Türkiye Spor Yazarları Derneği Ankara Şubesi ülkenin en uzun soluklu futbol turnuvasına 58’inci kez ev sahipliği yapmanın gurur ve onurunu yaşadı. Başkentin 100 yılı geride bırakan iki köklü çınarı Ankaragücü ile Gençlerbirliği’ni bir kez daha karşı karşıya getiren maçın kazananı kırmızı siyahlılardı ama günün esas galibi dostluk ve Türk futbolu oldu.
Basını ve kulüpleriyle, hazırlık aşamasından başlama vuruşuna kadar, her bakımdan çok zorlu bir turnuvayı yüzünün akıyla geride bıraktı Ankara. Geçen sezon 1. Lig’de yarışan iki takımdan şampiyonluk için favori gösterilen Ankaragücü kendisinden hiç beklenmeyeni yapıp küme düşmüştü. Gençlerbirliği ise alt sıralarda başladığı sezonda Hüseyin Eroğlu’nun göreve gelmesiyle tırmanışa geçmiş ve ikinci sıraya ulaşarak Süper Lig’e terfi etme başarısını göstermişti.
TSYD kupasının bu kez aralarında iki lig düzeyinde fark olan takımları karşı karşıya getirmesi başlı başına bir zorluktu. Ankaragücü, taraftarının önünde kötü skorla sezonu açma riskine rağmen bu maça çıkmayı kabul ettiyse Mustafa Kaplan’ın payını teslim etmek, cesaretini de tebrik etmek gerekir. Genç oyuncuları da “Biz Ankaragücüyüz. Kimseden çekinmeyiz, çıkar oynarız” diyen Kaplan’ın güvenini boşa çıkarmadı. Büyük bölümü 20 yaş altındaki oyuncular, Süper Lig’e hazırlanan Gençlerbirliği karşısında çok koştu, kora kor mücadele ettiler.
Bir kez daha yaşam ve diriliş mücadelesi veren sarı lacivertlilerin istikbali bu gençlere bağlı. Daha şimdiden çoğunun talipleri ortalıkta dolaşmaya, sağa sola telefon etmeye başladı. Kulüp şu anda 14 yaş üzerinde futbolcu transferi yapamıyor. Transfer tahtasının da bir iki yıl daha açılması zor görünüyor. Bu aşamada yönetime düşen bu genç yeteneklerin kıymetini bilmeleri, paralarını pullarını eksik etmeyip ihtiyaçlarını karşılamaları. Belki sezonun ilk haftaları skor bakımından tatmin etmeyecek ama bu gençlerde ışık, bu gençlerde gelecek var.