Süreç komisyonun taslak raporu üzerinde çalışma sürüyor. Kayyum, düşünce ve ifade özgürlüğü, geçiş yasası gibi konularda öneriler yer alacak taslak raporda Umut Hakkı da örtülü olarak yer alacak.

PKK’nın feshi ve silah bırakma kararının ardından kurulan Meclis Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmalarında sona gelindi. Ağustos ayı başında kurulan komisyon 6 ayın sonunda ortak raporunu vermek için çalışıyor.

Şu an komisyona katılan partilerin değerlendirmesine sunulan raporu “taslağın taslağı” olarak nitelendirmek mümkün. Özellikle muhalefet partilerinden temsilciler içerikle ilgili bilgi vermese de raporun bu haliyle yetersiz olduğuna dair değerlendirmeler yapıyor. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ile görüşen CHP Grup Başkanvekili Murat Emir de “Biraz daha çalışmaya ihtiyaç var” diyerek bu duruma dikkat çekti.

Yerel yönetimlerde güçlendirme

Edinilen bilgiye göre taslak raporda süreç boyunca çok konuşulan kayyım uygulamalarıyla ilgili bir bölüm yer aldı. Terör suçlarında İçişleri Bakanlığınca dışarıdan bir kamu görevlisi atanması yerine belediye meclisinden bir seçimin doğru olacağı önerilirken demokratik sistem açısından önem taşıyan yerel yönetimlerin güçlendirilmesi için de düzenleme tavsiye edildi.

İfade ve düşünce özgürlüğü vurgusu

Komisyonun çalışması boyunca CHP başta olmak üzere muhalefet partilerinden demokratik ortamın iyileştirilmesi, düşünce ifade özgürlüğünün sağlanması için atılması gereken adımlara dikkat çekildi. Edinilen bilgiye göre taslak raporda bu önerilerin bir kısmı yer aldı.

Bu öneriler içinde, “şiddet içermeyen hiçbir fiilin terör suçu olarak nitelendirilmemesi”, “ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında düzenlenen eylemlerin terör suçu sayılmaması”, “toplantı gösteri yürüyüşleri kanununun hak ve özgürlükleri genişletecek şekilde yeniden düzenlenmesi” başlıkları dikkat çekti.

Bunlar için Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu’nda, -açık, keyfi yorumlara izin vermeyecek- “hukuki belirlilik” ilkesi doğrultusunda ifade özgürlüğünü güçlendirecek düzenlenmeler önerildi. Yine bu kapsamda çok fazla etkinliği bulunmayan insan hakları kurulu gibi kurumların da yeniden yapılandırılarak etkinliğinin arttırılması tavsiye edildi.

Raporda anadil ve vatandaşlık tanımı olmayacak

Komisyon çalışmaları boyunca yapılan dinlemelerde anadilde eğitim-öğretim imkanlarının sağlanması, geliştirilmesi ve vatandaşlık tanımının daha kapsayıcı hale getirilmesi yönünde çeşitli öneriler yapıldı. Edinilen bilgiye göre raporda bu iki konuya da değinilmedi.

Yaklaşık 40 sayfalık raporda bir kez dahi “Kürtçe” ya da “dil” kelimesi yer almıyor olabilir” diyen bir komisyon üyesi bununun nedeninin anayasa tartışması olduğunu söyledi. Komisyon kurulurken CHP’nin “anayasa konuşulmayacak” şartıyla masaya oturduğuna dikkat çeken üyeye göre bu nedenle raporda anayasa değişikliği içeren bir öneri yer almadı.

Ancak sık sık yeni, sivil bir anayasa çağrısında bulunan Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un rapordaki sunuş yazısında tüm siyasi partilere yeni bir sivil anayasa çağrısı yapmasının sürpriz olmayacağı ifade edildi.

Umut Hakkı demeden Umut Hakkı

Meclis Komisyonu raporunda en çok merak edilen başlıklardan biri “Umut Hakkı” ile ilgili. “Umut Hakkı” ölene kadar cezaevinde kalan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanlara belli bir sürenin ardından (25-35 yıl) koşullu salıverilme imkanı sunulması anlamına geliyor. Ancak bu otomatikman tahliye sağlayan bir düzenleme de değil. Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu gibi bir kurul tarafından koşullu salıverilme kararı için “iyi hal”, “uyum”, “ıslah olma” gibi belli kriterlere uygunluk aranıyor. Türkiye’nin bunu uygulaması için de AİHM içtihatları doğrultusunda İnfaz Kanunu ve Terörle Mücadele Kanununda değişiklik yapması gerekiyor.

DEM Parti bu değişiklik çağrısını yıllardır talep ediyor. MHP de konuyu sürecin gereği olarak gündemine aldı. Ancak olası bir düzenleme bugünden kamuoyunda sert tartışmalara yol açma potansiyeli taşıyor. Yine de örtülü de olsa raporda bu konuya değinildiği ifade ediliyor.

Edinilen bilgiye göre taslak raporda açık bir ifadeyle “Umut Hakkı” düzenlemesine dair öneri yer almayacak. Yapılan birçok haberde de buna dikkat çekildi, Umut Hakkı’na “AİHM kararlarının uygulanması” önerisi doğrultusunda dolaylı bir atıf yapılacağı yazıldı. Peki “Umut Hakkı”na raporda nasıl işaret edilecek?

Taslak rapordaki iki kritik madde

Taslak raporu inceleyen komisyon üyelerinden edinilen bilgiye göre iki kritik cümle var. Birinci cümle ceza kanunlarının evrensel hukuk çerçevesinde ele alınmasına dair genel bir ibare, ikinci cümle infaz kanununda koşullu salıverilme ile ilgili nokta atışı bir vurgu içeriyor. Taslak rapor üzerinde bir değişiklik olmazsa bu cümleler raporda şöyle yer alacak:

“Ceza mevzuatının, AİHM ve AYM içtihatları ile Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler doğrultusunda gözden geçirilmesi, infaz adaletini esas alan bir temelde yeniden düzenlenmesi önerilmektedir.”

“İnfaz kanununda koşullu salıverilme şartları dahil olmak üzere ceza hukukunun evrensel ilkeleri kapsamında daha adil daha eşitlikçi ve daha bütüncül bir yaklaşımla ele alınması düşünülebilir.”

Gelecek hafta son hali verilecek taslak rapor komisyon üyeleri ile birlikte basın aracılığıyla kamuoyu ile de paylaşılacak. Ancak aslolan rapor çıktıktan sonra AK Parti ve MHP başta olmak üzere rapora imza atacak siyasi partilerin hangi konularda adım atacağı, nasıl bir yasa teklifi hazırlayacağı olacak.