80 yıllık ömrünü Başkent Ankara’da geçiren ve sporla yoğrulmuş bir kişi olarak Ankaragücü’nden sonra Gençlerbirliği’ndeki bilinçsiz davranışa karşı zaman zaman isyan ediyorum.
Sonuncusu şu…
4 sezon sonrasında çıktığı Süper Lig’de bir türlü istikrarı sağlayamayan Gençlerbirliği 4’üncü teknik adam arayışı içine girdi. Şimdi herkes “Bu kulübün gerçek evladı” diye tanımladığı "Metin Diyadin niye gitti?” diyor. Konuyu araştırırken evladım Metin Diyadin telefonlarıma cevap vermedi.
Ben de 16 yaşından beri tanıdığım Metin Diyadin’in en yakınlarından sorunu öğrendim.
Bilindiği gibi geçen haftaki Çaykur Rizespor maçından önce Metin Diyadin, futbolcuların antrenmanlara çıkmayacağını yönetim kuruluna iletti. Yönetimdekiler de en geç Çarşamba günü paraların ödeneceği cevabını verince antrenmanlar yapılmış. Çarşamba günü ödemeler yapılmayınca futbolculardaki sızlanma başkana kadar uzamış. Metin Diyadin, Cuma günü ödemelerin yapılacağı cevabını alınca çalışmalara devam etmiş.
Sonra…
Cuma günü de paralar ödenmeyince Rizespor maçı gelmiş. Takım ilk yarıda 2-0 galip olunca herkes mutluydu.
Ancak…
İkinci yarıda Gençlerbirliği’nden eser yoktu.
Sonuç…
2-0 önde olan Gençlerbirliği 90 dakikayı 2-2 bitirdi. Allah’tan daha fazla süre yoktu.
Bu duruma isyan eden Metin Diyadin soyunma odasında ağzına geleni söyleyince, futbolcuların paralarını ödemeyen Gençlerbirliği yönetimi teknik direktörünün biletini kısa yoldan kesmeyi uygun buldu. Olayın gerçek nedeni, verilen sözlerin zamanında yerine getirilmemesiydi.
Metin Diyadin de mesajında, “Yalan söyleyenler doğru söyleyenlere inanmazlar. Sorunun kendilerinde olduğunu anlamayanlar, çözümü başkalarının huzurunu bozmakta ararlar.” diyor ve işi kestirip atıyor.
Dert yumağımız bir iken, şimdi ikincisi de kucağımızda…