Heykel sanatçısı Nermin Ülker’in Salâh Birsel’in aynı adlı romanından ilhamla hayata geçirdiği yeni kişisel sergisi “Dört Köşeli Üçgen: Yerini Bulamamış Cümlelerin Anıtları”, 16 Ekim 2026 tarihinde sanatseverlerle buluşuyor. Küratörlüğünü Filiz Ağdemir’in üstlendiği sergi, 5 Aralık 2026 tarihine kadar Karaköy Fransız Geçidi’nde yer alan Black Light Gallery’de ziyaret edilebilecek.
Üretim pratiğinde ağırlıklı olarak metal malzemeyi kullanan sanatçı, yeni sergisinde zihinde şekillenmiş ancak toplumsal veya bireysel baskılar nedeniyle dünyaya açılamamış, söylenmesi bedel gerektirdiği için hiç dile dökülmemiş cümlelere heykelsi bir gövde kazandırıyor.

Salâh Birsel’in ironisinden yola çıkılıyor
Sergi, ismini Salâh Birsel’in 1961 yılında yayımlanan tek romanı Dört Köşeli Üçgen'den alıyor. Edebiyat metninde gördüklerini sakınmadan söylediği için toplum tarafından dışlanan ve tepki gören bekçi karakterinin aksine sergi, tam tersi bir eksene odaklanıyor: Söylemenin ödeteceği bedelden çekinilerek hiç kurulamamış, yutulmuş ve yerini bulamamış sözler.
Zihinde tasavvur edilebilen fakat geometrik olarak çizilmesi veya fiziksel dünyada inşa edilmesi imkânsız olan “dört köşeli üçgen” kavramı, heykel sanatının doğrudan karşılık veremeyeceği bir forma gönderme yapıyor. Sanatçı da bu imkânsızlıktan yola çıkarak, zihinde kurulup dünyaya taşamamış sözleri anıt heykeller vasıtasıyla mekânda somutlaştırıyor.

Geleneksel kaide yıkılıyor: İzleyici ile heykel aynı zeminde
Sergide yer alan heykeller, klasik anıt anlayışının aksine herhangi bir kaideye oturtulmadan doğrudan zemin üzerinde sergileniyor. Sözlerin kamusal bir sese veya yüksek perdeden bir propagandaya dönüşmesini engelleyen bu kaidesiz duruş, heykel ile izleyici arasındaki hiyerarşik ve mesafeli sınırı ortadan kaldırıyor. Ziyaretçiyi heykelle ve taşınan sözlerle aynı düzlemde buluşturan bu yerleşim, söylenmemiş sözlerle kurulan bağı içsel bir sorgulamaya dönüştürüyor.
Hem gösteren hem saklayan örtülü metaller
Nermin Ülker’in çok boyutlu yüzey yapıları, geniş boşlukları ve çizgisel hatları birleştiren metal heykellerinde sözler, yapıtların gövdesine gömülü bir biçimde yer alıyor. Dili doğrudan okutmayı değil, sözün kendisini heykelsi ve mekânsal bir varlığa büründürmeyi hedefleyen sanatçı; örtülü ve güç okunan bir biçim dili benimsiyor.
Sanatçının kişisel belleğinde taşıdığı sözleri kamusal bir galeri alanında aynı anda hem açık edip hem de saklaması, yapıtları mahremiyet ile tanıklık arasındaki ince bir eşiğe yerleştiriyor. Bu yapısal tercih, sergiyi gezenlerin aklında "Örtmek sözü koruyor mu, yoksa sansürlüyor mu?" sorusunu canlı tutuyor.
Nermin Ülker hakkında
1974 Karadeniz Ereğli doğumlu olan Nermin Ülker, Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü lisans ve Sanat Kuramı ve Eleştiri Programı yüksek lisans mezunudur. Heykel pratiğinde form, boşluk ve doluluk ilişkisini ev, pencere ve kadın imgeleri üzerinden tartışan sanatçı, son döneminde dil ile heykel arasındaki sınıra odaklanıyor. Maslak Atatürk Oto Sanayi’ndeki atölyesinde üretimlerini sürdüren Ülker’in daha önce açtığı kişisel sergiler arasında Penceremden (2013), Pencereler (2016), hané (2019), Yuvarlağın Köşeleri (2023) ve Gözün Kayıp Oyuğu (2026) bulunuyor.



