Başkent ekibi, daha önce 4 kez Süper Lig’e yükselmesine karşın, müzesinde sadece 2 adet 1. Lig Şampiyonluğu Kupası vardı.
Eskiden 1. Lig, gruplar halinde oynanır, her grubun şampiyonu Süper Lig’e çık...
Başkent ekibi, daha önce 4 kez Süper Lig’e yükselmesine karşın, müzesinde sadece 2 adet 1. Lig Şampiyonluğu Kupası vardı.
Eskiden 1. Lig, gruplar halinde oynanır, her grubun şampiyonu Süper Lig’e çıkardı.
Ankaragücü önce 1968-1969 sezonunda, sonra da 1976-1977 sezonunda grubunu şampiyon olarak tamamlayarak Süper Lig’e yükselmişti.
Müzedeki 2 şampiyonluk kupası da bu sezonlara ait.
Sözün özü Başkent’in sarı-lacivertli ekibi 45 yıl sonra gerçek anlamda yeniden “şampiyon” unvanını kazandı.
Yeniden, şanıyla şerefiyle layık olduğu yerde oynayacak.
Ankaragücü, sezon başından, son maçın son dakikasına kadar liderlik mücadelesi verdiği Ümraniyespor ile ligi aynı puanda tamamladı.
Ümraniyespor’un genel averajı daha iyi olsa da ikili averajda üstün olan taraf Ankaragücü olduğundan, şampiyonluk kupası Başkent’e geldi.
Sezon başında ligdeki takımlara bakıldığında herkesin ortak görüşü Ankaragücü’nü çok zor bir sezonun beklediği şeklindeydi.
İsim olarak güçlü olan takımlar hata yaptı, Ankaragücü ve Ümraniyespor daha az hata yaparak el ele Süper Lig’e yükseldiler.
Şampiyonluğun mimarı, zor ekonomik koşullara rağmen Sportif Direktör Emre Yıldız ve Teknik Direktör Mustafa Dalcı’nın tüm transfer isteklerini yerine getiren, sezon boyunca sıcak para akışının sürmesini sağlayan Başkan Faruk Koca oldu.
Ne kadar eleştirsek de bu kadroyu kuran Emre Yıldız ve Mustafa Dalcı’ydı.
Eveleyip gevelemeden ikisini de kutluyorum.
Mustafa Dalcı, evet hiçbirimizin içine sinecek futbol oynatmadı ama çok çok iyi bir şey yaptı.
Futbol takımında normalde generallerle askerler eşit dağılmalı.
Ama Ankaragücü kadrosu, argo deyimle “kaşar”, “papaz”, kibar deyimle neredeyse tamamı generallerden oluşturuldu.
Bu oyuncuları, kavgasız, gürültüsüz oynatmak, bu oyunculardan bir “takım” yaratmak her teknik direktörün harcı değildi.
Ama o başardı.
Şampiyonluğun bir diğer mimarı, bahsettiğim dönemlerde takımdan ayrılacakken ikna edilen kaptan Erdem Özgenç’ti.
Asistleri, golleriyle Ankaragücü’nde yeniden doğdu, ikinci kez bu kupayı kaldırdı.
Ankaragücü’nü hem ligin en az gol yiyen takımı yaptılar hem de ofansa gol, asist katkısıyla destek verdiler.
Futbol takımının liselilerle maçı, 19 Mayıs etkinlikleri, Boğaz Köprüsü’ne Ankaragücü bayrağı asılması muhteşem ötesi etkinliklerdi.
Katkısı olanların ellerine sağlık.
Bu kulübün kupası Mehmet Yiğiner zamanında parti mitinglerine götürüldü.
Sonuç ne oldu, bir hatasında o parti tarafından hem onun üstü çizildi, hem de Ankaragücü’nün.
Bakıyorum da şampiyonluk kutlamasında yine kürsülerde siyasiler.
Sevgili Başkan, bu ülkede Cumhurbaşkanı’na en yakın kimselerden birisi de sizsiniz.
Onun verdiği görevle de bugün Ankaragücü’nün en tepesindeki isimsiniz.
19 Mayıs Stadı ile ilgili tarih de vererek en az 5 kez temeli atılacak diye vaat verdiniz, bizler de inandık.
Sizin verdiğiniz söz yeterli değil miydi de Cumhurbaşkanı yardımcısını kürsüye çıkartıp, bir söz de ona verdiriyorsunuz.
Bu ne statmış be arkadaş.
Cumhurbaşkanı söz verdi olmadı, Spor Bakanı söz verdi olmadı, başkanımız 5 kez tarih vererek söz verdi olmadı, hala çıkılıyor kürsüye tarih yok, cek cak vaatler.
Neredeyse koskoca Türkiye’de yapılmayan tek stat 19 Mayıs kaldı.