Ankaragücü bu sezon büyük bir fırsatı acemilikler nedeniyle kaçırdı.

Ligin tamamlanmasına üç maç kala play-off potasına girmeyi başarmıştı ama içeride İnegölspor maçının kaybedilmesi ve peşi sıra Erbaaspor deplasmanından beraberlikle dönülmesi bir çuval inciri berbat etti. Bir de uzatma dakikalarında öne geçilen ve bir dakika içinde gol yenilip berabere bitirilen Şanlıurfaspor deplasmanı vardı ki belki de kader ağlarını o maçta örmüştü aslında. Sarı lacivertliler şu üç maçın sadece birinde acemilik etmese, şimdi bir üst lige yükselmenin mücadelesini veriyor olacaktı.

19-21 yaş aralığındaki futbolcular Görkem Cihan, Fatih Arhan ve Miraç Şimşek fırsatı iyi değerlendirip ilk 11’in değişmezleri oldular. Atakan Güner 8 gol attı, 8 gol pası verdi ama bir o kadar da kaçırması nedeniyle kimi zaman tribünlerin tepkisini çekti. İnişli çıkışlı grafiğini düzeltebilirse seneye katkısı çok daha fazla olacak.

Hüseyin Sevgili ile Mert Can sezon başı yakaladıkları çıkışı sürdüremediler ama umut verdiler. Keza Arda Doğan, Arda Bayram ve Batuhan Gürsoy da devamlılık konusunda problem yaşadılar.

Nispeten tecrübeli oyunculardan Mervan Yiğit 15 gol attı ve 1 asist yaptı. Topu ayağında fazla tutmaktan vazgeçerse ve hocası onu top taşıyacak kanat pozisyonunda değil de tek vuruş golcüsü olarak değerlendirirse eminim ki seneye gol sayısını daha da artıracak.

Sezona en iyi başlayan oyuncu Enes Tepecik, 7 gol 4 asiste imza attı ama son bölümde sakatlıklar nedeniyle 8 maçta formasından uzak kaldı. Belki de onun eksikliği olmasa takım şimdi play-off mücadelesi veriyor olacaktı.

Teknik Direktör Recep Karatepe bazılarına göre çok başarılı, bazılarına göre ise başarısız. Bana kalırsa altyapı ile tecrübelileri harmanlamakta başarılıydı ama taktik düzeyde sorunlar yaşadı. Neticede oyuncular ve teknik kadro yaşadıklarından dersler almıştır ve seneye daha istikrarlı bir tablo ortaya çıkacaktır.

Kulüpte son aylarda en çok çaba harcayan isim Başkan İlhami Alparslan, maddi sorunları bir şekilde aştı, her galibiyet sonrası diğer takımlardan fazla prim vererek takımı bir üst lige taşımaya çalıştı. Alparslan’ın ustalık döneminde bu prim sistemini de yeni baştan düzene koyması gerekecek. O primleri maç başı belirlemek yerine toplam rakamı üst lige çıkma hedefine bağlamış olsaydı, bugün o parayı transfer taksitleri için kullanma imkânına sahip olacaktı. Çünkü çok para harcadı ama takım hedefe varamadı.

Takımın 2. Lig’de kalması aslında kulüp adına büyük bir fırsat. Çünkü bu sezon az süre alabilen en az 13 genç oyuncu daha forma mücadelesine girecek. Böylece Ankaragücü öz kaynaklarından yetiştirdiği geniş bir kadroyla 1. Lig’e yükselirken ekonomik yapısı da düzelecek. Bu süreçte yönetim bir taraftan tesisleşme de hamlesine girişmeli ki bir daha bu kulübün sırtı yere gelmesin.