Gazze’de devam eden dram 7 Ekim 2023’de Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin El-Kassam tugaylarının İsrail genelinde geniş çaplı saldırısı ile başladı ve bugünlere gerçek bir soykırım, insanlık suçu ve savaş suçu olarak geldi. İşin enteresan yanı, İsrail gibi, yüksek askeri ve istihbarat ağına sahip, “demir kubbesi” ile övünen bir ülkenin bu saldırıya nasıl maruz kalabildiği idi. Şahsi düşüncem, istihbarat aldıkları ama bunun planladıkları Gazze’nin işgali için bir rasyonel sayacakları düşüncesi ile olanlara izin verdikleri şeklinde. Zira sonrasında iki yıldır yaşanan dram tüm dünyanın gözleri önünde gerçekleşiyor.

Bir tarafta Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail varken, diğer tarafta kendi kaderine mahkum edilmiş ve yalnızlaştırılmış Filistin halkı var. Yıllardır çözülemeyen bu sorun, hava aracı olmayan hava araçları ile yapılan bir saldırı sonrası İsrail’in vaad edilmiş topraklara sahip olabilmesi için en büyük imkanı Netenyahu Hükümeti’ne verdi.

Amerika Birleşik Devletleri İsrail’e hem askeri destek hem lojistik silah desteği hem maddi destek vererek aynı zamanda uluslararası toplumda bir meşruiyet zemini oluşturmak amaçlı sırt çıkıyor. Peki Birleşik Devletler’in İsrail’e bu kadar yardım etmesinin ve sırt çıkmasının nedenleri neler?

Amerika Birleşik Devletleri’nde Yahudi lobisinin faal ve oldukça kuvvetli olduğu bilinen bir gerçek. Gerçi onlar içinde dahi yaşanan bu drama münferit karşı çıkanlar olduğunu ve çeşitli toplumsal platformlarda bunları açıkladığını biliyoruz. Ama Birleşik Devletler Hükümeti’nde bu duruma sırt çıkan asıl Başkan Trump. Trump’ın sırt çıkışının en büyük nedeni ise Evangelist olması. Hristiyanlar ile Yahudiler arasında aslında en azından fikri ve teolojik bir çatışma mevcut. Bunun sebebi ise Hazreti İsa’nın Yahudiler tarafından çarmıha gerilerek öldürülmesi. Evangelist’ler çok dindar ve kendi fikirleri konusunda oldukça fanatik bir inanç gurubu. Peki Evangelist’ler neden İsrail’e sırt çıkıyor. Bunun sebebi ise İsrail’in o toprakların kendine vaad edildiğini iddia etmesi gibi tamamen dini gerekçeler. Çünkü Evangelist’ler Hazreti İsa’nın tekrar yeryüzüne inmesi için tek gerekliliğin Yahudilerin vaad edilmiş topraklara tekrar sahip olması olduğuna inanıyor. Yani yıl 2025, bir tarafta “o topraklar bize Tanrı tarafından vaad edildi” fikri ile savaş çıkaran bir hükümet, diğer tarafta ise Evangelist ve “Hazreti İsa ancak Yahudiler vaad edilmiş topraklara sahip olursa yeryüzüne tekrar inecek” diye onlara sırt çıkan bir Trump. Herkesin dini inancına saygım sonsuz ve Tanrı ile kişi arasındaki ilişki sadece kendisini ilgilendirir ancak bu durum aslında sadece bir din savaşı ve tek motivasyonu ise dini inançlar.

Peki iş nereye evrildi bugünlerde? Birleşmiş Milletler toplantısında yapılan protestolar, İsrail karşıtı açıklamalar ve Fransa, İngiltere gibi uluslararası toplumda sözü geçen ülkelerin yıllar sonra Filistin’i bir devlet olarak tanımalarına karşın, ortaya 20 maddelik bir Trump planı çıktı. Bu palana göre Gazze tamamen apolitik, Filistin halkının hiçbir şeyde söz sahibi olmadığı, tamamen İsrail güdümüne girdiği ve hem “Gazze Valisi” hem de oradaki uluslararası gücün başkanı Trump’ın olduğu, İsrail’i işlediği tüm savaş suçları ve yaptıklarından aklayan ve İsrail’e istediğini veren bir plan. İşin en “aymazlık” kısmı ise burada görüldü. Trump-Netenyahu görüşmesinde, Netenyahu bu planı sevdiğini, takdir ettiğini ve alkışladığını, hayran olduğunu vs vs açıkladı, Trump’a teşekkür etti ve Trump’a kendisi tarafından “Nobel Barış Ödülü” ne aday gösterilmesi için Nobel Komitesi’ne yazdığı önerme mektubunu takdim etti, Trump’da bu durumdan haberi olmadığını ancak bu durumun kendisini çok mutlu ettiğini söyledi. Herkes mutlu oldu kısaca, sanki sevgi kelebekleri bu adamlae. Sadece “superego” dan oluşan Başkan Trump bu duruma çok sevindi. Zira Birleşmiş Milletler’de yaptığı konuşmada da kendisine yaptığı büyük işler ve bitirdiği sayısız savaş sebebiyle “Nobel Barış Ödülü” verilmesi gerektiğini dile getirmişti. İstediği oldu.

Yani aymazlığa bakın. Bir tarafta savaşı çıkaran ve sayısız insanlık suçu işleyen Netenyahu, diğer tarafta dini ve çıkar gerekçeleri ile ona destek veren Trump. Netenyahu Trump’ı “Nobel Barış Ödülü”ne layık buluyor ve komiteye öneriyor, Trump mutluluktan uçuyor. “Al gülüm ver takke”. “Körler sağırlar birbirini ağırlar”. “Tencere dibin kara, seninki benden kara” gibi çeşitli özdeyişlerle kendilerine diyecek söz bulamıyorum.

Peki ülkemizde bu durum nasıl karşılandı, o daha enteresan. Hükümetimiz planı çok beğendiğini ve takdir ettiğini, destek verdiğini söyledi. Müslüman kardeşlerine her daim “sırt çıkan” devlet büyüklerimiz söz konusu “barış” olunca yine destekledi. Onları apolitize eden tamamen İsrail güdümüne bırakarak, İsrail’i işlediği tüm suçlardan aklayan planı takdir etti. Bu durumda Trump “Nobel Barış Ödülü”nü alsın bence. Ödül törenine de destekleyen tüm ülke başkanları katılsın.