Avrupa siyasetinde yıllardan beri, Fransa ve Almanya’nın ‘İtici güç’ olduğunu, AB’nin gelişmesinde ‘Katalizör rolü’ oynadıklarını söyleriz. Yıllardan beri izlediğim Avrupa politikası, hep ‘Paris-Berlin’ hattı üzerinden şekillenir.

Ama şimdi öyle mi?
Artık yeni bir gerçek var: Motorun sesi Paris’ten değil Roma’dan yükseliyor. Berlin direksiyonu çevirdi, Roma gaz pedalına bastı. Avrupa’nın yeni itici gücü sahneye çıktı. Bu kez sahnede iki isim var: İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz.

Meloni-Merz Dostluğu: Siyasetin Ötesinde…

Avrupa basını son aylarda sıkça yazıyor: Meloni ile Merz’in kişisel dostluğu, Avrupa siyasetinde yeni bir uyum yaratıyor. İki liderin samimi ilişkisi, Merkel-Sarkozy dönemindeki uyumu hatırlatan bir atmosfer doğuruyor. Ancak bu kez tablo farklı: Fransa’nın yerini İtalya alıyor. Meloni ve Merz, sadece devlet adamı olarak değil, kişisel güven ve dostluk üzerinden de yeni bir eksen kuruyorlar. Bu dostluk, Avrupa’nın geleceğini şekillendirecek bir siyasi enerjiye dönüşüyor.

Roma-Berlin Ortak Noktaları

İtalya ve Almanya’nın buluştuğu başlıca noktalar:
- Enerji Güvenliği: İtalya’nın Akdeniz’deki LNG terminalleri ve enerji geçiş projeleri, Almanya’nın Rusya’ya bağımlılıktan çıkış stratejisiyle örtüşüyor.
- Göç Politikaları: Meloni ve Merz, daha sert sınır kontrolleri ve ortak Avrupa göç politikası talep ediyor.
- Sanayi ve Rekabet Gücü: Almanya’nın sanayi devi kimliği ile İtalya’nın üretim ve tasarım kapasitesi birleşerek Avrupa içinde yeni bir rekabet avantajı yaratıyor.
- Savunma ve Güvenlik: NATO ve AB içinde daha koordineli savunma politikaları, özellikle Akdeniz ve Doğu Avrupa hattında ortak çıkarlar doğuruyor.
- AB Reformu: Bürokratik hantallığı azaltacak, daha pragmatik ve hızlı karar alma mekanizmaları için ortak baskı oluşturuyorlar.

AB İçerisinde Planladıkları Adımlar

Roma-Berlin hattı, Avrupa Birliği içinde şu hedefleri öne çıkarıyor:
- Enerji bağımsızlığını sağlamak ve Akdeniz’i Avrupa’nın enerji kapısı haline getirmek.
- Göç krizine ortak çözüm üretmek, yük paylaşımını adil dağıtmak.
- Sanayi politikalarında ortak yatırımlarla Avrupa’nın rekabet gücünü artırmak.
- AB’nin karar alma süreçlerini hızlandıracak reformlar yapmak.
- Güvenlik ekseninde daha koordineli bir Avrupa yaratmak.

Meloni ve Merz’in kişisel dostluğu, bu hedeflerin hayata geçirilmesinde bir katalizör işlevi görüyor. Liderler arasındaki güven, ülkeler arasındaki iş birliğini hızlandırıyor.

Macron Ne Yapabilir?

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, bu yeni tablo karşısında zor bir sınavla karşı karşıya. İki ülke arasındaki bu yükseliş ve AB politikasında da giderek ağırlığını artırması karşısında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ne yapabilir?
- Öncelikle kendi ülkesinde siyasi desteğini artırmak zorunda. Zayıf bir liderlik, Avrupa sahnesinde etkisiz kalıyor.
- İspanya veya Benelüks ülkeleriyle yakınlaşarak yeni bir blok oluşturabilir.
- Ya da Meloni-Merz eksenine eklemlenerek üçlü bir denge yaratmaya çalışabilir.
- Tabii bir de mutlaka, tarihsel ağırlığını öne çıkararak, Fransa’nın hâlâ vazgeçilmez olduğunu göstermek isteyecektir.

Ama gerçek şu: Roma-Berlin hattı hızla yükseliyor, Fransa ise bu yükselişi şimdilik izlemekle yetiniyor. Macron’un hamleleri, bu yeni motoru durdurmaya yetmeyecek gibi görünüyor.

Avrupa’nın yeni motoru artık Roma-Berlin hattında çalışıyor. Giorgia Meloni ve Friedrich Merz’in kişisel dostluğu, enerji, göç, sanayi ve güvenlik politikalarında ortak vizyonla kıtayı ileri taşımaya hazırlanıyor. Fransa ise tarihin ağır mirasıyla sahnede kalmaya çalışıyor. Ama ışık çoktan Roma ve Berlin’e çevrilmiş durumda. Macron sahnede rol arıyor, fakat seyirciye dönüşmekten öteye gidemiyor. Avrupa’nın geleceği artık Paris-Berlin hattında değil, Roma-Berlin ekseninde yazılıyor.

Tabii şimdilik…