Metiner ERDEM Ankaragücü, sezonun ilk maçında Konyaspor ile sahasında golsüz berabere kaldı. Bilmiyorum size de oldu mu ama maç sabahından akşamına kadar içimde bir sıkın...

Metiner ERDEM Ankaragücü, sezonun ilk maçında Konyaspor ile sahasında golsüz berabere kaldı. Bilmiyorum size de oldu mu ama maç sabahından akşamına kadar içimde bir sıkıntı vardı. Nasıl olmasın! 15 yeni transferle yepyeni bir takım, tartışılan bir teknik direktör, hafta içi ve saati geç olduğundan en büyük gücü taraftarından mahrum olma ihtimali olan bir maç oynanacaktı. Rakip ise Avrupa Kupaları’nda fırtına gibi esen, herkesin teknik direktörüne gıpta ile baktığı, geçen sezon Süper Lig’in içinden geçen kadrosunu büyük oranda korumuş Konyaspor’du. Dayanamadım maçın 2-2,5 saat öncesinden Eryaman’a gittim. O saatte tribünler henüz dolmamıştı, biraz endişelendim. Deplasman taraftarını özlemişiz, haklarını teslim edelim bin kadar Konyaspor taraftarı maç boyu müthiş performans gösterdiler. Futbol taraftarla güzel diye, performansları canımı sıksa da keyifle onları da izledim. Maçın başlama düdüğü ile birlikte Ankaragücü hakkında içime sıkıntı bastıran, gece uyutmayan tüm endişelerim bir anda yok oldu gitti. Sanki Premier Ligi maçındaymışım gibi hissettiren bir Ankaragücü vardı sahada. Pedrinho’nun olağanüstü güzel pasları, Marlon’un, Oğuz’un bindirmeleri, Abdullah’ın bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi, Zahid’in müthiş kilit pasları… İlk 25 dakika skor en az 3-0 olabilirdi. O dakikalarda en güzel yorumu da meslektaşım Mert Dokuzoğlu yaptı, “Abi Barcelona’yı mı izliyoruz” sözü basın tribünündeki herkesin yüzünü gülümsetti. O sakinliğiyle tanınan İlhan Palut hoca, sinir küpüne dönmüştü. Sürekli oyuna müdahale etmeye çalışıyordu ama yaptığı hiçbir müdahale sonuç vermiyordu. Mustafa Dalcı’nın takımı ise saat gibi çalışıyordu. Ankaragücü’nün ikinci yarıdaki etkisizliğinde Pedrinho’nun erken oyundan alınmasının büyük etkisi oldu. Pedrinho, imza töreninde ve Gençlerbirliği maçlarında sessizdi, mutsuz görünüyordu korkmuştum. Bu maçta korkumun ne kadar gereksiz olduğunu gördüm, sevindim. Yorgunluk gözlememiştim ama belki hafif sakatlığı vardı, ondan almış olmalı. Takımın en iyi oyuncusunu henüz 60’lı dakikalarda oyundan almak soru işaretlerine neden oldu. Ankaragücü’nde her oyuncu değişikliğinde takım kalite olarak geriledi. Taraftar bildiğimiz gibi. Yaklaşık 16-17 bin taraftar vardı statta. Birlik olduklarında rakibi de hakemi de baskı altına alabiliyorlar. Kalan dakikalarda herkes kendi gücünü gösterme sevdasında. Ankaragücü artık ait olduğu ligde. Süper Lig’in havası bir başka. İlk maçı izledik tadı damağımızda kaldı, şimdi iki deplasman bir bay haftası derken 20 güne yakın ayrılık olacak. Zaman nasıl geçecek bilemiyorum. Konuk Beşiktaş olacak, eksikler giderilirse bu stattan nasıl çıkacaklar? Şimdiden sabırsızlanıyor insan.