Yeni Parti İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, yüksek faiz politikalarının Türkiye'de para ve servet transferine yol açtığını savundu. Karabat, "Türkiye'de oluşan dev faiz havuzu, serveti finansal varlığı olan kesime aktarıyor. Bu kaynak üretime, teknolojiye ve istihdama yönelmedikçe gelir dağılımı daha da bozulacak" dedi.

"Türkiye, faiz ekonomisine teslim oldu"

Karabat, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Türkiye'de faiz üzerinden gerçekleşen para ve servet transferlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

SON DAKİKA: Akaryakıtta dev zam pompaya yansıdı! 25 Temmuz güncel benzin, LPG ve motorin fiyatları ne kadar oldu?
SON DAKİKA: Akaryakıtta dev zam pompaya yansıdı! 25 Temmuz güncel benzin, LPG ve motorin fiyatları ne kadar oldu?
İçeriği Görüntüle

"Türkiye, faiz ekonomisine teslim oldu" diyen Karabat, ekonomi yönetiminin yüksek faizi başlangıçta geçici bir politika olarak sunduğunu ancak gelinen noktada faizin üretimden daha cazip bir kazanç kapısına dönüştüğünü savundu.

"Faiz getirileri yaklaşık 9,3 trilyon liraya ulaşıyor"

Karabat, vadeli mevduatta 17,5 trilyon lira, para piyasası fonlarında 3,33 trilyon lira ve serbest fonlarda 5,88 trilyon lira bulunduğunu belirterek, toplam büyüklüğün yaklaşık 26,7 trilyon liraya ulaştığını ifade etti.

Yıllık ortalama getirinin vergi sonrası yüzde 35 olduğu varsayımıyla bu varlıklara bir yılda ödenecek faiz ve fon getirisinin yaklaşık 9,3 trilyon liraya ulaşacağını öne süren Karabat, bu rakamın milli gelirin yaklaşık yüzde 9-10'una denk geldiğini söyledi.

"Üretimden değil, finansal getirilerden besleniyor"

Türkiye ekonomisinin büyüdüğünü ancak büyümenin önemli bir bölümünün üretimden değil, finansal varlık sahiplerine akan getirilerden kaynaklandığını savunan Karabat, yüksek faiz politikasının gelir dağılımını olumsuz etkilediğini belirtti.

Karabat, "Uygulanan politika, topluma 'Üretme, faiz al' mesajı veriyor. Türkiye'de oluşan dev faiz havuzu, serveti finansal varlığı olan kesime aktarıyor" ifadelerini kullandı.

"Yüksek faiz sermayeyi üretimden uzaklaştırıyor"

Yüksek faizin tasarrufu ödüllendirmenin ötesinde sermayeyi üretimden uzaklaştırdığını öne süren Karabat, fabrika kurmak, makine yatırımı yapmak ve istihdam yaratmak yerine parayı faiz araçlarında değerlendirmenin daha düşük riskli ve çoğu zaman daha kârlı hâle geldiğini savundu.

Karabat, "Fabrika kuran, yatırım yapan, ihracat için risk alan ile parasını faiz araçlarına park eden aynı ekonomik ortamda yaşamıyor. Ekonomi politikası, üretimi değil faizi daha cazip hale getiriyor" dedi.

"Faiz gelirinden doğrudan yararlanan kesim yaklaşık yüzde 5"

Karabat, resmi kurumların yatırımcı sayılarını ayrıntılı olarak açıklamadığını belirterek, yaklaşık 3 milyon vadeli mevduat sahibi, 1,7 milyon para piyasası fonu yatırımcısı ve 626 bin serbest fon yatırımcısı bulunduğunu öne sürdü.

Bu grupların önemli bölümünün aynı kişilerden oluştuğunu savunan Karabat, faiz ve benzeri finansal getirilerden doğrudan yararlanan kesimin toplam nüfus içindeki payının yaklaşık yüzde 5 civarında olduğunu iddia etti.

Karabat, buna karşın uygulanan para politikalarının maliyetinin enflasyon, yüksek kredi faizleri ve düşük yatırım iştahı üzerinden toplumun geneline yayıldığını belirtti.

"Kaynak üretime, teknolojiye ve istihdama yönelmeli"

Yüksek faiz politikasının sürdürülebilir büyüme sağlamayacağını savunan Karabat, faiz ve fon getirilerinden oluşan kaynağın üretim, teknoloji ve istihdama yönlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Karabat, "Bu kaynak üretime, teknolojiye ve istihdama yönelmedikçe gelir dağılımı daha da bozulacak, servet serveti büyütecek, çalışarak zenginleşmek ise her geçen gün daha zor hale gelecektir" ifadelerini kullandı.

Yeni Parti olarak bu düzene karşı olduklarını belirten Karabat, "Türkiye fakir bir ülke değil, ancak kaynakları yağmalanan bir ülke" değerlendirmesinde bulundu.

Karabat'ın paylaşımının tamamı şöyle:

"Türkiye'de ekonomi yönetimi, yüksek faizi geçici bir ilaç olarak sundu. Gelinen noktada ise faiz, üretimden daha cazip bir kazanç kapısına dönüştü. Faiz üzerinden yapılan servet transferini gözler önüne serelim. Faiz getirileri, mevduat veya fonlar yoluyla elde ediliyor. Vadeli mevduatta 17,5 trilyon TL, para piyasası fonlarında 3,33 trilyon TL, serbest fonlarda 5,88 trilyon TL bulunuyor. Toplam büyüklük yaklaşık 26,7 trilyon TL, (Serbest fonlarda getiri garantisi olmayan fonlar var ancak çoğunluğu yüksek getiri sağlıyor). Yıllık ortalama getirinin vergi sonrası yüzde 35 olduğu varsayıldığında bu varlıklara bir yılda ödenecek faiz yaklaşık 9,3 trilyon TL ediyor. Bu, birçok bakanlığın bütçesini katlayan, başlı başına devasa bir servet transferi anlamına geliyor.

Yıl sonunda milli gelirin yaklaşık 100 trilyon TL olması bekleniyor. Yaklaşık 9,3 trilyon TL faiz ve fon getirisi, milli gelirin yüzde 9-10'una denk geliyor. Ülke, büyüyor ama büyümenin önemli bir bölümü üretimden değil; finansal varlık sahiplerine akan getirilerden besleniyor. Bu sistemin en büyük sorunu, çalışmadan kazanmayı ödüllendirmesi. Fabrika kuran, yatırım yapan, ihracat için risk alan ile parasını faiz araçlarına park eden aynı ekonomik ortamda yaşamıyor. Ekonomi politikası, üretimi değil faizi daha cazip hale getiriyor.

Resmi kurumlar, tekil yatırımcı sayılarını ayrıntılı açıklamıyor. Ancak elimizdeki veriler yaklaşık olarak şunu gösteriyor, yaklaşık 3 milyon vadeli mevduat sahibi, 1,7 milyon para piyasası fonu yatırımcısı ve 626 bin serbest fon yatırımcısı var. Bu grupların önemli kısmı aynı kişilerden oluşuyor. Türkiye'nin nüfusu 86 milyon. Faiz ve benzeri finansal getiriden doğrudan yararlanan kitlenin toplam nüfus içindeki payı büyük olasılıkla yüzde 5 civarında. Buna rağmen uygulanan para politikalarının maliyeti enflasyon, yüksek kredi faizi ve düşük yatırım iştahı üzerinden toplumun tamamına yayılıyor.

Tartışmalar, genellikle bireysel mevduat sahipleri üzerinden yürütülüyor. Oysa perde arkasında 220 bin kurumsal yatırımcı, 4,12 trilyon TL fon portföyünü yönetiyor. Kurumsal yatırımcılar çeşitli vergi avantajlarından ve profesyonel finansal yapılardan yararlanarak, bu sistemin en büyük kazananları arasında yer alıyor. Yüksek faiz sadece tasarrufu ödüllendirmiyor. Sermayeyi üretimden uzaklaştırıyor. Yeni fabrika kurmak, makine almak, istihdam yaratmak yerine parayı faiz araçlarında değerlendirmek daha düşük riskli ve çoğu zaman daha karlı hale geliyor. Bu tablo sürdürülebilir büyüme üretmez.

Ekonomi yönetimi sık sık yatırım, üretim ve istihdam hedeflerinden söz ediyor. Ancak uygulanan politika, topluma 'Üretme, faiz al' mesajı veriyor. Bu nedenle özel sektör yatırımlarındaki zayıflık tesadüf değil. Evet, yaklaşık veriler üzerinden durumu aktardık. Ama görünen tablo net. Türkiye'de oluşan dev faiz havuzu, serveti finansal varlığı olan kesime aktarıyor. Bu kaynak üretime, teknolojiye ve istihdama yönelmedikçe gelir dağılımı daha da bozulacak, servet serveti büyütecek, çalışarak zenginleşmek ise her geçen gün daha zor hale gelecektir. Her zaman şunu söylüyoruz... Türkiye fakir bir ülke değil, ancak kaynakları yağmalanan bir ülke... Yeni Parti olarak bu düzene dur demek, servet transferine son vermek ve adil gelir dağılımı sağlamak üzere yola çıktık. Hazırız, geliyoruz..."

Kaynak: Haber merkezi