Metiner ERDEM  İşten, stresten tamamen uzak bir tatil yapayım istedim. Bilgisayarı özellikle yanıma almadım. Alsam biliyorum yazmadan duramayacağım, gereksiz polemiklere...

Metiner ERDEM  İşten, stresten tamamen uzak bir tatil yapayım istedim. Bilgisayarı özellikle yanıma almadım. Alsam biliyorum yazmadan duramayacağım, gereksiz polemiklere gireceğim. Tabi insanın iş konusu Ankaragücü olunca, stresten uzak kalmak ne mümkün! Sadece sosyal medyayı göz ucuyla takip etmek bile insanı yoruyor. Taraftar sosyal medyada da gruplaşmış. Bir grup dışında kimseyi eleştirmiyorum. Biliyorum ki herkesin ana düşüncesi Ankaragücü’nün başarılı olması. Sadece bu düşünceyi ifade ediş yöntemleri farklı. En kalabalık kesim koşulsuz destek olanlar. Bunlara göre her transfer, her icraat mükemmel. Başkan, yönetim, teknik direktör, sportif direktör, futbolcular süper ötesi işler yapıyor. Transfer edilen her futbolcu ya Messi, ya da Ronaldo ayarında. Eleştirilere karşı tahammülleri yok. Lig başlasın, takım kötü giderse eleştirirsiniz, şimdi camianın moralini bozuyorsunuz havasındalar. Lig başlayınca iş işten geçmiş olacağı eleştirilerini bile kabullenmiyorlar. Gerçi takım kötü gidince bugün laf ettirmedikleri oyunculara ilk çöp diyenler de bunlar oluyor ama neyse. İkinci kalabalık kesimi, yönetimin yaptığı her işi alkışlayan ama bir türlü teknik direktöre ısınamayanlar oluşturuyor. Onlara göre, Mustafa Dalcı giderse takım sanki şampiyonluğa oynayacak. Bir kesim var onlara hiçbir şey beğendiremiyorsunuz. Transferler kötü, hoca kötü, formalar kötü, icraatlar kötü. Hep eleştiri, hep eleştiri. Onların da yapısı öyle, hoşgörüyle bakmak lazım. Sevindirici olan objektif olanların sayısının azımsanamayacak derecede fazla olması. İyi transferleri, icraatları alkışlıyorlar, beğenmediklerini eleştiriyorlar. Koşulsuz destek isteyenlerin en fazla yüklendikleri kesim de bunlar. Objektifliği ikiyüzlülük olarak görüyorlar. En kızdığım kesim sayıları az da olsa siyasi görüş, inanç üzerinden haddi aşan suçlamalarda bulunanlar. Kimisi iktidar yanlısıdır, kimisi de muhalif. Senin bir yorumunu gider siyasete çeker canını sıkar. Ya da Ankaragücü’nün son yıllarda sosyal sorumluluk adına yaptığı en doğru iş olan “İklim Değişikliği” formasını tasarlayanların inançlar üzerinden suçlanması gibi. Gelelim takımın durumuna. Kayserispor ile hazırlık maçı yapıldı, yayın olmadığı için Kayserili bir meslektaşın telefonundan ve izlenimlerinden takip ettik. İlk maç, adı üstünde hazırlık maçı. Ama Mustafa Hoca, belli ki erken eleştiri almak istemiyor. Kayserispor ideale yakın 11 ile başlarken, Mustafa Hoca yedeklerle başlamayı tercih etti. Kaybetse, mazereti olacaktı. Sonrasında Kayserispor da Ankaragücü de 10’ar oyuncu değiştirdi. İkinci yarı Kayserispor yedeklerle, Ankaragücü bir ara ideale yakın 11’le, sonrasında da gençlerle sahadaydı. Değişen bir şey olmadı. Ankaragücü’nde transferlerin yüzde 80’e yakın kısmı yapıldı. Ligde kimin hangi performansla oynayacağını şimdiden kestirmek oldukça zor. Lig maçlarındaki performansları görmeden yorum yapmanın anlamı yok. Benim düşüncem, Ankaragücü sezon başında oldukça zorlanacak. Sebebi de geçen sezon çok kısa vadeli planlama yapılması. Başkan Faruk Koca’nın en büyük eksisi, kulübe gelir sağlayacak uzun vadeli projelere hiç yönelmemesi. Hep sponsorluk, kamu kaynakları, borçlanma gibi kısa vadeli çözümlerin peşinde. Şu ana kadar bir nebze başarılı oldu, ama nereye kadar.