgür hissettiğini, kendini bulduğunu, hayatın anlamını kavradığını ifade ediyor. Müzik söz konusu olduğunda müziğin bir dil olduğunu, notaların kelimeler olduğunu söylüyor. Nazım Hikmet nasıl şiirlerinde dünyayı, duygularını ifade ediyorsa müziğinde bu şekilde bir ifade etme biçimi olduğunu söylüyor. Meslek icabı dili çok iyi kullanarak kelimeleri doğru ve yerinde kullanabildiğini ama müzik ile ifade etme biçiminin bunun da üstünde olduğunu, dil ile ifade edilemeyecek duygu ve düşüncelerin müzik ile ifade edebileceğine inanıyor. Şu şekilde bir örnek veriyor. Biri aşk acısından bahsettiğinde gözlerin dolmasada, Gary Moore’un “Still Got The Blues” unu dinldeğinde o hüznü ve aşkı anlayarak gözlerinin dolabildiğini söylüyor. Müzik işin özü ile ilgili ve dilden daha üstün bir ifade etme biçimi olduğunu söylüyor.